|
 |
|
|
Başbakan'ın cenazeye gitmemesi siyaseten büyük ve eksi bir puandır
Satır Arası / Deniz Sipahi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Danıştay'daki cenazeye ne olursa olsun gitmeliydi.
Gitmemiş olması hem siyasi bir nezaketsizlikti, hem de kendisi ve AKP adına büyük bir eksi puandır.
Protesto olmayacak mıydı, şiddeti artabilir miydi?
Olabilirdi ama...
Her şeyi göze alıp Başbakan gitmeliydi.
Siyaset yapan insanların bu alkışları da, protestoları da baştan kabul etmesi gerekir.
Hele hele cenazeye katılmayıp Antalya'da bir kavşak açılışına gitmesi çok daha düşündürücüdür.
Evinde oturup, gün boyu çıkmamış olsaydı; inanın çok daha az tepki çekerdi.
Antalya'da olmayıp evde olması Başbakan'a bir özeleştiri yapma imkanı verirdi belki kendisine.
Türkiye gergin bir dönemden geçiyor. Şimdi değil, uzun bir süredir.
AKP'liler bunu kabul etmese de durum böyle.
İnsanların bazen olaylarla yüzleşmesi gerekir.
Cenaze töreni birçok insan için aslında büyük bir fırsattı.
Gazetelerde çıkan fotoğraflara, televizyon görüntülerine dikkatlice bakın bu gerginliğin fotoğrafıdır.
Türkiye böyle bir süreci çok uzun süre de götüremez.
Götürmemeli...
Saldırı belli bir kişiye yönelmiş bir saldırı olarak asla kabul edilemez.
Hedef ve amaçlar apaçık ortadadır.
Bu ülkenin geleceğine inanan her Türk vatandaşı artık hedeftir.
Barış, demokrasi, laiklik isteyen herkes artık hedeftir.
Bir ülkede tansiyonu düşürecek ya da artıracak olan Başbakan'dır.
Bakanların başıdır.
Ama Başbakan özeleştiri yapmıyor ve olaylara göre gereğini yapmıyorsa gerginlik de devam edecektir.
Arınç daha az konuşmalı
Aynı eleştirileri ben Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç için de yapıyorum.
23 Nisan günü her yılın aksine Meclis'teki sembolik törende küçük bir Türk genci yerine 21 yaşında ergenliğini tamamlamak üzere olan bir gence bırakıp boyundan büyük sözlerle gündemi değiştiren Arınç'ı da cenaze töreninde göremedim.
Oysa kendisinin de orada olması gerekirdi.
Bir de anlaşılamayan sözler...
Kimse kusura bakmasın, sözler yanlış anlaşılmış olabilir. Ama konuşanların da çok daha hassas olması gerekmez mi?
Radikal Gazetesi'nin birinci sayfasında verilen şu spotlar üzerine ne demeli bilemiyorum.
"Haince, provokatif bir eylem. O karardan 'türban kararı' infial duymuşsa, muhalif üye Ayfer hanımı vurmaması gerekirdi. Türban nedeniyle yapmışsa, en ağır cezayı alır. Bu düşüncede birinin akli ve cezai ehliyetinden şüphe etmeli. Yargı sürecinde hukuki ehliyeti olmadığı ortaya çıkabilir..."
Meclis Başkanı Bülent Arınç belki şu günlerde daha az konuşmalı.
Köşem herkese açık
Anıtkabir'e çıkan on binler gözyaşlarını tutamıyordu.
Türkiye'nin meydanlarını dolduranlar da öyle...
İnsanlar hata yapabilir, kurumlar da...
Önemli olan bunlardan ders almaktır, buna göre geleceği şekillendirmektir.
AKP iktidarına düşen görev bu tansiyonu düşürmektir.
Zaman kaybetmeden, Türkiye'yi daha fazla germeden erken seçimi ilan etmek en doğru olandır.
Danıştay'a yapılan saldırı demokrasimizi zayıflatmaz aksine daha da güçlendirir.
Geçen gün de yazdığım gibi Türkiye'nin "sessiz çoğunluğu" artık bu ülkenin geleceğinde daha aktif rol oynamalı.
Köşem herkese açık.
"Sessiz çoğunluk" konuşsun diye...
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|