Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 12 Mayıs 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Nar kalpler - 2


Sıradan insanlarız biz, en zoru bizimkisi. Limon kokulu çöp torbaları, kirece karşı çamaşır makinesi tozları, banka kredisinde yüzde 0.1'lik faiz indirimi pazarlıkları, çok erken sabah servisi saatleri, üçlü saç bakım setleri, gece "chat"lerinde zayıf bir "Paris'te Son Tango" ihtimali...
Bu ömrün içinden eli yüzü düzgün bir hayat çıkarmaya çalışıyoruz. Kim bilir mezar taşımıza "Zamanı dolana kadar zamanını pek iyi doldurdu! Tebrik ederiz!" yazacaklar, bilemiyoruz...
* * *
Yalnız ölmekte bir numara yok da hangimiz yalnız ölme fikriyle yaşayabilecek kadar çelikteniz?
Bir serüvene heveslensek, başımızın bin türlü belaya gireceğini, muhtemeldir ki elimize yüzümüze bulaştıracağımızı ve bir daha da banka kredi pazarlığına girecek kadar küçülemeyeceğimizi, bir daha çift katlı çelik taban tencerelerin dünyasına sığışamayacağımızı, artık play-station'da kimi dövsek rahatlamayacağımızı, iki hayatın ortasında omuzları düşmüş kalacağımızı... Bal gibi biliyoruz. Bazen o yüzden durdukça bal dökülmüş gibi yapış yapış oluyoruz.
Bu dünyaya gelmiş olmamızın insanlık tarihi açısından yepyeni bir deneyim olma ihtimalinin 7 milyarda 1 olduğunu söyleyip kendimize...
Bu gece de evde oturuyor, erken yatıp ertesi gün etme ihtimalimiz olan bir kavganın senaryosunu kafamızda canlandırırken uyuyakalıp sabah işe gidiyoruz.
İstediğimiz gibi yaşama hayalini bir "yazlık ev kooperatifine" sıkıştırıp yeni yeni taksitlere giriyoruz.
Bazılarımız, gizli gizli, bir gün bir deprem olmasını, bize ait bütün ayrıntıların kaybolmasını ve yeni bir hayatın tek ortalı bir ilkokul defterinin sağ sayfası gibi serin ve temiz başlamasını dilemiyor muyuz? Şimdiki hayat sol sayfalar gibi zira, hep kenarları kıvrık, ne kadar düzeltsen, dirseğini bastırsan kenarına hep kıvrık kıvrık...
Ah! Bu kadar suçluluk duygumuz ve korkumuz olmasa biz ne biçim insanlar olurduk!
* * *
Geçen hafta mıydı, neydi? "Nar kalpler" diye bir yazı yazdımdı. Haberleri geldi, dört kişi, memleketin çeşitli yerlerinde, birbirlerinden habersiz, yazıyı okuyup eşlerinden ayrılmak için aynı gün dava açmışlar.
Olur böyle şeyler. Benim bir şey yaptığım yok elbette. Bilirsiniz, insan işaret arar bazen. Kalbi nar gibi dağılmışsa, toparlayamıyorsa bir işaret görünsün ve doğruyu, yapması gerekeni söylesin ister.
Muhtemelen olan budur, yoksa ben ne kadar yazsam "aile kurumu"nu sarsamam. Nerde o günler? Keşke!
Mesele, serin bir sağ sayfa ihtiyacında. Mesele, sol sayfaların kıvrılmaktaki inadında. Kıvrık düzeltilsin diye bastırılan dirseğin giderek dayanılmaz bir biçimde ağrımasında. Ama başka ve daha önemli bir mesele daha var, laf aramızda.
* * *
Bir hayatı bırakırken kendimizin ne kadarını geride bırakırız? Bunu cevaplamalıyız. Birini bırakırken, yılan gibi kabuğumuzu bırakıp geride, temiz bir deriyle mi başlarız hayata? Ya da sadece derimizin yenilenmesi yeter mi bize? Yoksa "Oldu mu en iyisi olsun, yeni bir 'ben' çıkarıyorum kendimden dışarı" mı demeli insan?
Aynı tekrara düşmemek için aslında, yeni bir hayata başlamak için yeni bir "ben" icat etmek gerek. Yoksa bilirsiniz, insan bir ömür içinden, durmadan, yine, yeniden aynı hayatı çıkarır.
Eğer nasıl yapılacağını öğrenmezsen aslında bütün defterlerin sol sayfası kıvrılır.
İnsanın dirseği, eğer yeni bir "ben" icat etmeden bir hayata başlarsa, yeniden ve belki bu kez daha büyük bir acıyla... Ağrır. Kalp, yeniden, nar gibi, dağılır!

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Çankaya muhalefeti
CUMHURBAŞKANI Sayın Sezer, sosyal güvenlik re...
Çetin ALTAN
"Korkutucu" olmak mı, "sevilen" olmak mı?
"Aile" yapısının görünmeyen terazisine şöyle ...
Melih AŞIK
Müdahil lider...
CHP lideri Deniz Baykal, cumhurbaşkanlığı se...
Fikret BİLA
Baykal: 'Makul AKP'li formülü gerçekçi
İlhan Selçuk'un Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Se...
Hasan CEMAL
Erdoğan, Çankaya, seçim(1)
Başbakan Erdoğan kamuoyu yoklamalarını, seçim...
Güneri CIVAOĞLU
Votka ve tehlike
Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Pyotr Stegniy, "...
Abbas GÜÇLÜ
Ve MEF kapandı...
Dershane sektöründeki rahatsızlık, MEF'in 34 ...
Hurşit GÜNEŞ
Son günlerde neden sallandık?
Son birkaç gündür Türkiye'de piyasalar önemli...
Sami KOHEN
Kim, ne kazanır ...veya kaybeder?
FRANSA Ulusal Meclisi'nin "Ermeni soykırımını...
Metin MÜNİR
Turkcell'de Alfa yüzünü gösteriyor
Turkcell destanına dün yeni bir kişilik daha ...
Faik ÖZTRAK
Büyü bozuldu
Mart ayı ödemeler dengesi rakamları belli old...
Hasan PULUR
Okurlarla baş başa...
BUGÜN okurlarımızla baş başayız.
Derya SAZAK
Sezer'in vetosu
Mezarda emeklilik yasası Çankaya'dan döndü. C...
Meral TAMER
İstanbul'un en görkemli 10 ağacı neden seçilmez?
Gazetedeki masamda enfes bir katalog kitap du...
Ece TEMELKURAN
Nar kalpler - 2
Sıradan insanlarız biz, en zoru bizimkisi. Li...
Güngör URAS
Erzurum'da huzur 'iş ve aş'a bağlı
Mustafa Akyıl, Diyarbakırlı. Eskiden beri pam...
M. Ali BİRAND
Schröder ile ufuk turu
Siyasilerin büyük bölümü çok dikkatlidirler. ...

© 2006 Milliyet