Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 12 Mayıs 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Krizden krize

Sözün Ötesi / Mustafa Tanyeri

Kötü yönetilen ekonomilerin en önemli belirtilerinden biri piyasaların işleyişinde kendini göstermektedir.
Dengeler bozulur ve bir daha da kolay kolay düzelmez.
Krizler gündelik yaşamımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş farkında değiliz.
Eskiden nasıl yüksek enflasyona alışmış ve duyarsızlaşmışsak bugün de piyasalar krizin en derin noktasında olmalarına rağmen sanki herşey yolunda, her yer güllük gülistanlık.
Oysa piyasalarda müthiş bir deprem dalgası yayılıyor.
Birçok sektörde ciddi üretim ve satış sorunları var.
Esnafın ise büyük ölçüde bitmiş olduğu açıkça görülüyor.
Küçük ve orta ölçekli firmaların çoğu zorda.
Kapanan firmaların yerine kurulan firma sayısı son yılların en düşük seviyesinde.
Böyle bir ekonomide siyasilerin herşeyin yolunda olduğunu söyleyip pembe tablolar çizmeleri ne kadar gerçekçi.
* * *
Ekonomik göstergelerde iyileşme eğilimi başladığında umutlanmıştık. Başbakan sabredin halkın ekonomideki bu iyileşmeyi bütçesinde, cebinde hissetmeye başlayacağı zaman gelecek diyordu.
Şu ana kadar bırakın iyileşmeyi tam tersine her şey daha da kötüye gitti.
Toplumun büyük kesiminin fakirleşme eğilimi hız kazandı.
İnsanlar artık borçla yaşıyorlar.
Yani Türkiye'nin dış dünyadaki durumu neyse vatandaşın hali de aynı.
Borç batağındaki milyonların içinde artık dünün orta direği hatta orta üst gelir düzeyindeki kitleler çoğunlukta.
Memur ve işçinin aldığı maaş utanılacak kadar düşük seviyelerde kaldı.
Sessiz çoğunluk insanca yaşamak için gerekli miktarın çok altında bir gelirle idare etmeye çalışıyor.
Ekonominin orta direği çöktü.
İşsizlik ve yoksulluk korkutucu düzeye ulaştı.
Hep dile getirilen toplumsal patlama fazlası ile yaşanıyor.
Ama bu sessiz bir patlama.
* * *
Hep söylediğimiz gibi gelir dengesizliği Türkiye'nin en büyük ayıbı.
İnsanca yaşam için gerekli geliri vatandaşına sağlamakla yükümlü olan devlet bu adaletsizliği daha da bozmak için elinden geleni yapıyor.
Türk halkı hızla sağlığını yitiriyor.
Reel sektörde bütün dengelerin bozulması toplumun tüm kesimlerinde olumsuz etkiler yaratıyor.
Güvenin sarsılması ve gelecek kaygısı nedeniyle talep, yatırım ve büyüme yönünde tüm planlar askıya alınıyor.
Yaşanan likidite darlığının talep cephesindeki olumsuz yansımaları, özelleştirmedeki gecikmeler, vergi gelirlerinin artmaması Türkiye ekonomisinde yeni bir kısır döngü yaratıyor.
Plastik kartların esiri olan vatandaş aşırı borçlanma nedeniyle zorlanıyor.
Bankalar kart faizlerinin düşürülmesine yönelik taleplere kayıtsız kalıyorlar.
* * *
Hükümetin halkın geçim düzeyinin arttırılması ile ilgili adımları atmakta IMF taahhütleri nedeniyle korkak davranması istikrar programlarının istikrarı sağlamada ne kadar başarılı olduğu konusunda ciddi soru işaretleri yaratmaktadır.
Belki Türkiye makro ekonomik anlamda düzlüğe çıkıyor ama vatandaş uçurumun dibinde çırpınıp duruyor.
Daha kişilikli, daha ulusal daha akılcı bir ekonomi politikası Türkiye'ye uluslararası platformda saygınlık kazandıracaktır.
IMF kıskacındaki bir ülkenin itibarı da maalesef bu kadar oluyor.



ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Kampuse ulaşım çok zorlaştı
Gülünün solduğu akşam
Şiddet manzaraları tesadüf mü? İşte uzmanların görüşleri (1)
Krizden krize





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Banu Şen
Deniz Sipahi
Mustafa Tanyeri

© 2006 Milliyet