|
Atatürk, 'Bilim dışında mürşit aramak gaflettir' diyor
Mustafa Kemal bundan 87 yıl önce Samsun'a neden gitti? "Gideyim de Karadeniz'i şöyle bir dolaşıp geleyim" diye gitmedi. Dağılmış halkı bir bayrak altında topladıktan sonra ülkede birliği, dirliği sağladı. Halkı çağdaş insanlar çizgisine ulaştırma arayışında kıyafet devrimi, harf devrimi, eğitim devrimi yaptı. Din ile devlet işini ayırdı.
Mülkiyeli büyüğüm Cahit Kayra, bana Mustafa Kemal'in 22 Eylül 1925 tarihinde Samsun'da Muallimler Birliği'nde yaptığı konuşma metnini verdi. Mustafa Kemal 81 yıl önce diyor ki:
"Efendiler... Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, yaşam için, başarı için, en hakiki mürşit (yol gösterici) bilimdir, fendir. Bilimin ve fennin dışında mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir.
Bilimin ve fennin, yaşadığımız her dakikadaki safhalarının tekamülünü idrak etmek ve terakkiyatını (gelişmesini) zamanında izlemek şarttır.
Her şeyin başı eğitim
Efendiler, eğitim sözcüğü yalnız olarak kullanıldığı zaman herkes kendince istediği bir anlamda anlar.
Ayrıntıya girişilirse eğitimin amaçları, maksatları değişiktir.
Söz gelişi dinsel eğitim, ulusal eğitim, uluslararası eğitim, bütün bu eğitimlerin amaçları, erekleri ayrıdır.
Ben burada yeni Türkiye Cumhuriyeti'mizin yeni kuşağa vereceği eğitimin ulusal eğitim olduğunu kesinlikle ifade ettikten sonra diğerleri üstünde durmayacağım."
Mustafa Kemal'in Samsun'a gidişinin 87'nci yılını kutluyoruz ve de söylediklerinin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz.
Dini, politikaya alet eden, "mürşit" olarak "bilim ve fen"i değil de "din"i tercih eden politikacılar (1) Din eğitimini yaygınlaştırmaya, (2) Türbanı yaygınlaştırmaya kilitlendi. Bu iki hedef, üç yıldır ülkenin gündeminin başında tutulmaya çalışıldı. Halk, din eğitiminin ve türbanın yayılmasına yandaş olanlar ve olmayanlar diye iki kampa ayrıldı. Ülkede devamlı bir kavga, tansiyon ortamı yaratıldı.
Din politikaya alet ediliyor
Din eğitimini ve türbanı yaygınlaştırmaya kilitlenen politikacılar üç yıl içinde ülkenin en önemli kalelerini ele geçirme becerisini göstermelerine rağmen tatmin olamadı. Çünkü henüz, Mustafa Kemal'in oturduğu koltuk, Mustafa Kemal'in kurduğu (dine dayalı olmayan) bilime ve ilime dayalı eğitim sistemi ele geçirilemedi. Çünkü tüm kadınların başları bağlanamadı.
Ülkede insanlar ne ölçüde kamplara ayrılmış, dini politikaya alet edenler yandaşlarının kafalarını nasıl yıkamış ki, dini eğitimi ve türbanı yaygınlaştırmak isteyenler şimdilerde ellerine silahı alarak kendileriyle aynı görüşte olmayanları öldürebiliyor.
Dikkat buyurunuz, kişisel bir sorun yok. Katil, cahil değil. Okumuş, avukat olmuş. Yaptığı işin ağır faturasını en iyi bilecek kafa yapısında. Ama kafalar üç yıldır öyle bulandırıldı, öyle yönlendirildi ki... İşte sonuç. Beğeniyorsanız. Devam ediniz.
Mustafa Kemal'in 81 yıl önce söylediklerini tekrarlamaktan başka ne yazabilirim ki? "Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, yaşam için, başarı için, en hakiki mürşit (yol gösterici) bilimdir, fendir. Bilimin ve fennin dışında mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir."
guras@milliyet.com.tr
|
|