|
Kadına karşı şiddet ilkelliğin babasıdır
Aile içi şiddet Türkiye'ye veya Türkiye'de bir kesime has bir durum değil. AKP Milletvekili Halil Ürün'ün ilkelliği, kendilerini "uygar" diye tanımlayan toplumlarda ve kesimlerde de görülüyor. Utanarak söylüyorum, ama bu olgu kendi çevremde bile var.
İşin ilginç yanıysa, bundan kimsenin söz etmemesidir. Güya okumuş olan insanların konuya "aile içi mesele" diye bakarak görmezden gelmesidir. Oysa, sadece kalpler değil, burunlar kırılıyor, yüzler dağıtılıyor. Yani suç işleniyor.
İlkellik AKP'ye mahsus değil
Bu nedenle, AKP Kadın Kolları Başkanı Selma Kavaf'ın, Esma Ürün'ün kocasından dayak yemesi karşısında "Aile içi şiddete karışamam" sözleriyle yansıttığı ilkellik de sadece AKP'ye mahsus değil.
Tabii, bu arada, Halil Ürün'ün, Cumhuriyet'in temel yasalarını ihlal ederek, "poligami", yani "çokeşlilik" suçunu işlemesi de sadece AKP'ye mahsus bir şey değil. Bunun da ülkemizin geri kalmışlık sorunları arasında baş sıralarda yer tuttuğu aşikâr.
Töreyi destekleyen kadın
Kadına karşı şiddetin daha okul yaşlarından itibaren erkeklerimizce uygulandığını her gün gazetelerden okuyoruz. "Kızını dövmeyen dizini döver" şeklindeki "büyük özdeyişimiz"in, "Kız arkadaşını dövmeyen, bıçaklamayan dizini döver" anlayışına "yatay geçiş" yapması çok zor olmuyor. Sonuçta velet, babasından gördüğü ilkelliği sokağa taşıyor.
Özetle, kadını "mal" ve "mülk" kaleminden görme alışkanlığı daha evde başlıyor. Esas trajedi ise, bırakın kadınlıklarını, anneliklerini bile unutarak töre vahşetini destekleyen dişi yaratıkların varlığıdır. Oysa, en vahşi hayvan veya en zehirli böcek bile yavrusunu korur.
İspanya'da da aynı sorun
Doğadan gelen temel bir güdüyü bile körelten bu "kültür"ün ülkemizi yakın zamanda terk edeceğini gösteren herhangi bir gösterge ise yok. Nitekim, sözde "aydınlanma" yolunda olan üniversiteli gençler arasında yapılan yoklamalar bile, töre cinayetinin çoğunluk tarafından "zorunlu" olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.
Başta dediğim gibi, aile içi şiddet bize özel bir olgu değil. Türkiye'deki kadar olmasa da, Batı'da da insanı şaşırtacak derecede korkunç istatistikler var bu konuda. Nitekim, her hafta bir kadının eşi tarafından öldürüldüğü İspanya'da, Başbakanı Zapatero, bu cinayetleri "ülkenin en büyük utancı" ilan ederek konunun üzerine gitmeyi vaat etmişti.
Aile içi şiddet Konsey'de
Bunun ardından İspanya bu olgunun önüne geçmek için sert yasalar çıkarmaya başladı. Aile içi şiddeti ihbar edenlere ödül verilmesi bile söz konusu artık. Bazı Avrupa ülkelerindeyse bu tür şiddeti ihbar etmeyenleri yasal olarak sorumlu tutmak için çalışmalar sürüyor.
Avrupa Konseyi'nin "Eşitlik Komitesi" bugün ve yarın aile içi şiddet konusunu ele alıyor. Bu olguya artık "ulusal utanç" olarak bakan İspanya gibi ülkeler, hangi etkin tedbirleri aldıklarını ve alacaklarını ortaya koyacaklar.
Ancak, ne yazık ki, dünyanın en bedbahtları arasında sayılması gereken ülkemizin ezilmiş kadınları için ufukta henüz bir umut ışığı görünmüyor. Çünkü, bunun olması için her şeyden önce bu ilkelliğin kaynağının doğru tespit edilmesi gerekiyor.
semihi@cnnturk.com.tr
|
|