|
Bıkıyorsunuz bunalıyorsunuz...
BIKKINLIK nedir bilir misiniz?
Yediğiniz yemekten bıkarsınız, her akşam uğradığınız kahveden bıkarsınız, ilk günler hastası olduğunuz televizyon dizisinden bıkarsınız, gün gelir evinizden, ailenizden bile bıkarsınız, başka ufuklara yelken açmak gelir içinizden...
Tabii "bıkkınlık" her insan için geçerli değildir. Bazıları kolay kolay bunalıp bıkmazlar, "Hayat, bunalımlara direnip çıkış yolu bulmaktır" derler, dünyada bıkmadan yaşamanın mümkün olduğunu ispatlarlar.
***
LAKİN suyun 100 derecede kaynaması gibi, insanların da bıkma derecesi vardır.
İnsanı bıktıran, 100 derecenin üzerine çıkaran nedir, nelerdir?
Mesela öyle kurallar vardır ki o kuralları koyanların, halk dalkavukluğu yapmak, Frenklerin deyimiyle "popülist" olmak için, göz göre göre kuralları değiştirmek istemeleri...
Bir, üç, beş, on...
İnsan dayanamaz, ya patlar ya da "Lahavle!" çekip kenarda durur.
Bıkmıştır, bunalmıştır.
Artık o konuyu ağzına bile almaz...
Ama çevresi sıkıştırır:
"Susacak mısın?"
Elbette susmayacaktır ama, bıkkınlık, bezginlik içindedir...
***
MESELA?
Deniz Baykal'ın durup dururken ikinci kümeye düşen takımlara sahip çıkması, onları koruması...
Söylenecek söz çoktur ama, bıkkınsanız, bezginseniz, bir süre susarsınız, ama çevre baskısı, hele imalı konuşmalar...
Sayın Baykal, neye dayanarak, hangi gerekçeyle bu lafları ediyor?
***
EĞER küme düşmeyi önlemenin gerekçesi varsa, mantık varsa, bunu şimdiye kadar niye açıklamaz?
Ligler başlarken, bu öneriyi niye getirmez?
Ne zaman ki düşen takımlar, üç aşağı, beş yukarı belli oldu, o şehrin halkına selam çakıyor.
Niye?
İlk seçimde bana oy verirler diye.
Biraz kaba düşecek ama, avuçlarınızı yalarsınız...
Diyeceksiniz ki "Baykal yalnız değil ki!"
Evet ama bu Baykal'a hiç yakışmıyor, ya da çok yakışıyor da biz yakıştıramıyoruz.
***
BİR örnek daha...
80 küsur yaşında bir adam, Atatürk'ün Selanik'teki evinin "Şeref Defteri"ne AKP'lileri yeren "Bak Atam, senin kurduğun Cumhuriyet'in başına bunlar geldi!" diye şikâyet eden bir yazı yazmış...
Başbakan Tayyip Erdoğan da sayfayı koparmış...
Konu Bakanlar Kurulu' nda görüşülmüş, Hükümet Sözcüsü Adalet Bakanı Cemil Çiçek, çok kişinin -biz değil- yayımlamayı uygun görmediğimiz bu mektubu satır satır okumuş...
Olacak işler mi bunlar?
***
BİR kere öyle bir mektup Atatürk'ün doğduğu evin Şeref Defteri'ne yazılmaz.
Bunun yeri orası değildir.
İkincisi, mektubun üslubu, kullanılan kelimeler çok yakışıksız.
Bir iktidar elbette Atatürk'e şikâyet edilir, ama, bu üslupla değil, densizlik...
Başbakan bu mektuptan rahatsız olabilir, şikâyetçi ise yargıya gidebilir, çekip koparmak yakışmaz.
Hele, Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in mektubu satır satır okuyup kamuoyuna açıklaması...
Kime yaradı?
***
YAZININ başında da dedik ya, bıkıyorsunuz, bunalıyorsunuz...
Neye?
İşte bunlara...
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|