Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Mayıs 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
TİNA'yı sevmiyorum,
TATA'yı seviyorum!


Neoliberalizme karşı seçenek arayışında buyur ola Bertrand Russell ve Mehmet Ali Aybar'lı testusa bu hafta



Mayıs ayı yine ne olaylara gebe! Fransız Parlamentosu'nun 16 ve 18 Mayıs'ta yapacağı toplantılarda, Ermeni soykırımının gerçekleşmediğini iddia edenlerin cezalandırılmalarını öngören bir yasa teklifi görüşülecekmiş. Bu teklif yasalaştığı takdirde Ermeni soykırımının meydana gelmediğini iddia edenler Fransız Basın Özgürlüğü Yasası'nın 24'üncü maddesi gereğince 5 yıl hapis ve ayrıca para cezasına çarptırılacakmış. İsviçre, Fransa ve gazetelere göre şimdi de Belçika hepsi aynı cezanın kolonileri... 1980'lerde İngiliz Başbakanı Margaret Thatcher'in kapitalizmin zaferi olarak gördüğü küreselleşme için attığı slogan "There is no alternative" kelimelerinin baş harflerinden TİNA diye kısaltılmıştı. Yani "Başka seçenek yok". Sömürgeciliğin neoliberalizm olarak hortlamasının sloganı olarak gördüğüm TİNA, insan için ölümün tek seçenek olduğunu söylüyordu bence. Gelinen noktaya bakın, Chevron gibi dünyanın en büyük petrol şirketlerinden biri bile dünyanın ölümün eşiğinde olduğunu kabul ediyor. Ve bu eşikte pinekleyen Avrupa kapitalizminin efendileri eski sömürgen günlerinin hırçın özlemiyle Türkiye'ye saldırıyor... Kendi soykırımlarını unutmuş görünerek "şecaat arz ederken sirkat"lerini dile getirmiyorlar mı? Greenpeace'in eylemcisi küresellik karşıtı yazar Susan George'un TİNA sloganına verdiği yanıtı seviyorum. TATA, "There are thousand alternatives"in baş harfleri. Yani "Bin seçenek var". Yakın tarihimize baktığımda bizim için de dünya için de bir seçenek yok muydu? 1965'te Meclis'e 15 sosyalist milletvekili sokmayı başaran ve "güler yüzlü sosyalizm" önerisiyle Türkiye'ye gerçek olarak çağ atlatmaya çalışan Mehmet Ali Aybar'ın sunduğu seçenek. Ben TİNA'yı değil, Aybar'ı seviyorum. Buyur ola neoliberalizmi TİNA diye yutturmaya çalışan zihniyete mağlup olanlara hatırlamalarını önerdiğim Bertrand Russell ve Mehmet Ali Aybar'lı testusa bu kez de...

1- Milletler birbirleri hakkında nefret dolu ama aslı astarı ekonomik menfaate dayalı asılsız ve astarsız "kalıpyargı"lar üretir. Buna "stereotip" diyorlar. Örneğin, dünyada ve özellikle Avrupa'da Türkler hakkında ondan ne çok var! Bu olguyu fark eden bir gazeteci "stereotip" terimini de ilk kez kullanmış. Kimmiş?
a. Abdi İpekçi
b. Robert Fisk
c. Mehmet Ali Aybar
d. Walter Lippmann

2- Şimdi çeşitli Avrupa ülkelerinin Türkler hakkında ürettikleri stereotiplere bakalım. Önce Fransızlar. Fransızların Türkler hakkındaki yargısı, "fort comme un turc", yani ne demek?
a. Kaçalım bir Türk geliyor.
b. Türk gibi ferace giyiyor.
c. Türk gibi kuvvetli
d. Türk gibi şahsi

3- 2 ve 10 Mayıs 1967'de ilk oturumunu yapan ve ABD'yi aynen Almanya gibi soykırım yapmakla suçlayan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi kimin önderliğinde kurulmuştu?
a. İngiliz düşünürü Bertrand Russell
b. Fransız yazarı Jean-Paul Sartre
c. Polonyalı yazar Isaac Deutscher
d. Afrika kökenli Amerikalı yazar James Baldwin

4- İngiliz düşünü Bertrand Russell, ABD ve İngiltere'nin uyguladıkları savaş suçları ve soykırımda hangi ülkenin ayak izlerinden yürüdüklerini iddia ediyordu.
a. II. Dünya Harbi'nin Avrupa'da bittiği gün Cezayir'de Setif'te yüz binlerce kişi katleden Fransa'nın
b. Kongo'ya uygarlık getiriyoruz diyerek 10 milyon Kongoluyu katleden Belçika'nın
c. Afrika'nın tamamı 1885 yılında Şansölye Bismarck'ın başını çektiği Berlin Konferansı'nda o zamanın sömürge imparatorlukları arasında paylaşılmıştı. Ruanda'yı haşin bir biçimde sömürmeye başlayan Almanya'nın
d. Afrika'nın ilk sömürgecisi olan Portekiz'in

5- II. Dünya Savaşı, Avrupa'da bitiyor ama Fransa sömürgelerini kaybetmek istemiyor. Fransa savaştan hemen sonra Hindiçini savaşına girişiyor. Yine milyonlarca insan katlediliyor. Hindiçini ne demek?
a. Vietnam
b. Laos
c. Kamboçya
d. Hepsi

6- Russell Mahkemesi'ne Türkiye'den yargıç olarak çağrılan ve 5. Soruşturma Kurulu başkanlığına getirilen zamanın Türkiye İşçi Partisi başkanı, hukukçu ve gazeteci entelektüel kimdi?
a. Behice Boran
b. Yaşar Kemal
c. Sadun Aren
d. Mehmet Ali Aybar

7- Russell Mahkemesi'nce ABD'nin savaş suçlarını tetkik için Kuzey Vietnam'a giden Mehmet Ali Aybar, Vietnam direnişinin efsanevi komutanı Vo Nguyen Giap'la tanışır. Anlatıldığına göre, orada gördüğü ve rahatsız olduğu bir olay üstüne Giap'a ne der?
a. "Şunu bir kere daha anladım ki insan sosyalizm için değil, sosyalizm insan içindir."
b. "Sosyalizm güler yüzlü olmalıdır."
c. "...siyasi iktidarlar ne zaman ekonomik çıkmazlara girerlerse, o zaman işçi haklarından ve sendikal özgürlüklerden başlamak üzere, demokratik hakları kısıtlama yolunu tutarlar."
d. "Rusya'nın Çekoslavakya'yı işgale hakkı yoktur."

8- Bertrand Russell öleli 35 yıl oldu. 2006 Nisan'ında onun yolundan gidenler İstanbul'da Irak Dünya Mahkemesi kurup ve Bush ve Blair'i yargıladılar. Mahkeme İstanbul'un neresinde toplandı?
a. Bağdat Caddesi'nde
b. Fransız Sokağı'nda
c. İtalyan Yokuşu'nda
d. Topkapı Sarayı'nda Darphane-i Âmire'de

9- 20'nci yüzyılın en büyük soykırımı II. Dünya Savaşı sırasında Almanların Yahudi ve Çingenelere uyguladığı soykırım değil miydi? Soykırımın dehşetengiz ölçütü olarak, Almanya tarafından işgal edilmiş bölgelerde yaşayan her yedi Yahudiden kaçı yok edilmişti?
a. Dördü
b. Beşi
c. Altısı
d. Hepsi

Yanıtlar: 1) d, 2) c, 3) a, 4) b, 5) d, 6) d, 7) a, 8) d, 9) c.



PAZAR
"İşimiz zor: Haber kanalında eğlenceli bir program yapacağız. Habercilerle de eğleneceğiz"
"Doğu insanı mutlu ediyor ama şehirleri çok çirkin"
"Eşcinsellik artık hafta sonu hobisi değil"
Hayat tarzlarımız sergileniyor
"Starların tek çıkabileceği yer Günay"
Kaçın Türkler geliyor!
"Bu binada insan kendini İstanbul'un efendisi hisseder"
Nefretim kederimden
Cem Sultan'ın izinde (1)
TİNA'yı sevmiyorum,
TATA'yı seviyorum!

"Görünmez Çocuklar" için gece yürüyüşü
Annelerini nasıl anlattılar?
2012-2015: Büyük küresel tehditler dönemi
Perfeksiyonist mutfak
Topkapı Sarayı'nın ziyaretçileri
Yaşlılıkta sebze ve meyve diyeti önemli
"Son hafta maç satın alınmaz"
Atlanta'da bir hafta
Sözcüklerin de anneleri vardır
Türk şarapçılığı alarm veriyor





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet