|
'Dini bütün Polat'lar' için: 19 Mayıs!
Arkadaş, kaçıp gitmek geliyor içimden" dedi Ayşe. Ayşe avukat. "Adam avukat yahu!" diye ekledi sonra. Hayretinde haklıydı. Bugüne kadar hep "cahil, meczup, akli dengesi yerinde değil" diye geçiştirilen, "münferitleştirilen" aşırı dinci ve aşırı milliyetçi saldırganlar zamanla tahsillerini tamamlamış ve nur topu gibi, üniversite tahsilli, işinde gücünde katil zanlılarına dönüşmüşlerdi.
Alparslan Arslan, iki hafta önce bu köşede yazdığım gibi Türkiye'de tek meşru varoluş durumu olan "dini bütün Polat Alemdar'lardan" biri olarak "mahallenin sevgilisi delikanlılardan" biriydi. Önceki gün Danıştay'a girip türban kararını veren Danıştay 2. Dairesi'nde kurşun sıktığında sadece "hassasiyetlerinde" biraz ileri gitmiş biriydi! Bu açıklama Ayşe'yi sakinleştirmeye yetmedi: "Baro'dan arkadaşlar yürüyüş düzenleyecekler Anıtkabir'e. Gideyim tamam ama yaşayan biri kalmadı mı gideceğimiz? Bu kadar mı çaresiziz?"
En çok pohpohlanan, en geçerli kimliğin "dini ve milliyetçi duyguları olan genç Polat Alemdar'lar" olmak sayıldığı bir ülkede, öyle olmayanlar olarak biz, çaresiz miyiz?
Ağca benzerliği
Saldırgan Alparslan Arslan, dün verdiği ifadesinde herhangi bir örgütle bağlantısı olmadığını, eylemi tek başına tasarlayıp gerçekleştirdiğini, Müslüman ve Ülkücü olduğunu söyledi.
Bu sözler, neredeyse sıralanışı bile aynı olmakla tıpkı bir zamanlar Mehmet Ali Ağca'nın söylediklerini anımsatıyordu. Varsayalım ki Ağca doğru söylüyordu, hakikaten de herhangi bir örgütle bağlantısı yoktu.
Peki o zaman yıllar sonra Türkiye'ye geldiğinde, yanlışlıkla tahliye edilirken cezaevinin kapısına siyah Mercedes'leriyle gelip kurbanlar kesen, davullarla zurnalarla bayram edenler kimlerdi?
İstanbul Üniversitesi'nde geçen hafta solcu çocuklara pervasızca saldıran, siyah takım elbiseli adamlar kimlerdi? Onları seyreden polisler kimlerdi?
Geçen hafta Metin Uca'ya "Çatlı'nın adını ağzına almayacaksın" diyerek falçatayla saldıranlar kimlerdi? Ne zaman Kürtlerle ilgili yazılar yazsam "Kanında boğulacaksın! Adresinin .... olduğunu biliyoruz!" diye mesajlar gönderenler kim? Kimdi "Bana 'Ülkücüler adam öldürüyor' dedirtemezsiniz" diyen vaktiyle?
Saldırganın "Allahuekber" diye bağırarak kurşun sıkmasından ürküp "Soruşturmada sürpriz sonuçlar çıkabilir" diyerek Alparslan Arslan'ın sadece "dini bütün" değil, aynı zamanda ülkücü çıkmasıyla rahatlamaya çalışan hükümet mensupları kimlerdi? "İslamcı terör demek kanıma dokunuyor" diyen kimdi?
Bunlar kimlerse şimdi başları göğe erdi; yıllarca meşrulaştırdıkları insan tipinin en dört başı mamur örneği var karşımızda: Üniversite mezunu, aşırı dinci, aşırı milliyetçi, mahallenin sevgilisi, kafası bozulunca Danıştay'a giren "Müslüman Türk genci"!
Biz kimiz?
Ayşe'yi sakinleştiremiyorum bir türlü. Kafası müthiş bozuk Ayşe'nin. "Çaresiz miyiz biz?" diye soruyor. "Darbe mi hazırlanıyor?" diye öyle kendi kendine, komplocu bir şeyler düşünmüş yüksek sesle kuaförde, haberi aldığı anda.
Kuaför demiş ki "Gelsin askerler yahu!" Ne diyeceğini bilememiş Ayşe. "Ne yapacağız?" diyor şimdi durmadan. 19 Mayıs Gençlik Bayramı'nda, biz artık orta yaşa doğru ağır ağır yol alırken, çocukluğumuzdan beri içinde dönüp durduğumuz kısır daire yeniden mi başlıyor en baştan diye düşünüyor şimdi?
Biz, hep bizi temsil eden adamlardan daha akıllı, daha eğitimli, bakış açısı daha geniş olduk biz. Doğrusunun demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet, vicdan olduğunu bildik hep.
Ülkemizin ve halkımızın "münferit" saldırılarla nice kadersiz uçurumlara yuvarlandığını gördük. Her seferinde sokaklarda sloganlarla yürüdük.
Ve şimdi kafamız bozuk yine. Söyle Ayşe, biz bu kez de mi bütün bu gürültünün geçip gitmesini bekleyeceğiz sessizce?
ecetem@hotmail.com
|
|