|
 |
|
|
Kayışdağı eteklerinden fotoğraflı hikayeler
Anadolu'nun dört bir yanından iş bulma umuduyla İstanbul'a göç eden ailelerin yaşadığı Kayışdağı Mahallesi'nin sakinleri üniversite öğrencilerine poz verdi, sonra dertlerini fotoğrafların üstüne yazdı
GÖKHAN KARAKAŞ
Birkaç yıl öncesine kadar memba sularıyla ünlü Kayışdağı bölgesine Anadolu'dan göç eden ve gecekondularda yaşayan insanların dertlerini dinlemek amacıyla yola çıkan "komşu kapı" Yeditepe
Üniversitesi'nin öğrencileri, vizörlerini mahalle sakinlerine çevirdi, onların yaşamlarını fotoğrafladı.
Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencileri tarafından hayata geçirilen "Kayışdağı'nda Dört Mevsim" isimli projeye 2005'in ilk aylarında başlandı.
Önce Kayışdağı Mahallesi Muhtarı Ali Rıza Işık'tan mahallenin krokisi alındı, fotoğrafları çekilecek aileler seçildi. Ailelerin seçiminde hangi illerden göç ettikleri, sosyoekonomik durumları, yaş durumları göz önünde bulunduruldu.
Proje, Anadolu'nun farklı bölgelerinden Kayışdağı'na göç etmiş ailelerin sosyokültürel profilini çıkarmayı amaçlıyor. Fotoğraflar kimi zaman mahalle sakinlerinin evlerinde, kimi zaman sokakta, mahalle pazarında ya da kahvehanede çekildi. Çekim ev içinde yapılacaksa, sakinlerden evlerindeki en sevdikleri köşeyi belirlemeleri istendi. Daha sonra fotoğraflar basılıp paspartulara yapıştırıldı. Ve aile tekrar ziyaret edildi. Fotoğraflarının altına kendilerine, yaşamlarına, ailelerine, mahalleye dair bir yazı yazmaları istendi. Çoğu kişi içlerinden geldiği gibi fotoğrafların hikayesini kağıda döktü.
Koordinatörlüğünü öğretim görevlisi Kayıhan Güven ve araştırma görevlisi Kader Tuğla'nın yürüttüğü projede, İletişim Fakültesi öğrencileri Burcu Sever, Pınar Akbıyık, Hansel Dönmez ve Sibel Camaz görev aldı.
Şimdi de sergisi açıldı
Projenin son aşaması da üniversitede açılan sergi oldu. "Kayışdağı'nda Dört Mevsim" adı verilen serginin açılışına mahalle sakinleri de katıldı. 2 Haziran'a kadar açık kalacak olan sergide mahalle sakinleri fotoğraflar aracılığıyla hikayelerini anlatma fırsatı bulacaklar. Sergi ayrıca, Kayışdağı eteklerine farklı amaçlarla gelip yerleşen iki komşuyu yani üniversite ile mahalle sakinlerini de buluşturmuş oldu.
Fakültenin Gazetecilik Bölümü Başkanı Prof. Dr. İzzet Bozkurt, serginin öğrenciler açısından çok verimli geçtiğini söylüyor. Bozkurt'a göre insanlar bu sergiyi gezerken, çevresinde ve içinde barındığı farkları da keşfetme fırsatı bulacak.
Muhtar Ali Rıza Işık da mahallede yaşayanların sorunlarını dinleyen öğrencilerin davranışlarının kendilerini çok mutlu ettiğini belirtti.
Proje ekibi de çalışmayı bir sadece fotoğraf projesi olarak tanımlamıyor. Bu çalışmaya, şehrin aynı bölgesini paylaşan, Yeditepe Üniversitesi ile mahalle halkının kaynaşmasının ilk adımı olarak bakıyorlar.
Öğrencilerden Pınar Akbıyık "Ziyaret ettiğimiz evlerde gördüğümüz yakın ilgi ve hoşgörü tüm tereddütlerimizi yok etti" diyor. "Onlara, nereden ve neden İstanbul'a geldiklerini, burada nasıl bir yaşam sürdürdüklerini ve geleneklerini ne şekilde devam ettirdiklerini sorduk. Çoğu farklı iklimden ve kültürden gelen insanlar aynı çevrede, kimliklerini korumaya çalışarak ama geldikleri yeri de tamamen yadsımadan gündelik hayatlarını sürdürüyorlardı."
Mahalleli anlatıyor
"Günde ortalama bin tane posta dağıtırım"
Adem Bal (31, postacı)
Dokuz senedir Kayışdağı Mahallesi'nin postacısıyım. En çok telefon faturası ve kredi kartı faturası dağıtırım. Günde ortalama bin tane posta dağıtırım. Bunun 15-20'si mektuptur. Bu mahallenin adreslerini zarflara hep yanlış yazarlar ama ben buradaki insanları tanığıdığım için yanlış bile yazılsa kime gideceğini anlarım. Günde dört saat dağıtım yapıyorum yürüyerek.
"Spor yaptık, zayıfladık"
Yeter Çelik (60, ev kadını)
Benim okumam yazmam yok. Bu yazıyı gelinim Medine'ye yazdırıyorum. Okumam yazmam yok ama hesabım çok kuvvetli. Bu cimnastik bir okul gibi oldu. Biz her sabah 7 ile 9.30 arası Kayışdağı Mahallesi'nin top sahasında spor yapıyoruz. Gönüllü iki hocamız var. Yazın 50-60 kişiyi buluyoruz. Ama okular açılınca sayımız azalıyor. Ben rahatsızım. Doktor sana spor lazım dedi, faydasını gördim. Spor yaptık, zayıfladık. Sinoplu, Karslı, Bingöllü, Tuncelili, Maraşlı, Sivaslı bir dolu insanla tanışıp arkadaş olduk. Spor yaparken kışın soğuk oluyor, onun için muhtardan kapalı spor salonu istedik.
"Okuma yazmayı kendim öğrendim"
Hikmet Bozer (70, huzurevi sakini)
Bu benim ilk yaş günüm. 70 yaş kutlamam oldu. Okuma yazmayı kendim öğrendim. Eğer yazım kuvvetli olsaydı Kayışdağı'ndaki yaşantımı yazmak isterdim.
"Emekli olunca bu çayevini açtım"
Niyazi Polat (60, esnaf)
1976'da Tokat'tan geldim İstanbul Küçükyalı'ya. 1976'da Kayışdağı'na yerleştim. Buranın ilk temellerini atanlardan biri de benim. Geldiğimde buralarda tek tük binalar vardı. Zamanla gelişti. Benim emekli olma zamanına kadar bu hali aldı. Emekli olunca bu çayevini açtım. Dükkanlarda medyayı takip için bu siyah beyaz televizyonu aldım ikinci elden. Torunlarım bu televizyonu sevmiyor. Onlar günün teknolojisi olan internetle daha fazla ilgileniyorlar.
|
|
|

|