Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Mayıs 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Paylaşılamayan İzmir

Çeşitleme / Selim Türsen

Son dönemlerde İzmir adeta Ankara'nın komşu kapısı oldu. Siyasi parti liderlerinin biri gidiyor diğeri geliyor. Ağar gitti, Baykal geldi. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ziyareti sırasında İzmir'in büyük hayali Expo 2015 için varlarını yoklarını ortaya koyacaklarını milyarlarca dolar harcanacağını belirtti. Gül konuşmaları sırasında yıllardır kentin ihmal edildiği görüşlerine de katılıp İzmirlilere damardan girmeyi de unutmuyordu.
Önümüzdeki günlerin programına baktığımızda ise mayıs ayı içerisinde Başbakan Erdoğan ve Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu da burada olacak.
Hatta Cumhurbaşkanı Necdet Sezer bile İslam Konferansı Teşkilatı toplantısı için İzmir'e gelecek.
Seçim normal şartlar altında 2007 sonbaharında yapılacak.
Ama baskın seçim ihtimali de hiç uzak değil. Her ne kadar şu sıralarda AKP'nin Meclis'teki çoğunluk avantajını değerlendirip önce Cumhurbaşkanı'nı seçip sonra seçimlere gideceği görüşü daha yaygın olsa da burası Türkiye her an her şey değişebilir.
Şöyle ya da böyle Türkiye artık hızla seçim havasına giriyor.
İşaretler AKP'nin önümüzdeki seçimlerde solun kalesi olarak görülen İzmir'e hayli yükleneceğini gösteriyor.
İktidar olmaktan gelen gücü ile "yatırımsa yatırım, paraysa para" deyip geçmiş iktidarlar döneminde Ankara'ya küsen İzmirlileri kazanmaya çalışacaklar.
Yani İzmirliler hayli bereketli bir seçim dönemi yaşayabilirler.
Ama sandık başına gittiklerinde laik değerlere sıkı sıkıya bağlı pek çok İzmirlinin eli nereye gider işte orası meçhul.

On dakika önce doğdu

Fotoğraftaki Karagöz'ü gördüğüm zaman doğalı daha 10 dakika olmuştu. Anneler Günü'ydü ve onun annesi de bütün analar gibi mırıl mırıl sesler çıkararak büyük bir sevgiyle yavrusunu yalayıp hayata gözlerini açmaya çalışıyordu.


Aman çarpılmayın

Eşimle Pasaport'ta yürürken, birkaç gencin, gözlerinin etrafında kara kara halkalar olan sevimli bir Sibirya Kurdu yavrusunu dolaştırdığını gördük. "Ne güzel, ne sevimli köpek" filan deyip saf, saf bakarken eşim birden arkasını döndü.
Bir eli çantasında hissetmiş.
Meğer bizi önden arkadan makasa alan gençler köpekle ilgimizi dağıtıp çantadan cüzdanı çekmeye çalışıyormuş.
Fermuar yarı yarıya açılmış çantaya el tam girdiği anda eşim fark etmiş.
"Ne oluyor?" diye etrafımıza baktığımızda gençlerin ellerinde sandviç, başları havada numara yaptığını gördük.
Suçlasan bir şey kanıtlayamazsın, ortada başarısız bir yankesicilik var.
Ama adamlar potansiyel tehlike göz göre göre kalabalıkta milleti çarpmaya çıkmışlar.
Neyse ki biraz ilerledikten sonra motosikletli bir Yunus ekibi görüp hemen durumu anlattık.
Meğerse birkaç şikayet daha gelmiş, onlar da o grubu arıyormuş, peşlerine düştüler.
Siz siz olun dikkatinizi dağıtacak bir şeylere bakarken etrafınızı iyi kolaçan edip çantanıza, cüzdanınıza sahip çıkın.

Köklü aileler şimdi nerede?

Capital dergisi bu ayki sayısında 'Ege' özel eki vermiş. Araştırmalarıyla, yorumlarıyla, bölgenin fotoğrafını çeken güzel bir çalışma. Örneğin "Köklü Aileler Şimdi Nerede?" başlıklı bir araştırma bence İzmir Sanayi tarihinin yaprakları arasındaki yerini almalı.
Araştırmada "İzmir'in eski ailelerinin hemen hemen hepsi sanayicilikten uzaklaşmış durumda. Çolaklardan, Tatarilere, Özsaruhanlardan Piyale ailesine kadar İzmir'in en köklü aileleri artık sanayide yok. İzmir'de sanayicilik bu ailelerin öncülüğünde gelişti. Dönemin en modern tesisleri kuruldu. Türkiye'de ilk olan ürünler satılmaya başlandı. Ancak 1980'lerle birlikte bu tablo değişmeye başladı" bilgileri yer alıyor.
Tespit tamam da neden bu duruma gelindiği konusundaki değerlendirmeler ve çıkarılması gereken dersler bence daha önemli. Bazı işadamları bu durumu Ankara'da siyasilerle iyi ilişkiler kurulamamasına bağlamış. Bir ölçüde geçerli görüşler ama tek başına yeterli değil.
Prof. Dr. Ömer Baybars Tek ise daha bilimsel yaptığı değerlendirmede İzmirlilerin yönetim ve pazarlama kültürlerindeki eksiklere ve hatalara dikkat çekmiş. İzmir'i mitolojideki "evlatlarını yiyen kadın" gibi şehir olarak tanımlayıp profesyonel yönetici, işadamı, bilim adamı, bürokrat vb dahil hemşerilerinin değerini bilememekle eleştirmiş.
Çalışanlarını tatmin etmeyen işletmelerin dışarıda başarılı olmalarının, yeni milenyumda kesinlikle mümkün olmayacağını belirtmiş ve önemli bir ayrıntıya şu sözlerle dikkat çekmiş: "İzmirli işletmelerimiz bir kazaya uğramadan gelebildilerse, bunu henüz global rekabetin kapılarını çalmamasına borçlu olduğunu bilmelidirler."
Tabii bu yazılanlar genel tablo. Başarılı olanların hikayeleri de var Capital Ege ekinde. Onların sırlarını da artık dergiden öğrenin.

stursen@milliyet.com.tr







EGE
Ozzy ikinci baharı yaşıyor
Altay'ın yanında olma sorumluluğu
Emeklilik hakkında her şey
İşportacı kaçak elektrik kullanıyor
Senfoni'de yapılan demokrasi adına utanç verici bir olaydır
Paylaşılamayan İzmir





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Bülent Buda
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Selim Türsen

© 2006 Milliyet