Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Mayıs 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sakıncalı ana-oğul doktorlar...


GEÇEN perşembe günü Milliyet'in 5. sayfasındaki bir haber sanırız dikkatinizi çekmiştir:
"Sakıncalı doktor, mucize yarattı."
İkinci başlık da şu:
"Türk solunun ünlü ismi Mihri Belli'nin oğlu olan ve sakıncalı bulunduğu için Türkiye'de ihtisas yapamayan Dr. Emre Belli, Fransa'da bir mucizeye imza attı."
* * *
DHA'nın muhabiri Saadet Oruç'un Paris'ten bildirdiğine göre Dr. Emre Belli "Doğuştan kalp anomalisi nedeniyle Türkiye'de ameliyat edilememiş 4 aylık bebeği ailesi Fransa'ya götürmüş, orada çocuk, kalp cerrahisi uzmanı Dr. Emre Belli tarafından ameliyat edilmiş ve yaşama dönmüş..."
* * *
HABERİN başlığı neydi?
"Sakıncalı doktor mucize yarattı."
Sakıncalı olmak, Dr. Emre Belli için yeni bir olgu değil! Babası Mihri Belli ve annesi Dr. Sevim Belli'nin çocuğu olması Türkiye'de ona "Sakıncalı" denmesi için yeter de artar bile...
* * *
YIL 1971, "12 Mart" dönemi; Emre Belli o yıl ilkokulu bitirmiş, ortaokul için Galatasaraş Lisesi ile Fransız okulu Saint Joseph'in sınavlarına giriyor, ikisini de kazanıyor. Sevim Belli, oğlunun Galatasaray'da okumasını istiyor, kayıt için gidiyorlar. Müdür Yardımcısı çocuğun babasını ve adresini soruyor, Mihri Belli o sırada kaçaktır, yurtdışındadır, adam telaşlanıyor:
"Yarın, öbür gün yakalanırsa ne olacak?"
Sevim Belli bu laflara alışıktır:
"Ne bileyim ben, herhalde hapis yatar!"
"Ne hapsi hanımefendi, ne hapsi? İdam sehpaları kuruldu!"
Müdür Yardımcısı bir başka gerekçe buluyor:
"(Baba) yakalanırsa, Milli Eğitim Bakanlığı ile sorun çıkar, hesap sorarlar bizden!"
Sevim Belli, üstüne gidiyor:
"Ne hesabı soracaklar? Bu ülkenin çocuğu değil mi bu çocuk? Sınavı kazandı mı? Başka bir ölçüt mü var? O halde çocuğu okula almadığınızı bildiren yazılı bir belge verin!"
Yönetici geri çekiliyor:
"Ben öyle bir şey demedim. Çocuk dışlanır, döverler, eziyet ederler, çocuğa yazık olur."
O sırada öğretmene benzer biri geçer koridordan:
"Bakın şu hoca sağcıdır, onun gibi başkaları da var, sizin çocuk ağzıyla kuş tutsa kırık not verirler, geçirmezler, ezerler!"
* * *
SEVİM Belli dayanamaz:
"Demek benim çocuğumu arkadaşları hırpalayacaklar, siz yönetim olarak buna engel olmayacaksınız, hocalar haksızlık edecek, seyirci kalacaksınız ve bütün bunları, çok doğal bir durummuş gibi bana anlatacaksınız. Peki, siz necisiniz burada? Size muhtaç değiliz, gerekirse ben yetiştiririm. Hiç okula gitmese, gene de sizlerden daha yararlı bir vatandaş olur."
Sevim Belli oğlu Emre'nin elini tutarak kapıyı vurup çıkarken, adamın yüreğine de korkuyu salar:
"Bizi o kadar sahipsiz sanmayın!" (x)
* * *
EMRE Belli, Saint-Joseph'e girer, mezun olur, tıp fakültesini bitirir, ama o "anadan, babadan sakıncalıdır", ihtisas yapmasına "güvenlik soruşturması" nedeniyle imkân bulamaz, Fransa'ya gider en önemli hastanede çalışır, "mucize" yaratır.
* * *
"ZULÜM" budur işte...
Bir çocuğun geleceğini ana ve babasından ötürü karartmak..
Üstelik ana, baba da ne devleti soymuş, ne bankaları hortumlamış, ne saçı bitmedik yetimin hakkını yemişlerdir.
Türkiye'nin sosyalizmle kalkınacağına inanmışlardır, hâlâ da inanmaktadırlar.
* * *
EMRE Belli "Belli ailesi"nin ikinci sakıncalı doktorudur, anne Dr. Sevim Belli Türkiye Komünist Partisi davasında verilen 5 yıl mahkûmiyet cezasını çekip çıktıktan sonra uzmanlık eğitimi için Sağlık Bakanlığı'na başvurdu, sınavda yabancı dilden ve uzmanlık dalı seçtiği "Fizyoterapi"den en iyi notları aldı, Şişli Etfal Hastanesi'ne asistan olarak atandı, lakin "sakıncalı" yazısı gecikmeden geldi.
O tarihte Emre doğmamıştı bile...
O da yıllar sonra annesiyle aynı kaderi paylaştı:
"Sakıncalıdır!"
—————-
(x) Boşuna mı Çiğnedik? / Belge Uluslararası Yayıncılık.

h.pulur@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Karısını döven bir AKP'li!
AKP Konya Milletvekili Halil Ürün Milliyet'in...
Çetin ALTAN
Cumhuriyet'e bomba barbarizmi, ne tür bir kışkırtmaya dilekçe?
Kaç zamandır cumartesi yazılarında bile, lafı...
Melih AŞIK
Suçluların telaşı
Lyon'da Ermeni anıtı, Selanik'te Pontus anıtı...
Fikret BİLA
Büyükerşen 'ittifak' için geniş katılım düşünüyor
Eski Başbakan Bülent Ecevit'in gündeme getird...
Hasan CEMAL
Erdoğan, Çankaya, seçim(2)
Türkiye'de tek partili hükümet dönemi sona mı...
Güneri CIVAOĞLU
Hayal mi?
Siz hiç "arıtma tesisinden geçirilmiş atık su...
Can Dündar
Neden korkmuyorlar?
Acun Ilıcalı, Show TV'de yeni bir programa b...
Abbas GÜÇLÜ
Dershanecilik sektörü fokur fokur (3)
MEF'in kendini feshetme kararı kadar, Arıkan'...
Semih İDİZ
Kıyametin ardından Fransa ile ilişkiler normale döner
Ermeni soykırımı iddiasının reddini cezalandı...
Sami KOHEN
Çocukların dramı...
AB üyesi ve aday ülkelerin liderlerini, alışı...
Metin MÜNİR
Maalesef Metaş'ın küçük ortaklarına müjdem yok
Metaş'ın Uzanlar tarafından satın alınması ha...
Hasan PULUR
Sakıncalı ana-oğul doktorlar...
GEÇEN perşembe günü Milliyet'in 5. sayfasında...
Derya SAZAK
65 yaş
Sosyal güvenlik reformunun emekliliği düzenle...
Meral TAMER
Schröder'le geçirdiğimiz 1.5 saat
Öncelikle Akbank'a teşekkür etmek istiyorum. ...
Tamer HEPER
Durumunuzu gözden geçirin!
Bir okuyucum ev sahibinden dertli. Önce sorma...
Yaman TÖRÜNER
Döviz yükselişe mi geçti?
Mevduatta dövize dönüş eğilimi artıyor. 24 Ni...
Güngör URAS
Kriz yok düzeltme var
Mademki dalgalı kura inanıyoruz, o halde dövi...
M. Ali BİRAND
TMSF, doğrusunu yaptı...
Kim ne derse desin, TMSF çok doğru bir adım a...

© 2006 Milliyet