|
 |
|
|
Daum'la bu kadar
Geçmişte kalan 33 haftadaki sayısız lig oyununda dalga geçerek puanlar kaybeden Denizli, sanki bütün futbol hırslarını Fenerbahçe'nin şampiyonluk aradığı son maça saklamıştı...
Kendi alanında 11 oyuncusu ile Fener'e adeta kilitlenmişti Denizli... Alex, Appiah, Aurelio oyundan çıkıp gitseler, sanki markajcıları da peşlerinden koşacaktı belki de... Tabii böyle bir sıkı prensiple oynamaları doğaldı ama, aşırı agresifliğe girip de, bu futbolculara faul ötesi hareketlere soyunmak, Selçuk Dereli es geçse de, gerçekte bal gibi bir meslek ayıbıydı tabii...
Fenerbahçe kendi alanında yan ve geri paslar yaparak oyunu açmak istiyor, ancak Denizli bu zokayı yutacak bir enayiliğe hiç de takılmıyordu... Tabii İstanbul trafiği gibi tıklım tıklım bir yarı alanda paslaşma yaratıcılığı da, çok zorlaştırıyordu ısrarla gol arayan Fenerbahçeli ayakları...
Seyirci kaldı
Bu arada oyun başlarken, devam ederken ve ikinci yarı başında sahayı konfetilerle dolduran seyirciye Selçuk Dereli federasyon adına neden anons yaptırmıyor, tribünlerdeki akıl dışı küfürlü baskı karşısında niçin sadece oyunu durdurarak seyirci kalıyordu ki?.. Anonsları yaptırırsın, baktın tribündekilerin oynatmaya niyeti yok, basar düdüğü ve çeker gidersin soyunma odasına... Bunun kuralı Türkiye'de de böyle, Patagonya'da da böyle sayın MHK Başkanı... Haaa, sonrası şu takım düşermiş, bu ekip şampiyon olurmuş hiç önemli değil. Doğru olanı yapan birileri çıkmayacak mı futbolumuzda?
Evet, seyirci skandalı yaşanıyordu oyun süresince Denizli'de... Böylesine baskı altında oynamaya çalışan ve ikide bir kesilen maçın buz gibi atmosferinde Fenerbahçe'yi nasıl "iyi veya kötü" şeklinde yorumlayabiliriz ki?.. Ama futbol olarak Denizli olağanüstü bir disiplin içinde oynuyordu sahasında... İkinci yarıdaki kontrataklarda Rüştü mucizeler yaratıyor, Fenerbahçe ava giderken avlanmış durumlarına da düşüyordu zaman zaman...
Keçeli kurtardı
Mehmet Yozgatlı çok hızlı sprintlerle Denizli defansına dalışlar yapıyor, ancak yapış yapış adam kalabalığına çarpan toplar Fener'in şanssızlığı olarak da eğilip gidiyordu... Çimene kağıt atma rezilliğinin bitmek bilmez çirkinliği altında 82. dakika gelip dayanıyor ve Dereli bana göre Yozgatlı'ya yapılan faulü görmezden geliyor, tek başına kalan Mustafa Keçeli'ye de gidip takımının kaderini kurtaracak golü atmak kalıyordu sadece...
Biraz da Fenerbahçe adına kabus dolu bir 90 dakika halinde geçen şampiyonluk kaybının teknik yönetim muhasebesini yapmak mecburiyetindeyiz. Üç haftadır idman bile yapmayan sakat Nobre'yi dün ısrarla oynatan, özellikle şampiyonluğun kaybedildiği Manisa'daki maçta taktik yanlışlarıyla sarı-lacivertlileri iyi yönetmek için asla biçilmiş kaftan olmadığı bir kez daha anlaşılan Herr Daum'un arkasında durmaya Aziz Yıldırım ile ekibi bakalım ne kadar devam edecek? Kupa ve şampiyonluğu böylesine hovardaca harcayan bir teknik adamdan bu işin hesabını sormak gerekmez mi?
esenay@milliyet.com.tr
|
|
|

|