Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Mayıs 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Eşcinsellik artık hafta sonu hobisi değil"

Ankara'da uluslararası bir toplantı düzenleyecek olan Kaos GL Derneği Genel Sekreteri Ali Erol: "Eşcinsellik artık kıyıda köşede yaşanan, sadece uç bir alanın gerçeği değil. Her kesimden eşcinseller çıkabileceği görüldü ve eşcinsel hakları açısından önemli bir sürece girildi"

YAPRAK ARAS

Homofobi sözlükte "Homoseksüellik korkusu, heteroseksüel olmayan kişilere yönelik olumsuz yargılar" olarak açıklanıyor. Homofobinin son örneğine geçtiğimiz hafta Özürlüler Vakfı'nın düzenlediği toplantıya eşcinsellerin de katılması üzerine sponsor kurumların desteğini çekmesi üzerine tanık olduk. "Hayatın her alanında homofobik tutumlarla karşı karşıya kalıyoruz. Bunun sadece bizim değil, heteroseksüellerin de meselesi olduğunun farkına varılmasını istiyoruz. Eşcinsel ve heteroseksüllerin birlikte özgürleşeceği bir dünya için çözüm yolları arıyoruz" diyen Kaos Gay/Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği, bu amaçla çok büyük bir uluslararası buluşma gerçekleştiriyor. 17-21 Mayıs tarihlerinde Ankara'da gerçekleşecek etkinliklere yabancı parlamenter, gazeteci ve akademisyenlerin yanı sıra şair ve yazar Murathan Mungan da bir sunum ve söyleşi ile katılacak. Dernek başkanı Ali Erol, "Üç yıl önce de benzer bir sempozyum yapmıştık. Ama bu boyutta değildi. Oldukça yoğun bir ilgi bekliyoruz" diyor. Buluşma herkese açık ve ücretsiz.

Homofobi nasıl ortaya çıkıyor?
Bu iktidar ilişkileriyle, toplumda alışılmış kalıplarla ilgili. Örneğin "Normal olan heteroseksüelliktir ve sadece onların yaşama hakkı vardır" diye düşünen bir insan, farklı olanları zaten dışlayacaktır. Bu da sosyal arenadan dışlama, geçmişte olduğu gibi toplu öldürmelere veya gay cinayetlerine kadar varabiliyor. Homofobi ideoloji, din temelli de olabiliyor. Kişi kendisinden farklı olanlara yaşam hakkı tanımıyorsa elbet homofobi de ortaya çıkacaktır.

"Lezbiyenlerin işi daha zor"

Bu tutumlar bölgelere göre değişiyor mu?
Homofobiyi coğrafyalara ayırmayı tercih etmiyoruz. Araştırmalarda istatistiksel olarak büyük farklılıklar da yok zaten. İktidar ve kurum ilişkileri her yerde benzeşiyor. Homofobi her kesimde var ama bir ebeveyn çocuğunun eşcinsel olduğunu duyduğunda psikiyatriste götürebilirken bir diğeri şiddet uygulayabiliyor.

Dünyada nasıl algılanıyoruz?
Bazıları bu ülkeyi eşcinseller için bir cehennem sanıyor. Türkiye'de homofobi var ama eşcinseller için cennet de değil, cehennem de. Dalgalanan bir seyir izliyor. Örneğin emniyetin de kabul ettiği gay cinayetleri olgusu var. İnsanlar sırf gay oldukları için öldürülebiliyor. Yine de eşcinsellere yönelik örgütlü bir nefret dalgası gelişmedi.

Medyanın eşcinsellere yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Haber konusunda en çok yaşanan sorun habere odaklanmak yerine, kişinin cinsel eğilimine odaklanılması oluyor. 80'lerin başında eşcinseller için psikopat, sapık tanımlamaları kullanılıyordu ama son 15 yılda böyle bir söylem geliştirmedi. Eşcinsellerin magazin malzemesi gibi sunulduğu oluyor ama genelde eşcinsellerin demokratik ilerlemeye katılması yönünde olumlu gelişmeler var. Artık gazetelerin her sayfasında eşcinsellerle ilgili haberler olabiliyor. Bu karşılıklı etkileşimle oldu ve sürecek diye düşünüyorum. Son 15 yılda genel olarak gözle görülür bir iyileşme var. Ama lezbiyenlikle ilgili haberler ciddi olsa bile daha magazinel, yarı espritüel dille verilebiliyor.

Gay denince akla erkekler geliyor. Lezbiyenlerin daha geri planda kalmasının nedeni nedir?
Lezbiyenlerin daha az görünür olmasında toplumdaki kadın-erkek ilişkileri ve konumlanmalarının payı var. Eşcinsel de olsan bu toplumda erkekliğin sana sağladığı sosyal / kültürel konumlar, öncelikler var. Kadınlar zaten kıskaç içinde ve kendilerini ifade edemiyor. Üzerine bir de lezbiyen veya biseksüelse daha zor durumda kalıyor. Bir kadının okulunda, ailesinde, işyerinde cinsel tercihini ifade etmesi dışlanmadan cinsel tacize kadar sonuçlanabilir. Bunları sorunları aşabilen lezbiyenlerin sayısı çok az.

Kadın ve erkeklerin maruz kaldıkları olumsuz davranışlar arasında farklar var mı?
Gay'ler daha bağımsız, özerk davranabiliyor. Ama lezbiyenler ailelerine karşı çıkamıyor, evlendirilebiliyor.

Evlilik demişken, Türkiye'de eşcinsel evliliklerin öne açılabilir mi sizce?
Bu Batı'da ana gündem konusu ve bizim gündemimize de çok geliyor. Aslında anlamlı ama Türkiye'de gay / lezbiyenlerin haklarını elde etmeleri şurada topu topu 10-15 yıllık bir süreç. Bu süreç eninde sonunda farklı ilişkileri, birliktelikleri beraberinde getirecektir. Ha bu evlilik mi olur, bunu zaman gösterecek. Hayatın ne getireceği hiç belli olmaz. Çünkü eşcinsellik artık sadece bir-iki metropolün veya uç bir alanın gerçeği değil. Eşcinsellik artık bu memleketin her kesiminin bir gerçeği. Ama olumlu ama olumsuz yaklaşımla... Bizim dernekleşme sürecimizde, TCK değişirken Meclis'e gitme döneminde, her kesim eşcinsellerle ilgili olumlu, olumsuz bir şey söylemek durumunda kaldı. Kayıtsız kalınamayan bir sürece girdik.

"En acımasız koşullar iş hayatında"

Eşcinsellerin en önemli sorunu nedir?
Biri için can güvenliğiyken, diğeri için işten atılma korkusu birincil olabilir. Ama artık eşcinselliğin kıyıda, köşede, hafta sonu hobisi gibi yaşanmadığı, her kesimden eşcinsellerin çıkabileceği görüldü. Biz aile ve iş hayatına yoğunlaşıyoruz. Eğitimde biraz rahatlamadan bahsedebiliriz çünkü pek çok akademisyen bu alanda bir şeyler üretmeye başladı. Pek çok eşcinsel kendini gizlemeden kampüslerde var olabiliyor. Ama iş hayatında görünmez bir şiddet var. Çalışanların üzerinde ayrımcılığa maruz kalma, işten atılma korkusu çok şiddetli yaşanabiliyor. Birkaç örnek dışında en acımasız koşulların olduğu alan iş hayatı diyebiliriz. Çünkü bu kaygı ve korku, insanların görünürlüklerini de etkileyebiliyor. Ailede ve eğitimde yavaş yavaş açılabiliyor ama iş hayatı, Türkiye'de tabu özelliğini koruyor.
Ayrıntılı bilgi için: www.kaosgl.com; (0312) 230 03 58

"'Brokeback Dağı' ile insanlar eşcinsel aşkı telaffuz etmek zorunda kaldı"


"Brokeback Dağı" filminin olumlu veya olumsuz ne gibi etkileri oldu?
Filmdeki üç-beş dakikalık yakınlaşmayı çıkardığımızda geriye kalanı kavuşamama, birlikte olamama üzerine aktı gitti aslında. Gay / lezbiyen filmi olarak adı konulamamış, temas ve yakınlaşmanın çok daha yoğun yaşandığı film ve diziler vardı aslında. Bizim ülkemizde bir konunun adı konduğunda, ona yaklaşım değişebiliyor. Burada bir şeyin adı kondu. İnsanlar gay, eşcinsel aşkı telaffuz etmek zorunda kaldılar. Eşcinsellerin hakları ve meşruiyeti açısından tartışmalara vesile olması olumlu bir yaklaşımdı.



PAZAR
"İşimiz zor: Haber kanalında eğlenceli bir program yapacağız. Habercilerle de eğleneceğiz"
"Doğu insanı mutlu ediyor ama şehirleri çok çirkin"
"Eşcinsellik artık hafta sonu hobisi değil"
Hayat tarzlarımız sergileniyor
"Starların tek çıkabileceği yer Günay"
Kaçın Türkler geliyor!
"Bu binada insan kendini İstanbul'un efendisi hisseder"
Nefretim kederimden
Cem Sultan'ın izinde (1)
TİNA'yı sevmiyorum,
TATA'yı seviyorum!

"Görünmez Çocuklar" için gece yürüyüşü
Annelerini nasıl anlattılar?
2012-2015: Büyük küresel tehditler dönemi
Perfeksiyonist mutfak
Topkapı Sarayı'nın ziyaretçileri
Yaşlılıkta sebze ve meyve diyeti önemli
"Son hafta maç satın alınmaz"
Atlanta'da bir hafta
Sözcüklerin de anneleri vardır
Türk şarapçılığı alarm veriyor





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet