Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Mayıs 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sözcüklerin de anneleri vardır


yural@milliyet.com.tr

Anneler Günü kutlamaları için çok şey söylenir. Bence en ilginç yanı, bugünü bir sevgi ve anımsama günü olarak yaşama geçirmek isteyen Anna Jarvis'in başına gelenlerdir. Önceleri duygusal bir gün olarak kutlanması düşünülen Anneler Günü, birdenbire her yeri kaplayan, hazır kartlarla ve şeker şirketlerinin yeni bir bayramı paraya dönüştürmeyi düşünen eylemleriyle amacından saparak farklı bir biçime dönüşür. Oysa Jarvis, insanların annelerine kendi elyazılarıyla mektup yazmalarını, güzel sözler söylemelerini ister. Başkalarının yazdığı sözlerin basılı kartlarla annelere ulaştırılmasının bir tembellik ve bir çirkinlik olduğunu anlatmaya çalışır. 1923 yılında, New York'ta bir stadyumda yapılmak istenen Anneler Günü kutlamasına engel olmaya çalışır. 1925 yılında karanfil satıp bağış toplamaya çalışanlarla tartışır; ticari kuruluşlara, "Anneler Günü'nü bile ticarileştirdiniz ve saygınlığını bozdunuz!" diye savaş açar. Ama bu işin ticari bir kampanyaya dönüşmesini engelleyemez. Ve bu işi önleyemez. 70 yaşına geldiğinde kız kardeşleriyle birlikte Filadelfia'daki evlerine çekilir. 1943 yılında ailesinden kalan tüm mirası da tüketen Anna Jarvis, 84 yaşında bir yaşlılar evinde ölür. Anneler için güzel bir gün düşünen Anna, ne yazık ki istediği anlamda düşlerini gerçekleştiremez.
* * *
Bugün, senede bir gün de olsa annelerimizi anımsamanın, onların gönüllerini almanın, onlara ait bir günü kutlamanın elbette güzel bir yanı var. Her ne kadar bugünü birileri ticari anlamda kutlasa da ve bundan sonra kutlayacak olsa da. Annem geçtiğimiz hafta neredeyse benim bugünü kutlamama engel olacaktı. Öylesine hastalandı ki, yaşadıklarım annemin ve bütün annelerin yaşamımızdaki yerini bir kez daha anlatmaya yetti. Bu yüzden Anna Jarvis'in Anneler Günü'yle ilgili saygınlığın korunması ısrarını çok daha iyi anlıyorum.
* * *
Okurlarım bilir, başım sıkıştıkça hep İsmet Zeki Abi'nin "Etimoloji Sözlüğü"ne sığınırım. Sanki bana miras kalmış bir define sandığı gibidir bu sözlük. Anne sözcüğü, İsmet Abi'nin söylediğine göre "annas"; Hititçeden geliyor. (İlginç rastlantıların üzerinde duranların gözüyle bakarsak annas ve Anna Jarvis gibi.) Annas (ana, anne)'tan, ama dilimize yine de Hititçeden geçtiği söylenemez, diyor. Doğurucu kök, eylem Türk dilinde yoktur. Bu nedenle Türkçede ana, anne sözcüğünün kökeni yabancıdır. Türk dilinde an kökü, erkek niteliği gösteriyor. Bunu da; anuk, angış, ambazuk, analay, anşın gibi bütün bu sözcüklerin Asya Türkçesinde birer erkek adı olmasıyla açıklıyor. An'la başlayıp ana ve anne ile bir benzerlik göstermelerine karşın, doğurgan bir özden yoksun olduğunu belirtiyor. Oysa Hitit dilinde an ile başlayan sözcüklerde doğurucu bir özelliğin olduğunu; annitalvatar (çocuk doğurma gücü), anniyatar (analık), arha anniyatar (kadınların âdet günü), annavalanas (üvey anne), sal annatar (gebelik), he-annas (büyükanne), huh-h-annas (ana-baba), anniyamis (kız-yeğen)'le açıklıyor. Şunu eklemeyi de unutmuyor: Grek dilinde de ana kökü doğurganlık göstermiyor. Bu yüzden ana sözcüğünün Anadolu kökenli olduğunu savunuyor. Kim bilir belki de Anadolu; analar yurdu, analarla dolu gibi bir anlam içeriyor olmalı. Doğrusunu isterseniz, dünyada adı Anadolu olan başka bir toprak parçası daha var mı, bunu da çok merak ediyorum.
* * *
İsmet Zeki Eyuboğlu, aynı anlayıştan yola çıkarak Batı'da doğurucu öz taşıyan sözcüklerin ma ile başladığını; anne anlamındaki sözcüklerin de Sanskrikçede mâtâr, Farsçada mâder, Grekçede meter, Dorcada mater, Latincede mater, İngilizcede mother, Fransızcada mere, İspanyolcada madre, İtalyancada madre olduğunu söylüyor. Bugün dilimizdeki anaç (doğurgan) sözcüğü de kökünü annas'tan alıyor.
* * *
Hangi dilde, hangi sözcüklerle söylense, hangi sözcüklerle yazılsa anne sözcüğünün yüceliğine hiçbir sözcük erişemez. Çünkü sözcüklerin de bir anaları vardır. Bütün annelerin bugününü kutluyor, hepsinin ellerinden öpüyorum.



PAZAR
"İşimiz zor: Haber kanalında eğlenceli bir program yapacağız. Habercilerle de eğleneceğiz"
"Doğu insanı mutlu ediyor ama şehirleri çok çirkin"
"Eşcinsellik artık hafta sonu hobisi değil"
Hayat tarzlarımız sergileniyor
"Starların tek çıkabileceği yer Günay"
Kaçın Türkler geliyor!
"Bu binada insan kendini İstanbul'un efendisi hisseder"
Nefretim kederimden
Cem Sultan'ın izinde (1)
TİNA'yı sevmiyorum,
TATA'yı seviyorum!

"Görünmez Çocuklar" için gece yürüyüşü
Annelerini nasıl anlattılar?
2012-2015: Büyük küresel tehditler dönemi
Perfeksiyonist mutfak
Topkapı Sarayı'nın ziyaretçileri
Yaşlılıkta sebze ve meyve diyeti önemli
"Son hafta maç satın alınmaz"
Atlanta'da bir hafta
Sözcüklerin de anneleri vardır
Türk şarapçılığı alarm veriyor





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet