|
Anıtkabir'deki görüntü ile nedeni arasındaki çelişki
Türk yargısı, dün tüm unsurlarıyla Anıtkabir'deydi. Hemen arkasında üniversiteler, üst düzey bürokratlar ve halk...
Atatürk'ün huzurundaki görüntü hem gurur hem hüzün vericiydi.
Gurur vericiydi; çünkü, Atatürk'ün karşısında en yüksek iki yargı organının iki kadın başkanı vardı.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu, Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu...
Atatürk'ün görmek istediği yerde, iki kadın başkan, sadece Türk yargısını değil, Türk kadınını da modern, çağdaş, aydınlık Türkiye'yi de temsil ediyorlardı.
Ve hemen yanı başlarında Yargıtay, Sayıştay, Askeri Yargıtay, Barolar Birliği başkanları, üyeleri, savcıları, avukatlarıyla tüm yargı mensupları...
Yargı, Atatürk'ün huzurunda tek vücut, tek sesti...
Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay başkanları, mozoleye birlikte çelenk koydular. Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu'nun Atatürk'e yazdıklarının altına birlikte imza koydular...
Atatürk'ün manevi huzurunda gurur veren bu görüntünün oluşma nedeni ise, hüzün vericiydi...
Yüksek yargının kadın başkanları, laiklik gerekçesine dayalı türban kararı veren Danıştay 2. Dairesi'ne yapılan menfur saldırı nedeniyle huzurdaydılar.
Hüzün veren çelişki buydu...
Ortak mesaj
Yüksek yargının ve üniversitenin Danıştay'a yapılan katliam gibi saldırıya verdikleri tepki ortak ve önemli bir mesaj içeriyor.
Bu mesaj bir yandan laikliğin güvencesi Anayasa kurumlarının görüş ve tutum birliği içinde olduklarını gösteriyor, diğer yandan, "demokratik laik devlet düzenini korumakla yükümlü olan" diğer kurumlara görevlerini anımsatıyor.
Tabii bu mesaj siyaset kurumuna, başta da iktidara...
YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'in açıkladığı Rektörler Komitesi'nde altı çizildiği gibi umursamaz, küçümser, kayıtsız tutum alanlara yönelikti.
Halkın tepkisi
Anıtkabir'de, Danıştay'da, son olarak Kocatepe'deki cenaze töreninde halk tepkiliydi. Tepki özellikle hükümete yönelikti.
Başbakan Erdoğan'ın törenlere katılmaması, Antalya'ya açılış törenine gitmeyi yeğlemesine de tepki gösterildi. Erdoğan'ın törenlere katılması halinde protesto edileceği belliydi. Nitekim katılan bakanlar protesto edildi. Ancak, tepki göreceğini, protesto edileceğini bilse bile Erdoğan'ın törenlere katılması, başta Danıştay olmak üzere saldırıya uğramış yargının yanında yer alması gerekirdi.
Anıtkabir'e koşan binlerce vatandaşın tutumu, tepkisi de siyaset kurumunu ve liderleri düşündürmeli.
Anıtkabir'e, Danıştay'a ve Kocatepe Camii'ne dört bir yandan koşarak gelen genç, yaşlı, kadın, erkek vatandaşların ortak yönü birikmiş tepkileriydi. İçleri doluydu. Ellerinde çiçekler, Atatürk posterleri, dillerinde "laiklik" içlerini boşaltıyorlardı.
Ankara Üniversitesi'nden olduğunu söyleyen bir genç şöyle yazın diyordu:
"Her gün küçümseyen bir üslupla laiklik karşıtı nutuk atanlar vicdanlarını yokluyorlar mı acaba? Yargının laiklik gerekçeli her kararının karşısına dikilince siyaset yaptıklarını sananlar rahatlar mı acaba?"
Bunlar yerinde sorulardı.
Dini siyasetin merkezine koyanların, türbanı siyasi dava haline getirenlerin, dini duyguları istismar ederek oy toplamaya çalışanların yeniden düşünmeleri gerekiyor.
fbila@milliyet.com.tr
|
|