|
Cumhurbaşkanı nasıl seçilmeli?
DOKUZUNCU Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in bazı fikirleri vardır ki, iktidarda mı, muhalefette mi olduğuna, nerede durduğuna göre değişiyor; Türkiye bunu "Dün dündür..." vecizesiyle özetlenmiş olarak gayet iyi biliyor.
Demirel'in değişik konumlarda kararlı olarak savunduğu ve 'sistem' tartışmaları bakımından önemli bir tezi ise cumhurbaşkanını halkın seçmesidir. 12 Eylül öncesinden başlayarak çeşitli modeller halinde bu fikri savundu. DYP de bunu programına aldı. Demirel cumhurbaşkanlığı tecrübesini yaşadıktan sonra bugün de istikrarlı olarak aynı görüşü savunuyor.
Sekizinci Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal da, 'sistem'e ilişkin tecrübeler sonucu olarak, başkanlık sistemini savunuyordu.
Parçaları toplamak
Cumhurbaşkanını halkın seçmesi Fransa'daki gibi "yarı başkanlık" sistemine, daha köklü düşünülürse, Amerika'daki gibi "başkanlık" sistemine geçmek demektir.
Türkiye buna hazır değil. "Kriz yönetimi" denilen 'bilim'in bir tespitidir ki, köklü reformlar ancak büyük krizleri takiben yapılabiliyor! Ama yine de, konuyu incelemenin yararı vardır. En azından 'zihin antrenmanı' olur.
Demirel'in bu konudaki gerekçeleri teorik olarak siyaset bilimine, fiilen de Türkiye'nin "yöneten demokrasi" ihtiyacına uygundur.
Toplumsal bakımdan: Türkiye parçalı bir toplumdur. Kültürel farklılıkların politize olması yelpazeyi toparlamayı çok zorlaştırdı. Dahası, darbeler, özellikle de DP ile CHP'nin kapatılması, 'siyasi sadakat kültürü'nü de tahrip etti. Bu sebeplerle, Türkiye koalisyonlar elinde 1970'leri ve 1990'ları kaybetti, Kore gibi ülkeler bu yıllarda bizi geçti! İstikrar uğruna yüzde 10 barajını sürdürmek de artık çok zordur. Siyasi bakımdan: Cumhurbaşkanını iki turlu genel seçimle halkın seçmesi birbirine benzer görüşleri bir aday etrafında toplanmaya, parlamento seçimlerinde de ona göre ittifaklar yapmaya yönelterek parçalı yelpazenin toparlanmasını sağlıyor. Bunun kanıtı Fransa'dır.
Acı ilaç?!
Fransa, devrim geçirmiş ve istikrarı yakalamada çok zorlanmış bir ülke olarak bize çok benzer. Yüz elli yıl içinde Fransa'da 11 tane büyük rejim krizi yaşandı! Felaketler içinde yüzen Fransa modernleşmede diğer Batı Avrupa ülkelerinin gerisinde kaldı!
1958'de De Gaulle, Fransa'yı iç savaşın eşiğinden kurtardı, "yarı başkanlık" sistemine dayalı Beşinci Cumhuriyet'i kurdu, Fransa şahlandı!
Cumhurbaşkanını halkın seçmesi ve ona göre de ittifaklı parlamento seçimleri, sağı De Gaulle etrafında birleştirdi. Solda, Mendes France ve Mitterrand gibi politikacılar De Gaulle'ü "sağcı diktatörlük" kurmakla, sistemi de "seçimli krallık" diye suçladılar! Ama sonra sol, "sağın karşısında" mecburen birleşecek ve aynı yollardan iktidara gelecekti!
Fransa'da iki kanatlı demokrasi oturmuş, ekonomi şahlanmıştı; Fransa Avrupa entegrasyonuna önderlik ediyordu.
Yarı başkanlık sistemine başlangıçta şiddetle karşı çıkan ünlü siyaset bilimci Maurice Duverger, zamanla gördü ki, bu sistem parçalı yelpazeyi toparlıyor, merkez sağ ve merkez sola dayalı bir demokrasi kuruyor; "Siyasi Partiler" adlı kitabında yazdı bunu.
Aklın gereği bu ama, maalesef acı ilaç yatağa düşmeden alınmıyor! İnşallah mecbur kalmayız.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|