Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Mayıs 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Türk şarapçılığı alarm veriyor

Ucuz ve kaliteli ithal şaraplar market raflarını ve restoranları ele geçiriyor. Yerli şarapçılarımız ise kalite sıçraması yapamıyor. Bağcılığa ve şarapçılığa devlet desteği verilmezse, gelecek karanlık görünüyor

myalcin@turk.net

Claude Bourgonion dünyanın en pahalı ve nadir şarabı olan Romanee-Conti'nin bağı da dahil olmak üzere, Fransa'nın pek çok önemli bağına, "Bağdaki biyolojik yaşamı araştırmak" üzere danışmanlık yapan çok ünlü bir mikrobiyolog. Bu sıfat biraz karışık olduysa, "Fransız şarabını Fransız şarabı yapan beyinlerden" demek belki daha iyi bir özet olur.
Bourgonion geçen bağbozumu zamanı, Gusto Şarap Kursları katılımcılarından şarapsever turizmci Murat Yankı'nın Kapadokya'daki bağ turuna katılmış. Birlikte Emir üzümlerinin hasat edildiği bağları gezmişler. Üzümün iyi olgunlaştığı bir bağda, salkımlardan birkaç tane koparıp ağır ağır çiğneyen Bourgonion, "Böyle nefis bir üzümünüz varken, niye her tarafa Chardonnay dikmeye çalışıyorsunuz? Nasıl olsa Burgonya'nın Chardonnay'i kalitesine erişemeyeceksiniz. Elinizdeki bu hazineyi niye parlatmıyorsunuz?" diye sormuş.

Hiçbiri heyecan yaratmıyor
Tam da, "Yeni şaraplar, yeni tatlar" başlığı altında son birkaç ayda çıkan yeni Türk şaraplarını tanıtmak istediğim yazıyı hazırlarken ziyarete gelen Murat Yankı bu diyaloğu aktarınca, zaten pek de içime sinmeyen yazının konusu değişiverdi... Zira samimi olmak gerekirse, yılda birkaç kez yaptığım gibi tanıtmaya çalıştığım yeni şaraplardan hiçbiri gerçekten heyecan verici de değildi.
Evet, düzgündüler; Doluca'nın DLC serisinden çıkardığı Boğazkere, üzümü çırılçıplak yansıtıyordu, üreticinin yapmaya çalıştığı gibi, "Dalından koparılıp yenen üzüm" gibiydi mesela. Yıllardır sessiz ve rutin giden Gülor'un biraz Cabernet katkılı Şiraz'ı, hoş bir Şiraz'dı. Çankaya'nın yeni çıkan 2005 rekoltesi çok dengeliydi. Kavaklıdere'nin 2003 rekoltesi kırmızı Selection'u, derinlikli ve zengin bir şaraptı.
Yine de, market raflarını işgal eden ve aynı fiyatlarla satılan İtalyan, Fransız ve Yeni Dünya şaraplarının yanında, bundan beş-on yıl önce piyasaya yeni çıkan Türk şaraplarının yarattığı heyecanı yaratamıyorlardı. Dünyanın dört yanından gelen rakiplerin yanında, ne yalan söylemeli, aynı fiyat kategorilerinde biraz zayıf duruyorlardı. Öte yandan, Türk şarapçılığı, Bourgonion gibi büyük uzmanların bile hayran olduğu Emir üzümünden bir tane bile üzümün klasını yansıtan şarap çıkaramıyordu. Buna da şaşmamak gerekirdi, zira şarap üreticilerimiz, şaraba bir "fabrikasyon ürün" olarak bakma hastalığından da kurtulamıyorlardı.

Küçük üreticinin uyarısı
Halen Türk şarap üreticileri, aşırı yüksek ÖTV'ye ve kayıtdışılığın yarattığı haksız rekabete rağmen iyi kâr ediyorlar. Ama kâr marjları her geçen gün düşüyor. Yabancı şarapların giderek daha iyileri, daha ucuza geliyor ve şimdiden bazı restoranlar sırf yabancı şaraplardan oluşan şarap listeleri yapmaya başladılar. Ev tüketiminde de ithal şarap artıyor, şarapseverler tanımaya başladıkça, yabancı şaraba korkuları azalıyor.
Türk şarabının bu kalite istikrarsızlığıyla, ciddi bir ihracat şansı da yok. Önümüzdeki aylarda AB ile tarım müzakereleri hızlandığında, ilk gündem maddelerinden biri, elinde şarap fazlası olan AB'nin şaraptaki gümrük vergilerinin indirilmesi yolundaki talebi olacak. Ve gümrükler indiğinde, pahalı kalan Türk şarapları, çok ağır bir darbe yiyecek.
Dünyanın tüm şarap ülkelerinde, devlet işin içinde. Sübvansiyon olarak değil, daha da değerli katkılar olan bağcılık araştırma enstitüleriyle, önoloji fakülteleriyle, bağcılık ve şarapçılık meslek okullarıyla, kalite kontrol mekanizmalarıyla...

Devlet desteği şart
Bizde bunların hiçbirisi yok. Öküzgözü, Boğazkere, Emir ve Narince gibi ulusal hazinelerimiz olan üzümlerin klon seleksiyonunu yapmak, ideal bağ bölgelerini ve yetiştirme biçimlerini, ideal işlenme tekniklerini belirlemek, büyük bütçelerle uzun yıllar alacak işler. Ve aslında Tarım Bakanlığı'nın, ziraat fakültelerinin görevleri... Şarapçılığımıza eleman yetiştirmek de devlete ait bir görev. Firmalarımız, Fransa'dan önolog getirtip çalıştırarak, yıllar boyu taşıma suyla değirmen döndüremezler.
Türk şarapçılığı, yabancıların rekabetini bunlar olmadan karşılayamaz, açık konuşalım, batmasa da ciddi ölçüde küçülür. Ya da Arjantin'de gördüğüm gibi, haraç mezat yabancı şarap holdinglerinin eline geçer.
Bizden uyarması...



PAZAR
"İşimiz zor: Haber kanalında eğlenceli bir program yapacağız. Habercilerle de eğleneceğiz"
"Doğu insanı mutlu ediyor ama şehirleri çok çirkin"
"Eşcinsellik artık hafta sonu hobisi değil"
Hayat tarzlarımız sergileniyor
"Starların tek çıkabileceği yer Günay"
Kaçın Türkler geliyor!
"Bu binada insan kendini İstanbul'un efendisi hisseder"
Nefretim kederimden
Cem Sultan'ın izinde (1)
TİNA'yı sevmiyorum,
TATA'yı seviyorum!

"Görünmez Çocuklar" için gece yürüyüşü
Annelerini nasıl anlattılar?
2012-2015: Büyük küresel tehditler dönemi
Perfeksiyonist mutfak
Topkapı Sarayı'nın ziyaretçileri
Yaşlılıkta sebze ve meyve diyeti önemli
"Son hafta maç satın alınmaz"
Atlanta'da bir hafta
Sözcüklerin de anneleri vardır
Türk şarapçılığı alarm veriyor





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet