|
 |
|
|
Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür
"Maç boyunca harika oynayan Oscar Cordoba'ya golü bütün takım yedirdi" diye yazıyordunuz köşenizde. Bir Kayseri ertesiydi. "Top en son kaleciyi geçse de, takım olarak yeniyormuş bu meret" gerçeğini kabul ettiğinizi sanmıştık ki... Meğer tur sevinciymiş hepsi.
Nitekim çok değil tam üç hafta sonra "...maçın başında affedilmez hata yapıp gol yiyen Oscar Cordoba..." yazınızın en süslü cümle başını oluşturuyordu.
Biraz daha kurcalayalım istiyoruz "eski" gazete sayfalarını. Hatırlayalım -ve de hatırlatalım!- turnusol kağıdı cümlecikleri. Hemen korkmayın, sadece birkaç ay geriye gideceğiz.:
- Oscar Cordoba'nın yediği gol hediye oldu. İyi oynarken kötü oyuncu Effa'dan kötü gol yedi. (7 Kasım 2005 - Malatya maçı)
- Beşiktaş'ta herkes iyi oynadı ama kaleci Oscar Cordoba herkesten iyi oynadı. (27 Kasım 2006 - Sivas maçı)
- Cordoba her golü hatalı yiyor. Dikkat!.. (19 Aralık 2005 - Trabzon maçı)
- Kaleci Cordoba çizgi oynayan, Beşiktaş savunmasının sarkık liberosu gibiydi. Topları oyuna (özellikle ayağı ile) harika soktu. (10 Ocak 2006 - GS Efes Cup maçı)
- Asıl önemli mükemmellik ise Oscar Cordoba'nın iki harika kurtarışıydı.... Beşiktaş'ın bu futbolu kimseyi kandırmasın. Bu maçın kahramanı kaleci Oscar Cordoba'dır. (27 Şubat 2006 - Fenerbahçe maçı)
- Yabancı oyuncu konusunda karar ver. Kleberson, Ahmed Hassan ve Cordoba kalsın. (17 Mart 2006 tarihindeki köşesinde Tigana'ya seslenirken)
-Beşiktaş, Kayseri ataklarında harika kapandı. Kazanılan her top oyuna mükemmel sokuldu (savunmada Cordoba-Toraman yıldızlaştı). (18 Mart 2006 - Kayseri maçı)
Görüyorsunuz yorumlarınızla(!) Oscar Cordoba'yı elektrolitin bir hafta anot kıskacına, bir hafta katot kıskacına hapsetmişsiniz. Neye göre? Tabii ki maçın kazanılıp kaybedilmesine göre...
Sadece Cordoba'yı mı?
Del Bosque, Sergen, Tümer... Hadi hepsini geçiyoruz. Geleli 1 ay bile olmamışken Tigana bile cümleciklerinizle bir hafta yerin dibine girdi, bir hafta arşa yükseldi:
- Mösyö Tigana'ya güvenim sıfır! Mösyö Tigana risk almıyor. Yani korkuyor. Mösyö Tigana; savunmadan bir kişi çıkar (İbrahim Üzülmez veya Çağdaş Atan gibi) hücuma bir kişi al. Olay budur!.. (7 Kasım 2005 - Mösyö Tigana korkak!)
- Tigana kendi felsefesiyle geldi. Peki Mösyö Tigana'nın gelmesi ile ne değişti? Beşiktaş risk alarak kazanmak istiyor. Bu tribünlerin hoşlandığı futbol. Beşiktaşlı futbolcuların kalitesine de uygun... (21 Kasım 2005 - Mösyö taktiği)
Ama inanın alışkınız bunlara, çok normal geliyor artık bize... Ahmet Çakar'ın karşısında 20 saniye önce kurduğunuz cümlenin tam tersini kurduktan sonra hiçbir şey olmamış gibi kaşlarınız kaldırarak, ekrandan bize bakmanıza da alışkınız.
Neyse sadede gelelim... İnönü'de şaibe iddiaları arasında maç 1-1 giderken, Sergen hızlı atakları yumuşak ayağıyla yumuşatıp yana ve geriye top yaparken, Tümer "bu takımdan Fenerbahçe'den sonra Galatasaray'ı da deviren Tümer olarak gideceğim" edasıyla bomboş iki arkadaşına top çıkarmak yerine sıfıra yakın bir yerden inanılmazı başarmaya çalışırken...
Son dakikada sizin deyiminizle "topları özellikle de ayağıyla oyuna harika sokan" Cordoba aynı şeyi yapmak isterken topun rakip oyuncuya gitmesi... vs. Hikayeyi hepimiz biliyoruz.
Sonra bir bakıyoruz ki, sahne kapanmamış; yukarıda adı geçen futbolcular (ki yenilgide Cordoba kadar hatalıdırlar), akbaba sürüsü gibi Oscar'ın başına üşüştüler.
Evet, biz futbolcuların onuruyla oynayan, kelle koparan yorumculara(!) alıştık; lakin aynı şeyi bir futbolcuya takım arkadaşlarının yapması ne acayip bir şeydi.
Bu kadarını beklemezdik!
Şeref tribününde en orta koltuktaki patron(!) Ceyar, eseriyle gurur duyuyor muydu bilmiyoruz; ama anlaşılan siz bayağı gururlanmış olmalısınız ki hemen ertesi gün "Hesap ver Cordoba" başlığıyla akbabalar sürüsü içinde yerinizi aldınız. Hakem ve sizin haricinizde bir Allah'ın kulunun penaltı demediği pozisyonda Oscar'ı gagalamaya soyundunuz, Santra programında dozu iyice kaçırdınız.
Biz yine şaşırmadık. Tamam, BJK kongre üyeliğinizle birlikte sürekli övündüğünüz 30 yıllık objektif gazetecilik(!) kimliğinizin hafızası nisyan ile malüldü; fakat boğazımıza kadar battığımız pisliğin sebebini Oscar'a kesecek kadar ileriye gideceğinizi düşünmemiştik. Ama size en güzel yanıtı Oscar Cordoba ve Beşiktaş taraftarı verdi.
Haberiniz var mı?
1888 yılında İngiltere futbol ligi başladığı zaman, takımların ne durumda olduğunu öğrenebilmenin iki yolu vardı. Birincisi maça gitmek, diğeri de bir gazete almaktı. 1927 yılına kadar radyo diye bir şey yoktu ve 1960 yılına kadar ise televizyon haberlerine rastlamak mümkün olmadı. Bu yüzden gazetelerin hiçbir rakibi yoktu. O dönemde spor haberciliği eldeki imkanların en fazlası ile yapılıyordu. 1900'lü yıllardan önce fotoğraf teknikleri yetersizdi. Futbol çok hareketli bir oyundu ve fotoğraf makineleri bu hareketi resme aktaracak kadar iyi değildi. Bu nedenle fotoğrafçılar iyi fotoğraf alabilmek için, futbolcularla birlikte koşuyorlardı. Futbolcular çok hızlı, kameralar ise çok yavaştı. Bu nedenle, gazetelerde okuyucular için fotoğraf yerine ressamlar tarafından çizilen resimler yayınlanıyordu.
***
Vahiy mi geldi?
Galatasaray'ın şampiyon olacağını yine söylüyorum. Pazar günü saat 20.45'te lig şampiyonu Galatasaray olacak, buna tüm kalbimle inanıyorum.
(Galatasaray Futbol Şubesi Sorumlusu Adnan Polat)
Tavsiyenin hası!
Şimdi şapkanı önüne koy Daum. Pamukkale otobüsüne mi binersin, Denizli'ye uçakla mı gidersin bilmem! Gidişin sıkıntılı ama dönüşün muhteşem olmazsa, takımınla birlikte en yakın kiliseye git, futbolcularını da Eyüp Sultan'a yolla. Sen rahibe günah çıkartmak için teklifte bulun, oyuncuların da 'Ne ettik, ne bulduk' diye Allah'ın evinde dua etsinler.
(Ziya Şengül - Star)
Görmemişin kupası olmuş..
Benim Futbol Federasyonu'ndan bir isteğim var. Lütfen bir dahaki sene kupayı Beşiktaş finale kalırsa kulpsuz yapın. Çünkü Beşiktaşlı yöneticilerin biri bir kulpundan, biri öbür kulpundan çekince aklım gitti kupa kopacak, rezalet çıkacak diye.
(Tuğrul Yenidoğan Şeref Tribünü, Haber Türk)
Araştırmacı gazetecilik işte budur!
Malatyaspor Teknik Direktörü Ümit Kayıhan, geleneğini bozmayarak Ankaralı taraftar Baki Şimşek'e kazak alarak uğur denemelerini sürdürdü. Ankaragücü ile oynadıkları maç sonrası kentte kalarak Ankaralı futbolseverlerin yakından tanıdığı Baki Şimşek ile Migros Alışveriş Merkezi'ne giden tecrübeli teknik direktör, Mudo mağazasından Baki'ye kazak ve tişört aldı. Baki'yi uzun yıllardır tanıdığını ve her maç sonrası Baki'ye hediye almanın kendisine uğurlu geldiğini belirten Kayıhan, "Ligde zor günler geçiriyoruz. Önümüzdeki hafta yapacağımız kritik maç öncesi de her zaman olduğu gibi Baki ile alışverişe çıktık. Umarım Baki'nin uğuru devam ediyordur" dedi.
(Anadolu Ajansı)
Sen de herkesi 11'de istiyorsun Abi!
Hasan Kabze ne zaman oyunun sonlarına doğru girdiyse hep gol attı. Dün, bir değil iki gol attı. Ey Gerets, bu futbolcu neden ilk 11 de oynamaz?
(Turgay Şeren - Akşam)
Kıskandın di mi?
Adnan Aybaba: Ya Ziya Abi, beni tebrik etmedin. Türkiye Kupası'nı kazandık!
Ziya Şengül: Adnan, kupanın üstünden 1 hafta geçmiş konuşuyorsun daha ya! Allah Allah...
(Telegol - Star TV)
yakantop@gmail.com
|
|
|

|