10:5017 Mayıs 2006 / Çarşamba 


Danıştay 2. Dairesi tartışılan türban kararına imza atmıştı

      Bugün Alpaslan Aslan adlı bir kişinin tekbir getirerek silahlı saldırı düzenlediği Danıştay 2. Dairesi, 9 Şubat 2006'da okula geliş gidişlerinde türban takan bir öğretmenin, anaokuluna müdür olmasını sakıncalı bulan bir karara imza atmıştı.
      Daire Başkanı Mustafa Birden bu kararın ardından sürekli ölüm tehditleri alıyordu...
     
     DANIŞTAY BAŞKANI UYARMIŞTI

      Karardan sonra Başbakan Erdoğan eleştiri yüklü eleştirilerde bulunmuş bazı dinci gazeteler de Mutafa Birden ve daire üyesi yargıçların fotoğraflarını yayınlamıştı. Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu 10 Mayıs günü yaptığı konuşmada bu konuya değinmişti.
      Kimi kararlara karşı duyulan memnuniyetsizliğin, eleştiri ve yorum sınırlarını aştığını söyleyen Çörtoğlu, karara katılan yargı mensuplarının kişisel bilgi ve fotoğraflarına gazete sayfalarında yer verilmek suretiyle 'yıpratma, hatta hedef gösterme' girişimine dönüştürüldüğünü ifade etmişti.
     
     TARTIŞILAN KARAR

      Danıştay’a yönelik saldırının hedefi Anaokul öğretmeninin okul bahçesinde de türban takmasını laikliğe aykırı bulan Danıştay 2. Daire Başkanı Mustafa Birden oldu.
      Bugün sabah saatlerinde silahlı saldırıya uğrayan Danıştay 2. Daire Başkanı Mustafa Birden, daha önce okula geliş gidişlerinde başörtüsü takan bir öğretmenin anaokuluna müdür olmasını sakıncalı bulan kararıyla gündeme gelmişti.
      Mahkeme, kararında "çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan düzenin, laiklik ilkesinin göz ardı edildiği bir ortam olamayacağını" dile getirmişti.
      Mustafa Birden başkanlığındaki Danıştay 2. Dairesi, Aytaç Kılınç adlı öğretmenle ilgili kararını 4’e karşı 1 oy ile aldı.
     

      •  Danıştay Başkanvekili: Toplumsal mutabakatı bozanlar suçludur
     
      DANIŞTAY KARARI

      Gölbaşı Bayrak Anaokulu Müdürlüğü’ne atanan ve başı kapalı kimlik göstererek okula girmek isteyen Aytaç Kılınç, 2001’de görevinden alınarak Mamak Kıbrıs Köyü İlköğretim Okulu’na çocuk gelişimi öğretmeni olarak atanması işleminin iptali istemiyle dava açtı. Ankara 6. İdare Mahkemesi, işlemi 2002’de iptal etti. Mahkemenin kararında, Altındağ Atam İlköğretim Okulu’nda öğretmen olarak görev yaparken, Gölbaşı Bayrak Garnizonu’ndaki Bayrak Anaokulu’na müdür olarak atanan kişinin, yeni atandığı okula gittiğinde, kimliğindeki fotoğrafında başı kapalı olduğu için görevliler tarafından alınmadığı, bunun dışında başka bir kimlik tespiti yapılmadığından müdürlük görevine başlatılmadığı, öğretmen hakkında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nce soruşturma açıldığı belirtildi. İdare Mahkemesi’nin kararında, soruşturma sonunda, öğretmene "aylıktan kesme"’ cezası verildiği ve Ankara Valiliği’nin işlemiyle Mamak Kıbrıs Köyü İlköğretim Okulu’na çocuk gelişimi öğretmeni olarak atamasının yapıldığı kaydedildi. Kararda, davacının, öğretmenlik görevi süresince kılık kıyafet yönetmeliği hükümlerine aykırı hareket etmediğini söylediği ve nüfus cüzdanındaki fotoğrafın da başı açık olduğu ifade edildi. Mahkeme, "öğretmenin okula alınmayışının, o anda başı kapalı olması değil, daha önce aldığı kimliğindeki resminde başının kapalı olmasından kaynaklandığını belirterek, yalnızca bu husus esas alınarak davacının müdürlük görevine başlatılmadan öğretmenliğe atanmasında hukuka uyarlık görülmediği" gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal etti.
      Kararın Ankara Valiliği’nce temyiz edilmesi üzerine dosya Danıştay 2. Dairesi’ne geldi. 2. Daire, idare mahkemesinin kararını bozdu. Daire’nin kararında memurların naklen atanmaları konusunda idareye takdir yetkisi tanındığının açık olduğu vurgulandı. Davacı öğretmenin, her ne kadar okul içinde başı açık hizmet verdiği ifade edilse de zaman zaman başörtülü olduğu yönünde beyanların da bulunduğu dile getirilen kararda, davacının, benzer eylemleri nedeniyle daha önce aldığı iki ayrı disiplin cezası bulunduğu belirtildi. Kararda, şu "Davacının yönetici olarak görev yapacağı eğitim öğretim kurumunda öğrenim görenlerin yaşlarının küçüklüğü itibarıyla mantıksal değerlendirme ve çıkarım yapma çağından uzak oldukları hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının, okula geliş ve gidişleri sırasında da olsa yasal düzenlemelerde belirtilen ilkelere aykırı davrandığı sabit olduğundan, bu göreve başlamadan Bayrak Anaokulu Müdürlüğü görevinden alınarak Mamak Kıbrıs Köyü İlköğretim Okulu’na çocuk gelişimi öğretmeni atamasına ilişkin işlemde hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır."
     
     TEHDİT GİBİ SUÇ DUYURUSU

      Toplantı halindeykensilahlı saldırıya uğrayan Danıştay 2.Dairesi’nin türbanla ilgili kamusal alan kararına karşı Alperen Ocakları sert açıklamalar yapıp, "Kararda, başörtüsü takma ve başörtüler aşağılanmıştır, toplumdaki milyonlarca insan hakkında ayrımcılık yapılmıştır" diyerek suç duyurusu kampanyası başlatmıştı.
      Bazı yazılı basın organlarında da yer alan Alperen Ocakları’nın suç duyurusu kampanyasının tam metni şöyle:
      1- Bilindiği gibi, okula geliş gidişte başörtüsü takan
      Aytaç Kılınç isimli öğretmenin anaokulu müdürlüğünden alınması işleminin iptalinin Danıştay 2. Dairesi’nce red edilmesi kararı medyaya yansımıştır. Danıştay 2.
      Dairesi, 26/10/2005 tarih ve 2004/4051 esas, 2005/3366 kararında özetle, İsl?mi inanç gereği takılan türbanın (başörtüsünün) çocuklara ’kötü örnek’ olduğu gerekçesiyle davacının aleyhine karar vermiştir.
      2- Karar, kamuoyunda tepkiyle karşılanmıştır. Türkiye
      halkının örf ve ?detlerine aykırı, davacı kişinin inanç özgürlüğünü çiğneyen kararda kullanılan ifade ve mantık, hukukun temel ilkelerine, Anayasa ve temel insan haklarına aykırıdır.
      3- Anayasa’ya göre (m.138); ’hakimler Anayasa’ya,
      kanuna ve hukuka uygun olarak vicdan? kanaatlerine göre hüküm vermek zorundadırlar.’ ’Türk Milleti Adına’ karar veren hakimler, Anayasa’ya, kanuna ve hukuka aykırı karar veremez. Hakim tüm kararlarında hukuka uygunluğu ve hakkaniyeti gözetmek zorundadır. Ayrıca, ’hakim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.’ (Türk Medeni Kanunu m.1/son).
      4- Yargıçlar, özel olarak davacı aleyhinde, genel
      olarak da Türkiye halkı aleyhinde, ayırımcı, ideolojik ve jakoben bir yaklaşımla verdikleri karar ile, inanç özgürlüğü, iş ve çalışma özgürlüğü, eğitim-öğretim özgürlüğü ile düşünce ve kanaat özgürlüğünü ihlal etmişlerdir.
      5- Şüpheliler, verdikleri karar ile inancı gereği
      başörtüsü takanları aşağılamış ve hakaret etmişlerdir.
      İnanç gereği başörtüsü takanların bu şekilde aşağılanması, ’mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı’ hakaret edilmesi suçtur.
      Oyçokluğu ile alınan kararda, karar gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, din? inançlarını yerine getiren milyonlarca insan, inancı nedeniyle aşağılanmış ve hakarete uğramıştır.
      6- Başörtüsü, İsl?m dini mensuplarınca inanç gereği
      veya geleneksel, kültürel sebeplerle takılmaktadır.
      Türkiye toplumunda kadınların çoğu başörtüsünün farklı biçimlerini takmaktadır. Başörtüsünün genel olarak inanç nedeniyle takıldığı bilinmektedir. Kararda, başörtüsü takma ve başörtülüler aşağılanarak toplumdaki milyonlarca insan hakkında ayrımcılık yapılarak rencide edilmiştir. İnsanları inançlarından dolayı kınamak, aşağılamak veya hakaret etmek, hukuk düzenince korunmaz. Ayrımcılık yapmak, din? inançları aşağılamak suçtur. TCK m. 122 açıkça ’kişiler arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım yapma’yı suç saymıştır. TCK m. 216 da ’halkın bir kesiminin benimsediği din? değerleri alenen aşağılamayı’ suç olarak düzenlemiştir.
      7- Kararın gerekçesinde ileri sürülen bazı hususlar,
      Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmiştir.
      Netice olarak, anılan kararla, halkın benimsediği din?
      değerleri alenen aşağılayan, ayrımcılık yapan şüpheliler hakkında şik?yetin yapılması zaruri olmuştur.
     
     SONUÇ VE İSTEM:

      Yukarıdaki arz ve izah ettiğimiz nedenlerle; kamuoyu önünde, alenen halkın din?
      değerlerini aşağılayan, ayrımcılık yapan, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleyen, hakaret eden, iş ve çalışma özgürlüğünü ihlal eden şüpheliler hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak kamu davası açılmasını ve cezalandırılmasını talep ederim.
     
Tüm yorumlarYorum yaz
danıştay
hain saldırıyı şiddetle kınıyor yaralı olan hakimlere allahtan acil şifalar diliyorum.

Şiddetle olayı kınıyorum. Sayın Danıştay üyeleri geçmiş olsun ve sizlere acil şifalar dilerim.