Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 12 Mayıs 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Doğan Gazetecilik İcra Kurulu Başkanı Hanzade Doğan'ın konuşması


Bu seneki yıldönümü kutlamamızın bizim için ayrı bir önemi var. Çünkü bugün bir ilk gerçekleşiyor. İlk kez yıldönümümüzü kurumsallaştırdığımız Abdi İpekçi Gazetecilik Ödülü ve Örsan Öymen İnceleme Ödülleri'yle beraber kutluyoruz.

Milliyet Gazetesi 56'ncı yılına çok güçlü giriyor. Gerek tirajımızda yakaladığımız ivme, gerek reklam gelirlerimizdeki artış, gerekse yayın politikamızın Türkiye'deki etkisi ile yükselen bir yolda ilerliyoruz. Dönem dönem siyasetçilerin eleştirilerine maruz kalsak dahi bize en büyük destek Milliyet okurlarından geliyor ve bu sayede daha da cesaretlenip ilkelerimizden vazgeçmeyeceğimizin altını bir kere daha çiziyoruz. Bunun güzel bir örneğini geçen günlerde yaşadık.

Basın demokrasinin güvencesidir. Sadece toplum adına seçilenlerin, yönetenlerin takipçisi olmakla yetinmez, aynı zamanda yarattığı tartışma platformu ile toplumun gelişmesine, ilerlemesine de öncülük eder. Büyük bir sorumluluk taşıyoruz bu yönüyle ve eleştirilere de maruz kalıyoruz. Hatta halkı yeteri kadar düşünmediğimiz yolunda eleştiriler de gelebiliyor. Bazen yaptığımız haberleri bütün kanıtlarıyla ortaya koysak da yine politikacıların eleştirilerine muhatap olmaktan kendimizi kurtaramıyoruz.

Ben Türk demokrasisinin ilerlemesinde basının çok büyük katkıları olduğuna inanıyorum ve basının olumlu yönlerinin, gerçekleştirdiği olumlu işlerin de görülmesini istiyorum. Tekrar altını çizmek istiyorum ki, Türkiye'de yolsuzluklarla savaşta, toplumun ilerlemesinde, ülkenin pek çok sorununun aşılmasında, örneğin töre cinayetlerinin aşılmasında, kız çocuklarının okullulaştırılmasında, yargının bağımsızlığının savunulmasında, insan haklarının savunulmasında, tüm bu konularda basın çok büyük katkılar sağlamıştır.

Eğer özgür basın olmasaydı bugün ne Susurluk ortaya çıkacaktı ne de hayali ihracat dosyaları… Kör bir toplum olarak yaşayacaktık. Tabii ki basına dönük eleştirilere sadece savunma ile yaklaşmamız doğru değil, aynı zamanda dönüp kendimizi de sorgulamamız gerekiyor. Bizler de mesleğimizi nasıl daha iyi icra edebiliriz diye kendimizi sürekli sorgulamalıyız, bu anlamda sürekli gelişime açık olmalıyız.

Ayrıca her şeyi en iyi yaptığımızı kesinlikle savunmamalıyız çünkü özellikle yeni teknolojilerle beraber basından beklenenler de her gün artıyor. Okuru tatmin etmemiz her geçen gün daha da zorlaşıyor. Çünkü gerek internetin gelişmesi gerek cep telefonlarının bile haber aktarımı için kullanılmasıyla karşımıza çok daha talepkar bir okur kitlesi çıkıyor. Dolayısıyla bizler de konularımızda uzmanlaşmalı, okurun değişen taleplerini iyi analiz edip, kendimizi çağa uydurmalıyız.

Basın rekabetin en acımasız yaşandığı sektörlerden biri. Günlük yaşanan tiraj kavgası, haber atlatma dürtüsü, reklam pastasından pay alma çabaları, işimizin bu kadar dinamik olması, uzun yıllardır basında oldukça yıpratıcı bir rekabet kültürü yerleştirdi. Özeleştiri yapalım derken kendimizi belki bu yönden de sorgulamalıyız. Basındaki bu yıkıcı rekabet kültürü basının dışarıdan algılanmasına da zarar verdi.

Bizler basın mensupları olarak yaptığımız iyileri ortaya koymaktansa, birbirimize hep eleştiriyle yaklaştık. Ben önümüzdeki yıllarda aramızdaki rekabetin çok daha yapıcı olmasını temenni ediyorum. Artık bu rekabet kültürünün yerini çok daha yapıcı, pozitif, yeni bir rekabet kültürüne bırakması gerekiyor.

Biz Milliyet olarak buna özellikle dikkat ediyoruz. İyi yapılan bir haberden gocunmak yerine o haberin hakkını vermeli, başka bir gazetenin yaptığı iyi bir kampanyayı yermek yerine o kampanyadan övgüyle bahsetmeliyiz. Biz 56 yıldır kendimizi ispatlamış bir kurum olarak rakiplerimizin olumlu işlerinden gocunmak yerine onların iyi işler yaptıklarını övünerek söylüyoruz. Bunu ileriki yıllarda da devam ettireceğiz. Çünkü yapıcı, ahlaki, akıllı rekabetin hepimize faydası olduğuna gönülden inanıyoruz.

Bu tür bir rekabet anlayışı kısa dönemde bizi zora soksa dahi uzun vadede Türk basın sektörünün daha da yükselmesine sebep olacaktır. Ümit ediyorum ki yapıcı rekabet kültürü ileriki yıllarda Türk basınında zemin kazanacaktır.

Birazdan Abdi İpekçi Yılın Gazetecilik Ödülü'nü ve Örsan Öymen Yılın İnceleme Ödülü'nü dağıtacağız. Ben arkadaşlarımızı şimdiden tebrik ediyorum ve başarılarının devamını diliyorum. Jüri üyelerimize de zamanlarını ayırdıkları için teşekkür ediyorum. Tüm çalışma arkadaşlarıma emeklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Bugün buralara geldiysek, tabii ki, sizlerin sayesinde geldik.


Milliyet Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin'in konuşması



Muhterem konuklar,

Konuşmama başlarken benden önce size hitap eden İcra Kurulu Başkanımız Hanzade Doğan'ın görüşleriyle tümüyle mutabık olduğumu söylemeliyim. Konuşmamı da kendisinin bu görüşlerinden cesaret alarak, bana verdiği destekten güç alarak yapacağımı belirtmek isterim.

Bu tür yıldönümü törenleri, müesseseler için nereden gelip nereye yöneldiklerini, gittiklerini sorguladıkları muhasebe zamanlarıdır da.

Biz Milliyet Gazetesi olarak bu muhasebeyi yaptığımızda, 10 Mayıs 2006 tarihi itibarıyla sağlam bir zeminde durduğumuzu ve geleceğe büyük bir özgüvenle baktığımızı görüyoruz.

Tam 56 yılı geride bırakıp yavaş yavaş 60'ıncı yıldönümümüze doğru yaklaşırken, Türk basınındaki rakiplerimizden belirgin bir şekilde farklılaştığımızı, kendi tayin ettiğimiz bir kulvarda emin adımlarla ilerlediğimize, bu doğrultuda önemli bir mesafe kat ettiğimize inanıyoruz.

Bu kulvar Milliyet'in geleneksel çizgisinin devamıdır. Aynı zamanda Milliyet'in hem Türk basını hem de Türk demokrasisi içindeki tarihsel misyonuyla örtüşen bir kulvardır. Bu kulvar, belirtmemize gerek bile yok, gazeteciliğin evrensel ölçütlerine, etik değerlerine mutlak taahhüt içeren bir doğrultudur.

Nedir bu doğrultu?

Doğru habercilik konusunda, güvenilirliğimiz konusunda çok titizleniyoruz. Hatalı bir haber yazdığımız zaman uykularımız kaçıyor, insanlara haksızlık yaptığımız zaman neden yeteri kadar titiz davranmadığımız konusunda kendimizi eleştirmekten kaçınmıyoruz.

Hatalarımızla yüzleşmesini biliyoruz çünkü, ancak hatalarımızla yüzleştiğimiz zaman bu hataları tekrarlamaktan kendimizi koruyabileceğimizi biliyoruz.

Her sabah güne başlarken elinize aldığınızda güvenle okuyacağınız, "Bu gazete bizi yanıltmaz" düşüncesiyle sayfalarını çevireceğiniz bir gazeteyi hazırlamak hedefiyle yola koyuluyoruz.

Gazetemizin saygınlığı üzerine titriyoruz. Geride bıraktığımız günlerde okurlarımızdan aldığımız büyük destek bizleri büyük bir sevince boğdu. Okurlarımızla güven tazeledik bir bakıma...

Ve Milliyet'in Türkiye için neden çok gerekli bir müessese olduğunu bir kez daha anladık. Okurumuzdan gelen destek dalgası tarihsel misyonumuzu bizlere bir kez daha hatırlattı.

Ucuz magazine, dedikoduya, sansasyona, popülizmin kolaycılığına kaçmadan gerçeklerin üzerine gidebilecek bir gazeteye her zamankinden daha çok ihtiyacı var Türkiye'nin. İşte o gazete bu binanın içinde hazırlanıyor. O gazete, Milliyet Gazetesi'dir.

Yanlış anlaşılmasın, bu magazin yapmayacağımız anlamına gelmiyor. Yeni ve düzeyli bir magazin anlayışını, evinizin kapısından içeri girmesinden rahatsız olmayacağınız ayarda bir magazin kavramını yerleştiriyoruz.

Popülizme kaçmadan da popüler olunabileceğini göstermek istiyoruz; güler yüzlü kalarak da ciddi olunabileceğini göstermek istediğimiz gibi… Yüzümüzdeki tebessümü esirgemeden de ağırbaşlı olabiliriz pekala… Türkiye'de birilerinin de artık çıkıp ağırbaşlı olmayı savunmasının hiç de kötü bir şey olmadığına inanıyoruz. Türkiye'de ağırbaşlı olmakta artık utanacak, alaya alınacak bir şey olmadığını savunabilmeliyiz.

Ancak ciddi olmak hayattan, hayatın renklerinden kopuk olmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda okurlarımızla hayat arasında bir köprü olmayı da amaçlıyoruz. Referans gazetesi olma yolunda ilerlerken pekala tüketici odaklı olabileceğimizi de göstermek istiyoruz. Önümüzdeki dönemde Milliyet'te bunun ayarının daha net bir şekilde kristalize olacağını izleyeceksiniz.

Ve Milliyet biraz da gelenek demektir. Bugün 56'ncı yıldönümümüzü kutlarken Milliyet'le özdeşleşmiş iki efsane gazeteci Abdi İpekçi ve Örsan Öymen'in adlarına verdiğimiz ödüllere ilişkin törenleri de birlikte gerçekleştiriyor olmamız geleneklerimize sahip çıkma kararlılığımızın bir ifadesidir.

Milliyet olarak yarına bakarken Abdi İpekçi ve Örsan Öymen'in geride bıraktıkları mirastan, onların hatıralarından da güç alıyoruz. Böylelikle Milliyet'in geçmişi, bugünü ve geleceği bu törende iç içe geçiyor bir bakıma…

Bu yarışmalarda ödül alan gazeteci ve akademisyenlerimizi de şimdiden canı gönülden kutluyoruz.

Özetlemek gerekirse, Milliyet'i Milliyet yapan tüm değerlerin arkasındayız. Bu değerlerin neler olduğunu uzun uzun anlatmaya ihtiyaç yoktur. Bunlar geride bıraktığımız 56 yıl içinde Milliyet'in kimliğine yerleşmiş ve artık Türk toplumunda da üzerinde konsensüs oluşmuş olan kimlik çizgileridir. Türkiye'nin bazı meseleleri üzerinde toplumda konsensüs olmayabilir ama Milliyet'in kimliği üzerinde Türk toplumunda bir konsensüs vardır.

Kimliğiniz duruşunuzdur. Milliyet duruşu olan, ilkelerinden sapmayan, okurunu yanıltmayan, hangi durumda nasıl tepki vereceği önceden kestirilebilen bir gazetedir. Milliyet dalgalı fırtınalı denizlerde korkmadan, savrulmadan kendinden emin bir şekilde giden bir uçak gemisidir.

Bu kimlikteki, bu duruştaki bir gazete Türkiye'de demokrasinin de cumhuriyetin de en önemli güvencelerinden biridir. Milliyet, demokrasinin ve cumhuriyetin iç içeliğini savunan, bu iki unsurun birbirini tamamladığına, birinin diğeri pahasına olamayacağına, her birinin ancak diğerinin de var olmasıyla ayakta kalabileceğine inanan bir gazetedir.

Milliyet'in işlevini layıkıyla yerine getirmesi Türkiye için çok önemlidir, yaşamsaldır. Hiç tevazuya kaçmadan şunu söylemek istiyorum:

Milliyet iyiye gidiyorsa, endişe etmeyin, Türkiye de iyiye gidecektir…

Biz daha iyiye gidiyoruz ve okurlarımıza güvenle sesleniyoruz:

Merak etmeyin yalnız değilsiniz…





GÜNCEL
Milliyet 56 yaşında
Köylüyü öldüren üsteğmene 30 yıl
Kalp hastalığının % 90'ı insan yapımı
Doğan Gazetecilik İcra Kurulu Başkanı Hanzade Doğan'ın konuşması
AKP'li Halil Ürün vakası
'Polis korkusunu atamıyorum'
Cumhuriyet'e yine bomba
Dink'in sözleri farklı yorumlandı
Giresun'da enfeksiyon şüphesi: 1 bebek öldü
Alışveriş merkezinde Ermenice isim tartışması
Ordu'da eşzamanlı bombalar
Hizbullah'ın harddiskleri çözüldü
Ablası: Öcalan DTP'nin desteklenmesini istedi
Servis bombacıları için müebbet istemi
Nevşehir'de 'Vali vekili kim?' krizi
Sezer'den TRT'ye ikinci veto geldi
Maltepe'de şenlik başlıyor






Melih AŞIK
Müdahil lider...
CHP lideri Deniz Baykal, cumhurbaşkanlığı se...
Hasan PULUR
Okurlarla baş başa...
BUGÜN okurlarımızla baş başayız.
Çetin ALTAN
"Korkutucu" olmak mı, "sevilen" olmak mı?
"Aile" yapısının görünmeyen terazisine şöyle ...


 2003 yılında neler oldu
 2004 yılında neler oldu

© 2006 Milliyet