|
 |
|
|
En fazla ders alması gereken Türkiye'nin sessiz çoğunluğudur
Satır Arası / Deniz Sipahi
Dün Türkiye genelinde Danıştay'daki kanlı baskına tepki yürüyüşleri vardı.
Odalar, dernekler, üniversiteler, barolar yürüdüler.
Yürüsünler...
Olayın ardından her kesimden kınama açıklamaları vardı.
Klasik, bilinen metinler...
Açıklasınlar...
Sizce yeterli mi?
Bu ülkenin sivil toplum örgütleri, aydınları gerektiği zaman ve gerektiği kadar tepkilerini açıkça ortaya koyuyorlar mı?
Uzun bir süredir "sessiz çoğunluğun" sesini yükseltmesini bekliyoruz.
Kapalı kapılar ardında konuşan ancak düşündüklerini dile getirmeyen bir "sessiz çoğunluk..."
Olay çok sıcak, Türkiye'nin en önemli yargı organlarından birinde ve kısa bir süre önce "türban" konusunda bir karar almış daireye yapılmış saldırıyı elbette milyonlar kınamalı...
Ankara'da Anıtkabir'e gidilmeli.
İstanbul'da Taksim'de toplanılmalı.
İzmir'de Cumhuriyet Meydanı'na yürümeli...Milyonlar evlerinin balkonlarına bayraklar asarak bu olayı, olayları protesto etmeli...
* * *
Tekrar soruyorum; size göre bu yeterli mi?
Sadece ben değil, sütun sahibi birçok meslektaşım zaman zaman Türk aydınının tepkisel davranışlarını konu ediyor. Çoğu zaman da eleştiriyor.
Ama "sessiz çoğunluk" bir araya gelemiyor, gelse bile anlaşamıyor, bir ortak akıl üretemiyor.
Oysa Türkiye'nin geleceğine imza atacak insanlar asıl bu "sessiz çoğunluk" içinden çıkacak.
Türkiye'nin siyasetine, dış politikasına şekil verecek, demokrasinin olgunlaşmasını sağlayacak, laikliğin teminatı olacak, Atatürk ilkelerini anlatacak ve geliştirecek yine bu "sessiz çoğunluk" içinden çıkacak.
Bu ülkenin insanları daha fazla konuşmalı, daha fazla tartışmalı, daha fazla tepkisini dile getirmeli.
Sivil toplum örgütlerimiz gerçek anlamda işlevini yerine getirmeli. Odaların, derneklerin başkanları o koltukların sembolik değil, demokratik platformlar olduğunu unutmamalılar.
Seçildikleri makamın hakkını vermeliler, veremiyorlarsa oraları işgal edemeyeceklerini anlamalılar.
Aylardır türban konusunu "kaşıya kaşıya", başka konular yokmuşçasına gündemin "birinci maddesi" yapanlara bu "sessiz çoğunluk" neden bir şeyler söylemiyor?Neden "Artık yeter, yapacak başka işlerimiz var..." denmiyor.
Bu "sessiz çoğunluk" illa bir olayın yaşanmasını mı bekliyordu?
İzmir Cumhuriyet Meydanı'nda da "Türkiye laiktir, laik kalacak..." sesleri yükseldi dün, tıpkı Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi...
Bu konuda bir endişeniz mi var? Laikliğin elden gittiğini mi zannediyorsunuz?
O zaman "sessiz çoğunluk" demokratik sınırlar içinde bundan sonra daha fazla meydanlarda, panellerde, televizyonlarda olmalı.
Siyasette, sivil toplum örgütlerinde görev almalı."Sessiz çoğunluk" daha cesur olmalı.
"Bana ne..." dememeli, "Yapamam..." diye düşünmemeli.
Artık ülkenin yönetiminde aktif olarak görev almanın zamanı.
* * *
Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, önceki günkü yazısında Danıştay'a yapılan çirkin saldırıyı Türkiye Cumhuriyeti'nin 11 Eylül'ü olarak tanımlamış.
Ben de bu görüşe katılıyorum.
Bu hepimize karşı yapılmış bir saldırıdır.
Ve herkesin bu olaydan ders çıkarması gereklidir. En çok da uzun süredir "sessiz çoğunluk" olarak kalmayı tercih eden Türkiye'nin ayrın insanlarının...
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|