|
 |
|
|
Onun yerinde olsaydım
Yaşam Güzeldir / Banu Şen
Dünya üzerinde birbirinden farklı düşünen, farklı yaşayan, farklı alışkanlıklara sahip, farklı karakterde milyarlarca insan var... Farklı atan milyarlarca yürek, farklı düşünen milyarlarca beyin. Kimsenin birbirinin aynı olması beklenemez. Ancak bu dünya üzerinde; birbirini gerçekten anlayan insanlar olsaydı eğer, herşey daha farklı olurdu. Bir patron çalışanın yerine gerçekten koyabilseydi kendini, bir katil öldürdüğü insanın, bir hırsız soyduğu kişinin... Örnekler saymakla bitmez! Her şey çok daha farklı olurdu. Bu birbirini gerçekten anlama durumuna "empati" deniliyor. Günümüzde birçok alanda empatiden yararlanılıyor... Bu kelimeye yabancı olanlar varsa; empatiyi şöyle tanımlayabiliriz: Bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi süreci...
Empatinin önündeki en büyük engel de kuşkusuz önyargı... Çoğu zaman önyargılarımız, tam da "Evet bu adam gerçekten haklı. Onun yerinde ya ben olsaydım" diye düşünürken, bir duvar gibi dikilir önümüze. Ve biz karşımızdaki kişiyi tam da anlayacakken, önyargılarımız taştan bir set çeker araya. "Ama"ları sıralamaya başlarız. Judi Paxton'un hikayesi aslında empati ve önyargıyı anlamayı kolaylaştırıyor.
Beyaz mı siyah mı?
"Ortaokuldayken, sınıf arkadaşlarımdan birisiyle ciddi bir tartışmaya girdim. Onun haksız olduğundan, kendimin ise haklı olduğumdan emindim. Bize çok iyi bir ders vermeye karar verdi. Bizi bütün sınıfın önüne çıkardı ve onu masanın bir tarafına, beni de diğer tarafına yerleştirdi.
Masanın tam ortasında yuvarlak bir nesne vardı. Siyah renkli bir nesne. O çocuğa nesnenin rengini sordu. Çocuk, 'Beyaz' diye yanıtladı.
Söylediğine inanamadım, çünkü nesne siyahtı. Yeniden tartışmaya başladık, bu kez de nesnenin rengi hakkında. Bu kez beni çocuğun yerine, onu da benim yerime geçirdi. Ve bu kez bana nesnenin rengini sordu. 'Beyaz', yanıtını vermek zorundaydım, çünkü belli ki nesnenin bir tarafı beyaz, diğer tarafı ise siyahtı. O gün bana çok güzel bir ders verdi. Karşımdaki kişinin bakış açısını anlamam için, kendimi onun yerine koymam gerekiyordu."
Empatiyle sempati
Bizim empatiyle sempatiyi karıştırıp kaos yaşadığımız zamanlar da oluyor. Bu durum en çok futbolda yaşanıyor. O zaman sempatiyle empatiyi ayırt etmeli.. Bir insan sempati duymak demek, o insanın sahip olduğu duygu ve düşüncelerin aynısına sahip olmak demek. Karşımızdaki kişiye sempati duyuyorsak, onunla acı çekeriz ya da seviniriz. Empati kurduğumuzda ise karşımızdakinin duygu ve düşüncelerini anlamak esastır. Kendimizi sempati duyduğumuz kişinin yerine koymamıza, onu anlamamıza gerek yoktur; sempatide "yandaş" olmak esastır. Futboldan örnek vermek gerekirse...
Diyelim ki bir futbol takımını tutuyorsunuz. Aynı takımı tutan kişilere sempati duyarsınız; takımınız kazandığında hep birlikte sevinirsiniz. Fakat bu kişilerin, tuttuğunuz takımla ilgili neler hissettiklerini bilmeyebilirsiniz. Eğer bilseydiniz bu kişiye sempati kurmanızın yanında empati de kurmuş olurdunuz.
İZVAK'ın projesi
Bundan yaklaşık 10 yıl önce Emniyet Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları ile işbirliği yaparak polislere empati eğitimi verecekti. Meydanlardaki, statlardaki şiddet görüntülerine son vermek amacındalardı. O projenin gerçekleşmediği kesin(!) Milliyet EGE'de önceki gün yayımlanan bir haber dikkatinizi çekmiştir... Tribünlerdeki şiddet malum... Çocukları, kadınları, gençleri spordan uzaklaştıran görüntüler yaşanıyor. Galibiyet sevinci bile çoğu zaman dozunu aşıp, ölümlere varan sonuçlar ortaya çıkarabiliyor. Sporda şiddete son vermek için İzmir'de bir proje hazırlandı. İzmir Gücü Spor Vakfı (İZVAK) ve Akademi Ege Tiyatro Bölümü tarafından hazırlanan eğitim projede 14'er kişilik gruplara, şiddetin anatomisi, davranış psikolojisi ve sosyolojisi, psikodrama teknikleriyle şiddeti tanıma, şiddetle başa çıkma yöntemlerinin grup terapisi sayesinde geliştirilmesi, içteki şiddeti tanıma, tiyatroyla şiddet kavramının işlenmesi ve davranış psikolojisini belirlemede empati yöntemi gibi konularda eğitim verilmesi esas alıyor. Düşünenleri tebrik etmek gerekiyor. Aslında sadece sporda değil pes etmeden empati eğitimi her alanda verilmeli. Hepimiz "Onun yerinde olsaydım" diye düşünebilmeli...
bsen@milliyet.com.tr
|
|
|

|