|
Tepki partisi sokağa çıktı
"Tepki partisi" adlı bir koalisyon dün Ankara caddelerini doldurdu. Lideri, partisi, merkezi, programı, tüzüğü yoktu. Ama kendisini var eden yapıtaşlarına dokundurmama kararlılığı ve dokunmaya kalkışanlara yönelik öfkesi vardı.
Ve kalabalıktı...
Uğur Mumcu'nun cenazesinden bu yana görülen en büyük kalabalık... Mumcu'nun aksine bu kez yürüyenlerin çoğu şehidin adını düne kadar duymamıştı bile...
Vurulan bir simgeydi. O simge için yürüyorlardı. 28 Şubat'taki gibi önceden hazırlanmış pankartlar, klişe sloganlar, bindirilmiş kıtalar da yoktu.
"Ordu göreve" diyen de çıkmadı. "Herkes görev başında" gibiydi. Evinin duvarından Atatürk posterini koparan, bir kartona tepkisini karalayan kopup gelmişti.
Kalpaklılar türbanlılarla, cübbeliler tulumlularla, üniformalılar önlüklülerle yan yana yürüdü. Polis hoşgörülü, asker anlayışlı, yollar açıktı.
"Sessiz çoğunluk" diye bilinen kitle, Ankara'da bir tetikçinin tetiklemesiyle ses verdi ve "Yeter" dedi.
Buruk bir yaş günü
Dün sabahtan akşama kadar adım adım izledim o kitleyi...
Anıtkabir'i hiç böyle görmemiştim. O sessiz törenlerin mozolesi önünde "Mollalar İran'a" diye heyecanla slogan atılıyor, ilkokul öğrencileri elde bayrak 10. Yıl Marşı söylüyor, gaziler istiklal madalyaları, yaşlı teyzeler 1930 model şapkalarıyla yürüyordu. Temizlik işçileri, okul kırmış lise, üniversite öğrencileri, cübbeli hukukçuların peşindeydi.
Tören bittikten sonra Büyükşehir Belediyesi Hanımlar Lokali üyeleri kucağında çocuklarıyla geldi Anıtkabir'e... Çoğu türbanlıydı.
İçlerinden biri, "'Saldırıyı lanetliyoruz' diye yürüyemeyeceğimizi yazmışsınız bugün" dedi sitem ederek... Yürüyorlardı işte ve saldırıyı lanetliyorlardı. Adını vermekten kaçınan pembe türbanlı kadın ise yaşananların türbanla ilgisinin olmadığını, kendilerinin de herkes kadar bu caniliği kınadığını söyledi.
"Bakma, baktıkça..."
Sonra dalga dalga Danıştay'ın önüne taşındı kitleler... Öfke giderek büyüdü. Kalabalık Kızılay meydanındaki "Sola dönülmez" levhasından sola döndü inadına; Kocatepe Camii'ne yürüdü.
Atatürk resmiyle yürüyen bir kadın, mitingi kaldırımdan izleyenlere "Bakma, baktıkça sıra sana gelecek" diye bağırdıkça birer ikişer yürüyüşe katıldı kaldırımdakiler...
Kocatepe'den bakıldığında Mithatpaşa, taşkın bir ırmağı andırıyordu. Bu taşkınlık camide AKP'lileri hedef aldı. Bir ara Cemil Çiçek'le yan yana düştük. Yurttaşların Çiçek'e neredeyse kol mesafesinden "Ne yüzle geldin buraya" diye haykırışına ve korumaların Çiçek'i telaşla oradan kaçırışına tanık oldum.
Son kale
Kadınlar tepki yüklü çığlıklarla başı çekiyorlardı.
İyi giyimli bir kadın, cenazeye sivil giysiyle gelmiş bir yarbaya, "Bütün kalelerimiz düştü. Son kale için uğraşıyorlar" diye dert yanıyordu. Bir başkası, elindeki Atatürk fotoğrafını Belediye Başkanı Melih Gökçek'in başının üstünde sallıyordu. Erkan Mumcu, başına sarkıtılan bir bayrağı "Ver ben sallayayım" diye çekiştiriyordu.
Yaşlı bir adam cenaze başında "Gençliğe Hitabe"yi ezberden okuyordu. Zaman zaman linç korkusu yaratan bu yoğun tepkiler neyse ki şiddete dönüşmedi. Cenaze namazı başlayınca herkes saygıyla sustu. Az önce "Türkiye laiktir, laik kalacak" diye haykıran eller, fatiha okunurken semaya döndü.
İsimsiz, lidersiz, örgütsüz, sessiz bir tepki partisi bir anda kendiliğinden buluşmuş ve sustu sanılırken gürül gürül konuşmuştu.
can.dundar@e-kolay.net
|
|