Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Mayıs 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Amaç ve yaşam değerlerini yitirenler ne yapar? (2)

Satır Arası / Deniz Sipahi

Dün kaldığım yerden devam ediyorum. Son yıllarda yaşanan ve artan şiddet olaylarına konunun uzmanları Prof. Dr. Gönül Budak ve Araştırma Görevlisi Olca Sürgevil'in yorumlarının bir kısmını size aktarmıştım. Bugün de sürdürüyorum. Sizin de dikkatinizi çekiyordur.
Sokaktaki, görevinin başındaki, evdeki insan da gergin, toleransı az ve gelecekten umutsuz.
Bu tükenmiş insanlar herkesin kendi çıkarı için çalıştığına giderek daha fazla inandıkça; etraflarındakilere kötü davranmaya, depresif tavırlar sergilemeye başlıyorlar.
Aslında bu tepkiler, insanın kendisinin koruma isteğinden başka bir şey değil. Amacını ve yaşama ilişkin tüm değerlerini kaybetmiş bu insanlar, adeta bir girdap içinde başı boş bir halde trajik bir yok oluşa doğru yol alıyor.
Elbette karamsarlık maskemizi takıp geleceğe öyle bakalım demiyorum. Ama değerlerimizin yeniden yerine gelebilmesi için şimdiden önlemlerimizi almamız gerektiğini söylüyorum.
İşte Budak ve Sürgevil'in yorumları... Kaldığımız yerden...

Toplumun çıldırmış gibi davranması bir tesadüf değil

Yöneticilere, düzene, sisteme güvenini kaybetmiş olan insanlar tükenmiş ve bunun doğal bir yansıması olan şiddete başvurarak çıkış arıyor. Başka bir deyişle, tükenmiş toplumumuz çok ciddi sosyal patlamalara sahne oluyor.
Çocuktan yaşlıya tüm toplum geleceğe karşı umudu kalmadığından, parasızlıktan, işsizlikten, takdirsizlikten, fazla çalışıp az kazanmaktan mutsuz.
Adeta bir toplumsal cinnetin tam ortasındayız.
Toplumumuzda uzun zamandır, değersizlik değer haline gelmiş, gelir dağılımı giderek daha adaletsizleşmiş, ahlaksızlık ve hırsızlık hoşgörü sınırlarını zorlayacak kadar tırmanmış. Toplumsal eğitimde son derece önemli olan televizyon, maalesef yozlaşmış ilişkileri, kadının aşağılandığı, toplum ve aile yapısını derinden zedeleyecek aykırılıkların sergilendiği, şiddet, argo ve küfrün iletişimde etkinliğin bir yolu olarak gösterildiği, doğa üstü olduğu söylenen ve hiçbir zaman kanıtlanma olanağı bulunmayan konularla insanların uyutulduğu, boş hayaller ve gerçekleşmesi mümkün olmayan hayallere kaptırıldığı programlarla dolu.
* * *
Bir yandan çaresizlik, diğer yandan umutsuzluk ve değer diye dayatılan değersizlikler yüzünden çocuklar; bıçak, tabanca taşıyıp argo konuşarak sapkın ve şiddet dolu davranışlar sergilerken, olayın ciddiyetini anlayıp gerekli önlemleri yetkililerin almaması aileleri tüketiyor.
Parasızlık ve işsizliğe, kışkırtılmış tüketim alışkanlıkları eklenince güç arayan yetişkinler, kazandıklarından fazlasını harcama eğilimine girerek kredi kartı cinneti tuzağına düşüyor. Düştükleri çıkmaz derinleştikçe, ailelerine ve kendilerine kıyarak en olmayacak çıkışa yönelebiliyor.
Gücün; mafya davranışı ve aşırı tüketme, marka giyme ve zengin yaşama biçiminde olacağını dayatan yanlış değerler, hırsızlığı, yolsuzluğu ve silahı haklı göstermekte ve şiddet farklı versiyonlarla toplumda giderek yaygınlaşıyor. Para veya silaha sahip insanlar yaşı ne olursa olsun kendisini diğerlerinden üstün tutuyor ve güçlü hissediyor.
Toplumsal şiddetin nedeni, toplumsal tükeniştir. Her toplum bu türden manzaralarla karşılaşabilir. Böyle durumlarda yapılması gereken duyarsızlaşmış ve yaşanan hiçbir şeye aldırmayan bireyi tekrar duyarlı kılacak önlemlerin alınmasıdır.
* * *
Tükenmişlik ve şiddetle mücadele, bu olguların toplumsal bir sorun olarak algılanıp değerlendirilmesiyle başlar. Bir sorunun varlığını kabul etmek ve önemini kavramak mücadelenin başlangıcını oluşturur.
Toplumsal kurumların, toplumsal alt kültürlerin ve toplumu oluşturan bireylerin çatışması; çatışmayı yaşayanların denge durumlarının bozulmasına neden olmaktadır. Kendisini baskı altında hisseden taraflar, çekilme, saldırma, olgun olmayan mantıksız davranışlarda bulunma biçiminde baskıdan kurtulmaya çalışabilirler. Çatışma süresi uzadıkça ve çatışmalar arttıkça davranışlar bireyin tükenmişlik düzeyine göre farklı varyasyonlar şeklinde karşımıza çıkar. Bu nedenle yöneticilerin baskı yaratan nedenleri bularak baskıyı azaltıcı önlemler alması gerekir. Toplumdaki farklılıkları uzlaştırarak, insanları ve grupları birleştirerek, şiddetin nedenlerinin özüne inerek önlemler alınmalıdır.
Tükenmişlik uzun süreli bir süreçtir; bu nedenle tükenmişlikle mücadelede de sabırlı olunmalı ve palyatif çözümlerden çok radikal önlemlerle insanlara kaybettikleri güven duygusu ve umutları yeniden kazandırılmalıdır.

dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Niye biz böyleyiz?
Her şey anneler için
Emeklilik hakkında her şey
Maçları izleyemeyecek
Kanalizasyon suları denize boşaltılıyor
İyi şanslar...
Amaç ve yaşam değerlerini yitirenler ne yapar? (2)





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bülent Buda
Arzu Çetik
Necati Çetiner
Elif Demirci
Özgür Kaynar
Reşat Kutucular
Deniz Sipahi

© 2006 Milliyet