Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Mayıs 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Palmiyeler altında domates çorbası


Bir zamanlar domates çorbasının -eski bir deyimle- en lezizi, İstanbul-Ankara arasındaki uluslararası lüks yataklı ekspresinin lokanta vagonunda yapılırdı.
Önce belirli bir ölçüde unu, "katı yağ" da denilen tereyağında şöyle bir kavuracaksın hafifçe...
Sonra salçayı da azıcık kavuracaksın...
Sonra da hepsini çelik bir tencerede; tuzunu unutmadan süt ve et suyu da kattığın suda, cumbul cumbulluğu koyulaşıncaya dek pişireceksin...
Kaseyle servis yaparken de, kırmızılaşmış domates çorbasının üstüne azıcık rendelenmiş sarımsı kaşar peyniri dökeceksin...
***
Türkiye'deki tüm sorunların, güncel yaşama da kepçe kepçe döküldüğü İstanbul; acımasız bir kıl testeresi gibi, inceden inceye öylesine yoruyor ki insanı; Fındıklı'daki "Meclisimebusan Caddesi"nde her pazar sabahı saat 5'te başlayan ve bir türlü bitmeyen, arazözlü süpürgeli belediye temizlik arabalarının gırgırlı gürültülerini de; nereye gitmeye kalksan tıkanıp kalan trafiği de; sokak aralarındaki şiddet eylemlerinin dehşetini de; ceketi, pantolonu, çorabı çıkarırcasına üstünden çıkarıp, sakin bir yerlere atmaya kalkıyorsun kapağı...
***
İyi ki şu Köyceğiz var...
Yine kalktık geldik Köyceğiz'e...
Bahçesi baharda açan sarı gazanyalarla donatılmış; palmiyeler, muz ağaçları, salkım söğütler ortasındaki masmavi pisiniyle Alman dostumuz Max'ın komşumuz sayılacak otelinde; domates çorbası, gençliğimizin yataklı ekspresindeki lezzette...
Mutfakta tüpgaz patladığı için, tarifsiz hastane acılarından geçen güleç yüzlü Yüksel Hanım ile delikanlı aşçı Kemal, özene bezene pişirdikleri domates çorbasını gönderiyorlar yüzme havuzunun az ötesinde, palmiyelerle gölgelenmiş masaya...
***
Masmavi havuzun çevresindeki uzun şezlonglarda mayolu Alman turistler, azıcık yan dönmüş ellerindeki kitapları okuyorlar. Arada sırada Alman bir hanım, havuza girip yüzdükten sonra çıkıp tekrar uzanıyor erkeğinin yanındaki şezlonga...
***
Pazar gecesi Galatasaray'ın şampiyonluğunu Köyceğiz'de izledik... Sarı-Kırmızı ile özdeşliğimiz; 8 yaşında içine kapatıldığımız okulla birlikte, aynı sıralardan geçmiş bir baba ve dayı mirası olarak da başladı.
O nedenle de Ahmet Altan telefonda... Baba-oğul neşeli gülücük füzeleriyle kutluyoruz Galatasaray'ın şampiyonluğunu...
Derken, yeğenim durumundaki güzeller güzeli Aslı Barış'ın kahkahalı telefonu...
Ve bizim Burhan Bursalı'nın telefonu...
***
İçimden sürprizli şampiyonluğun, tüm Türkiye'de fanatik bir maganda şiddetine dönüşmemesini diliyorum ama, nafile...
Havaya sıkılan kurşunlar bir yanda, Fenerli fanatiklerin saldırıları bir yanda...
***
Bu arada doların yükselişi, borsanın tepetaklak oluşu ve faiz oranlarının yüzde 15'i geçmesiyle yaygınlaşan resmi demeçler:
- Paniğe gerek yoktur her şey kontrol altında...
İnşallah öyledir.
***
Cumhurbaşkanlığınınki de dahil, seçim atmosferinin suçlamalı-övünmeli gerilimi gitgide yükselen atmosferi, neden bu kadar erken başladı ki?..
Taht kavgaları gibi, iktidar ve "makam" kavgaları da, az belalı olmuyor bir türlü "gelişmişlik" payesine erişememiş toplumlarda...
Kamu hukukuyla ilgili kavramların, politik çıkarlara göre karmakarışık kullanıldığı ve "Hazine'den geçinmelilerin devlet-çıplak hayattan geçinenlerin millet" sayıldığı azgelişmiş toplumlarda; -ister "atanmış", ister "seçilmiş" olsunlar- yönetici kadrolar, toplumun gelişmesini isterler mi?
***
Önce "gelişmişlik"in tanımlamasını yapmak gerekir.
Gelişmişlik, gerek "anti-mistik", gerek "anti-militarist" sanat, düşünce ve görüşlerin rahatça yeşerebildiği; gerek Hz. İsa'nın, gerek Napoleon'un veya De Gaulle'ün, yahut da Luther ile Bismarck'ın karikatürlerinin sere serpe yapılabildiği; kendi yazı dilinin estetiğini doruklara çıkarmış ozan ve yazarların ortaklaşa benimsendiği; "onlar-biz" ayrımının dar çemberini çoktan aşmış, saydamlığın perdelenmediği toplumsal bir kalite düzeyidir.
***
Köylülüğü aşamamış toplumlarda yöneticiler, kutsallaştırdıkları tabu ve dogmaların arkasına sığınarak; kendi "makam" saltanatları için sakıncalı gördüklerini, hemen "kutsal kavramlara" karşı çıkmakla suçlar ve cümle âlemin, "devletin yani kendilerinin politik görüşlerinin" hoparlörlüğünü yapmasını isterler.
***
Örneğin "bu ne biçim devlet" sorusu, "devlete hakaret suçlaması"nın kapsamına girebilir...
Bu tür azgelişmişlik de, mesleğe yansımayan bir kimlik aranışında, çeşitli tabuları sahiplenmeye yönelir; çatışmalara ve kaba kuvvet gösterilerine yol açar.
Pazartesi günkü Radikal'de, Neşe Düzel'in, Doç. Dr. Umut Özkırımlı ile "milliyetçilik" üstüne yaptığı harika röportaj; azgelişmişliğin kriterlerini de bütün boyutlarıyla derinliğini irdeliyordu.
***
Komşu otelde palmiyeler altındaki domates çorbası enfesti. Şezlonglara uzanmış Alman turistlerin umurunda bile değildi, ne Türkiye'deki gerilimler, ne şiddet eylemleri, ne de belediye başkanlarıyla valiler arasındaki yetki ve sorumluluk sınırları...
***
Köyceğiz'in yeni kaymakamı 35 yaşındaki Halil Çakmaktekin, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde, Yargıtay Onursal Başkanı, değerli dostumuz Doç. Dr. Sami Selçuk'un öğrencisiymiş. Daha önce Doğu ilçelerinde dolaşmış bir süre...
Köyceğizliler hoşnut görünüyorlar kendisinden. Dileriz 45'ine, 55'ine, 65'ine geldiğinde de; güzel anılarla hatırlar, evrenselliğin göbeğine oturmaya, şimdiden aday görünen Köyceğiz'i...
***
Domates çorbası ve birkaç kadeh de Max'ın özel getirdiği kırmızı İtalyan şarabı gerçekten enfesti.
Çok uzaklarda kalıyor gibiydi yerel politikaların tabuları, dogmaları, gerilimleri ve demagojileri...
Üstelik Galatasaray da, beklenmedik bir biçimde şampiyon olmuştu...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
CHP, öbür sol ve AKP
SHP lideri Murat Karayalçın'la konuşuyorum, "...
Çetin ALTAN
Palmiyeler altında domates çorbası
Bir zamanlar domates çorbasının -eski bir dey...
Melih AŞIK
Hediyenin atlısı!
Türkiye Yarış Atı Sahipleri Derneği'nin 25 Şu...
Fikret BİLA
Baykal: Şener mikrop mu?
Koç topluluğu 80. kuruluş yıldönümünü, doğum ...
Hasan CEMAL
AKP'nin gizli gündemine ihtimal verilmiyor
İlginçti. Nasıl ağladığını anlattı. Uzun yıll...
Güneri CIVAOĞLU
Fikir açık büfesi
Akıl uyuyunca canavarlar ürer.
Abbas GÜÇLÜ
Öğretmen tayinleri SOS veriyor
ÖSYM ve MEB gibi milyonlarca insanın kaderine...
Hurşit GÜNEŞ
Ortalık sakinleşti
Önce hemen ne olduğunu özetleyelim. 8 Mayıs't...
Nail GÜRELİ
Niye Cumhuriyet?
Bizce Cumhuriyet "Çılgın Türkler"in gazetesi....
Sami KOHEN
Kıbrıs'ta neyin süreci?
KIBRIS Rum Cumhurbaşkanı Tasos Papodopulos'un...
Metin MÜNİR
Gıdım gıdım giden güven
Dün Devlet Bakanı Ali Babacan'ın İstanbul'da ...
Hasan PULUR
Okur tepkileri ve önerileri...
DOKTOR Emre Belli ile annesi Dr. Sevim Belli'...
Meral TAMER
Başbakan yardımcılarının at pazarlığı
Skandalı cuma günü Radikal ortaya çıkardı: Tü...
Ece TEMELKURAN
Bel Ağrı'sı
Geçen pazar günü başlayan ve cuma günü sona e...
Osman ULAGAY
Şampiyonluk tanrıdan, silkeleme piyasadan
Galatasaray (GS) futbol takımı gerçekten inan...
Güngör URAS
Faturayı Ayşe Hanım Teyzem ödeyecek
Ayşe Hanım Teyzem soruyor: "Evladım bu olan b...
M. Ali BİRAND
Böyle giderse treni kaçırırız
Ülkemizle, haklı olarak övünüyoruz.

© 2006 Milliyet