Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Mayıs 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hayal mi?


Siz hiç "arıtma tesisinden geçirilmiş atık suyun ne kadar temiz olduğunu hem görsel hem biyolojik olarak sergilemek için dev bir akvaryuma verildiğini ve orada balık yetiştirildiğini" duydunuz mu?
Ben yeni öğrendim. Bu saygın örneği ayrıntısıyla satırlarımda yansıtacağım.
Avrupa'da, Amerika'da değil, bu topraklardan "çok özel" bir sorumluluk anlayışı bu.
Belki... "Ders" olur.
Haftalar boyu "zehirli atıklar" yazıldı, çizildi, konuşuldu.
Sonra...
"Yurdum insanı" her duyarlı konu gibi bunu da hafızaların tavan arasına kaldırdı.
Arınma sürecinden geçirilen atık suların dev bir akvaryuma verilerek içinde balıkların yetiştirilmesi öyküsü, "tavan arasına kaldırılan dosyaların tozlarını temizler ve yeniden gündeme getirir" umuduyla anlatayım...
...............................
Bu "aydın insan" davranışının altındaki imza, merhum Nejat Eczacıbaşı'nın... Türkiye'de sanayiden kültüre pek çok alanda "ilkleri" ve "iyileri" gerçekleştiren Eczacıbaşı, İpek Kağıt'ın kurucusudur.
Yıl 1979. Fabrikanın bir "geri kazanma ünitesi" bulunmasına rağmen İzmit Körfezi'ni kirletmemek duyarlığıyla "Proses Atık Suyu Arıtma Tesisi" kurulması için düğmeye basar.
Tesis 1981 yılında işletmeye alınır.
Nejat Bey'in sanat tarafı ağır basar.
Ne kadar temiz olduğunu sergilemek ve kanıtlamak için arıtılan suyu sürekli olarak dev bir akvaryuma yönlendirir. İçinde balıklar yetiştirtir.
Su daha sonra denize verilir.
...............................
Nejat Bey yetinmez. Sadece Sanayi Proses Atık Suyu'nun değil, fabrikadan kaynaklanan hiçbir suyun, denizi kirletmemesi için yeni bir tesisi daha devreye sokar.
Duş, lavabo, tuvaletler, mutfak, atölye vb. gibi evsel atık suları için ayrı bir arıtım tesisi, biyolojik arıtım tesisi kurulur. 1984 yılında işletmeye açılır.
Çıkan su, bırakınız balık yetiştirmeyi bir yana, içme suyu kalitesindedir.
O tarihlerden itibaren her iki arıtılmış atık su örnekleri, TÜBİTAK tarafından zamanı belli olmayan periyodik ölçümlerle denetlenmektedir.
Denizden de örnekler alınıp temizlik ölçümleri ayrıca yapılmaktadır.
Dikkat edin...
Bütün bunlar, 30-35 yıl öncesinin duyarlılığı...
Zehirli atık dolu varillerin atıldığı topraklarda bundan neredeyse yarım yüzyıla yakın süre önce gösterilen sosyal sorumluluk ve özenin altını çiziyorum.
................................
Ancak... Burası Türkiye... Akla gelmeyen şeyler olabilir.
Aynı yörede yalısı olan ünlü bir kişi, deniz yüzeyinde oluşan kırmızı renkli muazzam büyüklükte lekeler nedeniyle İpek Kağıt'a kuşku duymaktadır.
Çünkü... Üretimi pembe renklidir.
Yerleşik söylemiyle "resmi, idari ve askeri zevatı" etkileyerek, -belki de öyle sandığı ve arıtma prosesine inanmadığı için- İpek Kağıt tesislerini sürekli suçlar.
Bu arada kırmızı lekelerden numuneler alınmış, laboratuvar incelemeleri yapılmıştır. İçlerinde kâğıt üretiminde bulunan selüloz, kâğıt elyafı, hatta hiçbir elyafla ilişkisi olmayan yağımsı, jölemsi alaşımlar saptanır.
TÜBİTAK'ın araştırmasında bunların, yöredeki konutlardan akan evsel atık sular içindeki azot/nitrojenden beslenen mikroorganizmalar olduğu açıklanır.
80'li ve 90'lı yılların içinde yöredeki yapılaşmayla birlikte çok kullanılmaya başlanılan deterjanların durgun körfez sularında yarattığı bir sorundur.
..................................
Sonuç: Son çare olarak, üretilen kâğıtların pembe renkleri değiştirilir, yeşil ve sarıya dönüştürülür.
Ama... Deniz üzerindeki muazzam kırmızı lekeler hâlâ sürmektedir.
Hâlâ sürüyor.
..................................
Acaba... Yöredeki bütün tesisler arıtmadan geçen atık sularını dev bir akvaryuma yönlendirseler... İçinde balık besleseler, körfez pırıl pırıl olsa diye düşünmek "hayal" mi?

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Karısını döven bir AKP'li!
AKP Konya Milletvekili Halil Ürün Milliyet'in...
Çetin ALTAN
Cumhuriyet'e bomba barbarizmi, ne tür bir kışkırtmaya dilekçe?
Kaç zamandır cumartesi yazılarında bile, lafı...
Melih AŞIK
Suçluların telaşı
Lyon'da Ermeni anıtı, Selanik'te Pontus anıtı...
Fikret BİLA
Büyükerşen 'ittifak' için geniş katılım düşünüyor
Eski Başbakan Bülent Ecevit'in gündeme getird...
Hasan CEMAL
Erdoğan, Çankaya, seçim(2)
Türkiye'de tek partili hükümet dönemi sona mı...
Güneri CIVAOĞLU
Hayal mi?
Siz hiç "arıtma tesisinden geçirilmiş atık su...
Can Dündar
Neden korkmuyorlar?
Acun Ilıcalı, Show TV'de yeni bir programa b...
Abbas GÜÇLÜ
Dershanecilik sektörü fokur fokur (3)
MEF'in kendini feshetme kararı kadar, Arıkan'...
Semih İDİZ
Kıyametin ardından Fransa ile ilişkiler normale döner
Ermeni soykırımı iddiasının reddini cezalandı...
Sami KOHEN
Çocukların dramı...
AB üyesi ve aday ülkelerin liderlerini, alışı...
Metin MÜNİR
Maalesef Metaş'ın küçük ortaklarına müjdem yok
Metaş'ın Uzanlar tarafından satın alınması ha...
Hasan PULUR
Sakıncalı ana-oğul doktorlar...
GEÇEN perşembe günü Milliyet'in 5. sayfasında...
Derya SAZAK
65 yaş
Sosyal güvenlik reformunun emekliliği düzenle...
Meral TAMER
Schröder'le geçirdiğimiz 1.5 saat
Öncelikle Akbank'a teşekkür etmek istiyorum. ...
Tamer HEPER
Durumunuzu gözden geçirin!
Bir okuyucum ev sahibinden dertli. Önce sorma...
Yaman TÖRÜNER
Döviz yükselişe mi geçti?
Mevduatta dövize dönüş eğilimi artıyor. 24 Ni...
Güngör URAS
Kriz yok düzeltme var
Mademki dalgalı kura inanıyoruz, o halde dövi...
M. Ali BİRAND
TMSF, doğrusunu yaptı...
Kim ne derse desin, TMSF çok doğru bir adım a...

© 2006 Milliyet