Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Mayıs 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
WASHINGTON'UN TÜRKİYE NABZI (2)
AKP'nin gizli gündemine ihtimal verilmiyor

WASHINGTON

İlginçti. Nasıl ağladığını anlattı. Uzun yıllardır Pentagon'da çalışan bir yetkiliyle geçen gün bakanlıktaki odasında sohbet ederken sözü 1 Mart'a getirdi ve o gün hissettiği derin hayal kırıklığını şöyle ifade etti:
"O sabah evimin kapısının önünden Washington Post'u aldım. Manşeti görünce beynimden vurulmuşa döndüm. Türkiye parlamentosu, Irak'a kuzeyden girişimizi reddetmişti. İnanamadım. Aman Allah'ım, şimdi ne yapacağız dedim kendi kendime...Türkiye bizi en ihtiyacımız olduğu bir anda bırakmıştı. Ve hiç unutmam, gözlerimden yaş geldi."
1 Mart, Türk-Amerikan ilişkilerinde ister istemez bir milât oldu. Özellikle Başkan Bush yönetimindeki Neo-Con'lar deliye döndü. Çünkü Irak konusunda AKP hükümetinin verdiği sözlerle Ankara'ya çok fazla bel bağlamışlar ve Türkiye'yi çantada keklik görmüşlerdi.
1 Mart tezkeresi TBMM'de reddedilince, büyük tepki gösterdiler. Günlük deyişle, kendilerini madara olmuş hissettiler. Bu yüzden Türkiye'nin birçok bakımdan en ağır biçimde cezalandırılmasını istediler.
Ama bu da olmadı.
Çünkü Başkan Bush yönetiminde gerçekçilik üstün geldi. Bir yerde frene basıldı. Ancak, Türkiye'ye Irak'ta bir ceza kesilmedi değil. Örneğin ilk elde Ankara'nın kırmızı çizgileri kayboldu gitti. Bir Türk diplomatik kaynağının deyişiyle:
"Türkiye'yi Irak'ta neredeyse sildiler. Türkiye'yi hiç dinlemediler. Kürtlere çok fazla kredi açtılar."
Tabii başlangıçtaki bu durum zamanla bazı açılardan değişmeye başladı.
Ama değişmeyenler de vardı.
Örneğin, Türkiye'nin Kuzey Irak'ta PKK'ya karşı sınır ötesi operasyon yapması bunlardan biri. Hem Amerikan Dışişleri'nde, hem Pentagon'da verilen mesajlar öyle ki, Amerikan yönteminin bu konuda Türkiye'ye kırmızı ışık yakmaya devam ettiği anlaşılıyor.
Fakat, 1 Mart sonrası Türk-Amerikan ilişkileri sistemli biçimde tamir edilmeye başladı. Pentagon'da dün sohbet ettiğimiz bir kaynak, bu konuyla ilgili olarak şöyle dedi:
"Amerika'yla Türkiye bir yerde birbirleriyle işbirliği yapmaya mahkum iki ülke sayılır. Dost olmaktan başka çaremiz yoktu. Bu nedenle 1 Mart sonrası frene basıldı. Sonunda Dışişleri Bakanı Rice'ın Ankara ziyaretiyle iki ülke arasında bir stratejik vizyon belgesi imzalamaya kadar geldi."
Türkiye, Amerika'nın gözünde yeniden güvenilir bir ortak mı oldu? Örneğin Pentagon koridorlarında AKP ile ilgili olarak, "Bunlar Türkiye'yi nereye götürüyorlar? AKP acaba gerçek rengini gösteriyor mu, yoksa saklıyor mu?" gibi sorular kulaklara çalınıyor mu?
Bu sorular yok değil.
Var.
Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nda olduğu gibi Pentagon'da da, örneğin Hamas lideri Halid Meşal'ın Ankara ziyareti, kulaklara fazlasıyla kar suyu kaçırmış... Kurtlar Vadisi-Irak filmi de öyle, rahatsızlık yaratmış...
Hiç kuşkusuz AKP ile ilgili soru işaretleri de var. Ama aynı zamanda AKP'nin Türkiye'yi başka sulara çekip götürebilecek bir güce sahip olabileceğine ya da böyle bir gizli gündemi olduğuna pek öyle ihtimal verilmiyor.
Bu konuya fazla girilmiyor, konuşulmuyor. Pentagon'da bir kaynak şöyle demekle yetindi:
"AKP, Türkiye'yi nereye götürüyor diye bir soru Pentagon koridorlarında var mı? Hayır yok. Büyük çoğunluğu Müslüman bir ülke olan Türkiye'nin İslam'la laikliği, demokrasiyi bağdaştırmış olması, büyük bir başarı öyküsüdür. Bu çok önemli bir konu... AKP iş başına gelirken, başlangıçta bir rahatsızlık hissedilmedi değil. Ama sonra öyle korkutucu bir durum olmadığı anlaşıldı. Hamas'a gelince... Son tahlilde farklı düşünmüyoruz. Bakışımızda taktik olarak farklılık söz konusu... Kısacası, Türkiye'de radikal İslam olur mu? Türkiye'de böyle bir sorun olmaz, sanmıyorum."
Soğuk Savaş dönemiyle bugünü mukayese eden aynı Pentagon kaynağı sözlerine şunları da ekledi:
"Soğuk Savaş gözlükleriyle 11 Eylül dünyasının gözlükleri hiç kuşkusuz farklı. İkisinin reçeteleri başka başka. Soğuk Savaş'ta ortak düşmanımız vardı ve orta yerdeydi. Şimdi de ortak bir düşmanımız yok değil, terör var. Ama Soğuk Savaş'taki gibi kolay tarif ve teşhis edilemiyor. Bunun güçlüğü yaşanıyor."
Pentagon'daki aynı kaynak, Türk-Amerikan ilişkilerinin bir özü, bir esası olduğunu ve bunun yıllar içinde şöyle ya da böyle korunduğunu belirtti. Bir ilginç noktaya da şöyle değindi:
"Başkan Bush'un birinci dönemine göre, ikinci dört yılda Amerika olarak daha çok dinlemeye başladık. Müttefiklerimizin, dostlarımızın sözüne artık daha çok kulak veriliyor. Hem zihniyet hem kadro değişimleri yatıyor bunun altında... Amerika terörle tek başına mücadele edemez. Birinci dönemin kendi başına buyrukluğu, sabırsızlığı pek görülmüyor şimdi..."
Son sözü de şöyleydi:
"Türkiye'de bir noktaya daha dikkat edilmeli. Amerikan gazetelerinin yorum-başyazı sayfalarında çıkan yazılar bazen gereğinden fazla önemseniyor. Oysa, bunlar sadece o yayın organlarını bağlıyor. Abartmamak daha doğru olur."
Washington'dan üçüncü yazı yarın.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
CHP, öbür sol ve AKP
SHP lideri Murat Karayalçın'la konuşuyorum, "...
Çetin ALTAN
Palmiyeler altında domates çorbası
Bir zamanlar domates çorbasının -eski bir dey...
Melih AŞIK
Hediyenin atlısı!
Türkiye Yarış Atı Sahipleri Derneği'nin 25 Şu...
Fikret BİLA
Baykal: Şener mikrop mu?
Koç topluluğu 80. kuruluş yıldönümünü, doğum ...
Hasan CEMAL
AKP'nin gizli gündemine ihtimal verilmiyor
İlginçti. Nasıl ağladığını anlattı. Uzun yıll...
Güneri CIVAOĞLU
Fikir açık büfesi
Akıl uyuyunca canavarlar ürer.
Abbas GÜÇLÜ
Öğretmen tayinleri SOS veriyor
ÖSYM ve MEB gibi milyonlarca insanın kaderine...
Hurşit GÜNEŞ
Ortalık sakinleşti
Önce hemen ne olduğunu özetleyelim. 8 Mayıs't...
Nail GÜRELİ
Niye Cumhuriyet?
Bizce Cumhuriyet "Çılgın Türkler"in gazetesi....
Sami KOHEN
Kıbrıs'ta neyin süreci?
KIBRIS Rum Cumhurbaşkanı Tasos Papodopulos'un...
Metin MÜNİR
Gıdım gıdım giden güven
Dün Devlet Bakanı Ali Babacan'ın İstanbul'da ...
Hasan PULUR
Okur tepkileri ve önerileri...
DOKTOR Emre Belli ile annesi Dr. Sevim Belli'...
Meral TAMER
Başbakan yardımcılarının at pazarlığı
Skandalı cuma günü Radikal ortaya çıkardı: Tü...
Ece TEMELKURAN
Bel Ağrı'sı
Geçen pazar günü başlayan ve cuma günü sona e...
Osman ULAGAY
Şampiyonluk tanrıdan, silkeleme piyasadan
Galatasaray (GS) futbol takımı gerçekten inan...
Güngör URAS
Faturayı Ayşe Hanım Teyzem ödeyecek
Ayşe Hanım Teyzem soruyor: "Evladım bu olan b...
M. Ali BİRAND
Böyle giderse treni kaçırırız
Ülkemizle, haklı olarak övünüyoruz.

© 2006 Milliyet