Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Mayıs 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
WASHINGTON'UN TÜRKİYE NABZI (4)
Çankaya seçimi için 'uzlaşın' önerisi

WASHINGTON

Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nda sohbet ediyoruz. Konu, Türkiye'de tarikatlar ve gizli gündem. Ve bu çerçevede örneğin Nakşibendiler...
Dindar bir grup olarak Nakşilerin son tahlilde İslami bir düzenden yana olduklarını söylüyor. Bunu onların bir ütopyası olarak da niteliyor. Hepsinin 'derin sabır'a sahip olabileceklerini de belirtiyor.
Söz AKP'ye geliyor.
Avrupa Birliği'ne uyum çerçevesindeki reform ve demokratikleşme adımları konusunda söylediği ilginç:
"Şu da düşünülebilir: Bütün bunlar kısa vadede AKP'nin var olma alanını yaratıyor ya da genişletiyor."
Samimi olmayabilir mi AKP?
Öyle mi demek istiyor?
Amerikalı diplomatı dinlerken, yıllar öncesine gidiyorum. 1988'de yine Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nda sohbet ederken ANAP lideri Özal ve Avrupa Birliği konusu açılmıştı.
Özal bir süre önce başbakan olarak AB'ye Türkiye'nin tam üyelik başvurusunu yapmıştı. Ancak Özal'ın bu konudaki içtenliğine inanmıyordu Amerikalı diplomat. Elimdeki not defterimi almış, üç dilde Arapça, Farsça ve Türkçe olarak bir sözcük yazmıştı:
Takiye!
Bu sözcüğü ilk kez duyuyordum. Gerçek dini düşüncenin saklanması anlamını taşıyordu. Özal'ın da aslında takiye yaptığını, AB konusunda samimi olmadığını, 'gizli gündemi'ni sakladığını öne sürüyordu.
Bir yıl sonra yazacağım Özal Hikâyesi isimli kitabıma Amerikan Dışişleri'nde yaşadığım bu olayı anlatarak başlamış, takiye deyimi de böylece Türk siyasal yaşamına girmişti.
Yıllar önce bana 'takiye'yi öğreten ve artık Dışişleri'nde çalışmayan bu Amerikalı, sanıyorum, şimdi de Washington'daki Neo-Con saflarda AKP iktidarının gizli gündem sahibi olduğunu anlatıyor.
Karşımda oturan Amerikalı diplomata bunları özetledim. Gerek Özal zamanında, gerek Erdoğan döneminde atılan reformcu adımlarla gizli gündem konusunun nereye kadar bağdaşabileceğini sordum.
Bunlar çelişmez miydi?
Siyasal ve ekonomik açılımlar olsun, demokratikleşme olsun, ekonomide dışa ve pazara açılma olsun, bütün bunlar eğer açık bir topluma, şeffaf bir devlete ve güçlü bir sivil topluma yatırım yapmaksa, bu yoldan Türkiye 'İslamcı bir düzen'e götürülebilir miydi?
Yoksa tersi mi olurdu?
Bir başka deyişle:
AB yolunda yürüyen bir Türkiye, İslamcı düzen gündeminden giderek uzaklaşmaz mıydı?
Bu konuyu tartıştık.
Özetle şunları söyledi:
"Evet, Türkiye gibi bir ülkede gizli yoldan İslamcı bir gündemi uygulamak zor. Türkiye'de laikleşme sürecinin 150 yıllık bir geçmişi var. Tam güvenebilir miyiz AKP'ye? Bilemiyorum. Ama bu süreç, istense bile, geri çevrilmesi zor bir süreç... Türkiye'deki laik kurumlar güçlü... Ordu, üniversite, yargı... Ama şunu da teslim etmek lazım. Büyük resme bakınca, AKP, bu hükümet çok iyi işler de yaptı Türkiye için..."
Devlet içinde, bazı bakanlıklarda kadrolaşmanın bazı bakımlardan rahatsızlık verici olduğuna değindi. Ve genelde AKP'ye fazla güvenmediğini belli etti.
Sonra da ekledi:
"Türkiye İslamcı düzene götürülebilir mi? Bu kadarı olmaz. Ama 1920'lerin, 1930'ların Kemalizm'i de olmaz."
Washington'u rahatsız eden gelişmeler arasında Hamas lideri Meşal'ın Ankara ziyaretiyle Merkez Bankası olayını saydı. Merkez Bankası Başkanlığı'na Çankaya'dan dönen ilk atama için de, "İyi ki olmadı!" dedi.
Sohbet, buradan bir başka konuya, 'Cumhurbaşkanı seçimi'ne gelince aynen şöyle dedi:
"Genelkurmay, Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığına yeşil ışık yakmaz!"
Ama Erdoğan isterse, olabilir miydi? Bir inatlaşma süreci, Erdoğan'ın Çankaya Köşkü'ne çıkmasına yol açabilir miydi?
Bu konuları da konuştuk.
Cumhurbaşkanlığı seçimi, Amerikan Dışişleri çevrelerini Türkiye'deki siyasal istikrar açısından ister istemez ilgilendiriyor. Bakanlığın bir başka odasında, bir başka gün yine Erdoğan ve Çankaya'dan açıldı.
Erdoğan'ın bu konuda yalnız Meclis'teki çoğunluğuna değil, 'hassasiyetler'e de bakması gerektiğini söyledi.
Şöyle bir soru sordu:
"Çankaya, AKP ile laik cephe arasındaki gerginliği, istikrarı bozacak kadar artırabilir mi?"
Yanıtını da kendi verdi:
"O kadar kaygılı değilim. Demokratik olgunluğun gereği olarak uzlaşma yollarının açık tutulacağını umuyorum."
Erken seçim mi, zamanında seçim mi AKP'nin çıkarına daha uygun olabilir? Bu soruyu da kendi sordu, kendi yanıtladı:
"Zamanında seçim bence AKP'nin çıkarına daha uygun düşer. Yani cumhurbaşkanı seçiminden sonra milletvekili seçimi... Ama zamanında seçime de bir hayli var. Bekleme süresi uzadıkça AKP'nin yıpranması ve seçimde daha kötü sonuç alması ihtimali de akla geliyor."
Kısacası:
Cumhurbaşkanı seçimi, Türkiye'de siyasal istikrar açısından Washington'u ilgilendiren konular arasında yer alıyor. Krize neden olmadan, makul bir uzlaşmayla sonuca gidilmesi temenni ediliyor ve bu ihtimalin daha yakın olduğu belirtiliyor bazı odaklarda...
Washington'dan beşinci yazı yarın.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Evet, sağduyu
DANIŞTAY'A yapılan saldırı başta yargı ve diğ...
Çetin ALTAN
Fanatik şiddetin son aşaması, Danıştay baskını...
29 yaşında İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avu...
Melih AŞIK
Bugün 19 Mayıs
Bugün 19 Mayıs... Bağımsız Türkiye Cumhuriyet...
Fikret BİLA
Anıtkabir'deki görüntü ile nedeni arasındaki çelişki
Türk yargısı, dün tüm unsurlarıyla Anıtkabir'...
Hasan CEMAL
Çankaya seçimi için 'uzlaşın' önerisi
Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nda sohbet ediyo...
Güneri CIVAOĞLU
Atatürk'ün seli
Önce Danıştay'da, sonra da Anıtkabir'de topla...
Can Dündar
Tepki partisi sokağa çıktı
"Tepki partisi" adlı bir koalisyon dün Ankar...
Abbas GÜÇLÜ
Emanete ihanet! Gençler nereye?
Bugün 19 Mayıs. Ülkemiz ve gençlerimiz açısın...
Hurşit GÜNEŞ
TL sürekli değer yitirirse enflasyon hedefi şaşar
Döviz kurunun reel değeri, enflasyonla karşıl...
Metin MÜNİR
Dönüm noktasına gelindi
Bir dönüm noktası teşkil edeceği kesin; ama p...
Faik ÖZTRAK
Şok tedavisi
Yükselen piyasa kategorisindeki ülkelerin piy...
Hasan PULUR
Danıştay katliamı ve sabır...
NE diyordu Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek? ...
Derya SAZAK
Yürüyüş
Hükümet istifa!.. Türkiye laiktir, laik kalac...
Meral TAMER
Cenaze Ankara'da Başbakan Antalya'da!
Başbakan Erdoğan, Cumhuriyet gazetesine bomba...
Ece TEMELKURAN
'Dini bütün Polat'lar' için: 19 Mayıs!
Arkadaş, kaçıp gitmek geliyor içimden" dedi A...
Güngör URAS
Atatürk, 'Bilim dışında mürşit aramak gaflettir' diyor
Mustafa Kemal bundan 87 yıl önce Samsun'a ned...
M. Ali BİRAND
Ne ekersen onu biçersin...
Danıştay saldırısının perde arkasıyla ilgili ...

© 2006 Milliyet