|
 |
|
|
MÜZİK
Nefretim kederimden
Buz'un ilk albümü "Senin Eserin", topluluğun yarını için ümit veriyor; üzerinde yükseleceği ipuçlarını taşıyor
MURAT BEŞER
Balans'ta 29 Mart Çarşamba akşamı çıktıkları albüm tanıtım konserinde, en az Fatima Mansion kadar rahatsız edici, Birthday Party derecesinde bunalımlı, Sex Pistols gibi umutsuz, Nine Inch Nails seviyesinde öfkeli bir toplulukla karşı karşıya olduğumuzu anladık ilk notalarla birlikte.
Başlar öne eğik, sırtlar hafif kambur, yüzler asık, bedenleri yaprak gibi titreten bir sinirlilik hali okunuyordu vücut dillerinden. Bir yönden Çilekeş'in ruh ikizi gibiydi Buz, ancak önemli nicel farkları vardı. Sadece üzerine güneş doğmayan şarkılar söylemiyordu bu öfkeli dört genç adam; bugüne dek bizim çocuklarda pek rastlayamayacağımız türden bir yeni tavırlı rocker görüntüsü veriyorlardı.
Konserde onları sahne şovu adına sıradan ve kasıntılı bulan duygusallar aldandı. Karamsarlıktan beslenen aşırı cool görüntüleri, yanlış anlaşılmaya müsait bir durumdu. Kendilerini dev aynasında gördüklerine dair bir izlenim yaratmıştı bu duruş; ancak işin aslı böyle değildi. Asit yağmuruna tutulmuşçasına lanetlenmiş gibi takılan topluluğun, içine girdikçe fark edilen ekşi kokulu, siyah renkli bir atmosferi vardı.
Önde duran, şarkı sözlerini yazan gitarcı şarkıcı Emre, talihsiz yağmurdan en fazla nasibini alan kişi olmalıydı. Duygusal açıdan hırpalanmış, ruhu örselenmiş, sürekli dost kazığına muhatap kalmış insanlara has bir küskünlük okunuyordu her kelamında. Belli ki bu onmaz ruhta karşı cinsin açtığı yarayı kaşıyan vefasız ve fırsatçı "arkadaşlar"ın izi vardı.
Birinci'nin birinci albümü
Müzikal ilhamını Black Sabbath, MC5, The Stooges, Pearl Jam, Metallica ve Audioslave gibi ağır isimlerden alan Buz ilk albümünü, kendini yeni toplulukların ilk albümüne adayan Birinci etiketi ile çıkardı. Yapımcılığını Tarkan Gözübüyük'ün üstlendiği "Senin Eserin" adlı albümdeki 10 şarkı, her ne kadar punk'ın "No future" diyen yarınsızlığı ile kaderine lanet ederek arabeskçiler arasında mekik dokuyor gibi görünse de, ikisinin de aritmetik toplamından daha fazlasını içeriyor.
Buz, okunu punk gibi toplumsal koşullara yöneltmiyor; ağlak ifadelerle merhamet de dilenmiyor. Buz'u ikisinden de başka kılan şey, sembolist anlatımın duygusal zekası ile esoterik hikayelerin gizemi.
Dört yıldır birbirlerine şahdamarından yakın, bir ailenin fertlerinden daha içli dışlı yaşayan Emre, gitarcı Özer, basçı Cem ve davulcu Tercan, rock topluluğu olarak kusursuz bir uyum içindeler. Vokalin (detone sanılan) salınımı, müziğin diline dahil. Son derece basit ve az akorla çalıyor Buz. Sololar melodik açıdan minimal ve gürültülü. Bas tüm delikleri kapatıyor; davul gerçek bir lokomotif.
Etkileyici "Vajina", gitar riffleriyle Iggy Pop'u kıskandıracak kadar sağlam. Cinsel organ üzerinden, her gün karşımıza çıkan zayıf karakterli tipleri eleştiren şarkı, albümün doruk noktası. Topluluğun yarını için ümit veriyor; üzerinde yükseleceği ipuçlarını taşıyor.
Kapanışındaki "Yeni Bir Son", tünelin ucunda zayıf da olsa umut ışığını gösteriyor; "Bilinmeyen içinde, umut var belki de".
Bu Tiki başka Tiki
Mutfakta pırasa pişirirken, yarım kulakla dinleseniz bile, müptela oluyorsunuz bu albüme. Sesler öyle yumuşak ki, mahir ritimlerle yoğrulmuş aranjmanlar sanki parfüm şişesinden geliyor.
10 yıldır cazın mekkesi New York'ta yaşayan Kamerunlu basçı Richard Bona hayallerinin albümünü yapmış. "Tiki" estetik ve ruh olarak önceki albümlerle aynı çizgide, ancak daha mütekamil. Eski ortakları klavyeci Atn Stadwijk ile davulcu Vinnie Colauita dışında Susheela Raman, Mike Stern gibi sürpriz misafirleri var Bona'nın.
Küresel köyümüzün kozmopolitliği, Afro-Küban cazın esintileri, Brezilya'nın kibar melodileri, rap'in enerjisi, Karayipler'in soğukkanlı ezgileri ve Anglosakson popundan sesler, Bona'nın duygusallığını bir an olsun elden bırakmayan müstesna ustalığı ile buluşmuş.
Beğenmeyen kızını vermesin
Sektörel kriz, "yaratıcılığın" sınırlarını zorlama nedeni. Panik dörtlüsünün "Almayan Böyle Olsun" adlı ilk albümünün adı ve kapağı, yaratıcılık adına hem alaycı hem tehditkar.
Ağırlıkla gitarcı Gökhan Bütünler tarafından yazılmış nükteci şarkılara "lan"ı bol öğrenci ağızlı konuşmalar serpiştirilmiş. Matrak şarkıları daha da gırgırlaştırmak için aralara şiki şiki babalar, rock'n roll nameleri, vasat konuşmalar ve Kemal Sunal replikleri konmuş.
Müzisyenler kendilerini eğlendirmek için yapmış gibi bu albümü. Fena çalmıyorlar ama kendilerini ciddiye almıyorlar. Dinleyenler onları ciddiye alsın mı? Albüm bunun yanıtını veremiyor. Evde çevrilmiş geyiklerin, albüme gelmiş hali "Almayan Böyle Olsun".
Almayan balerin olacakmış, peki alıp da beğenmeyen ne olacak?
Türk işi groove mu?
Oldu mu hiç sevgili Putumayo? Sen ki, dünya müzikleri konusunda önde gelen plak şirketlerindensin. Her ülkenin en iyi örneklerini seçer; seda zenginliklerini bağrında toplarsın. Meksika'dan Çin'e, Fransa'dan Senegal'e karış karış gezer; damıtılmış hakiki örnekleri altın tepside bize ikram edersin.
Niye aynı işi Türk müziği konusunda beceremedin acaba? Tuttun "Turkish Groove" adıyla bir toplama yaptın. Haydi geçtik kapakta Türkiye'yi Arabistan gibi gösteren grafik çalışmasından; onca zenginliği olan topraklardan "Oha Falan Oldum Yani" şarkısını layık gördün. Nazan Öncel'den "Atıyosun"u, Gülseren'den "Şinanay"ı, Nilgül'den "Pışpışla"yı aldın.
Müzikal mozaikimizi sunacak Mustafa Sandal'dan, Emrah'tan, Tuğba Ekinci'den başka isim bulamadın mı?
|
|
|

|