Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Mayıs 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Gençler ne kadar temsil ediliyor?


Nüfusumuzun dörtte üçü 30 yaşın altında. Öğrenim çağında 25 milyon çocuk ve gencimiz var. Ama sadece 18 milyonu okullu. Diğerleri ya hiç okul yüzü görmedi ya da eğitimlerini yarım bıraktı. Aileler için de ülkemiz için de en değerli varlıklar onlar.
Anne babalar, gerekirse üzerlerindeki ceketlerini satıp çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlamak peşindeyken, ülkemiz de çocuk ve gençlik bayramı olan ender ülkelerden biri olmanın gururunu yaşıyor.
Tamam, çocuk ve gençlerimize sevgimiz, saygımız sonsuz. Ama sanki bu, kâğıt üzerinde kalıyor. Ne evde, ne okulda ne de TBMM'de söz hakları var.
Madem her şey onlar için, onlara da söz hakkı vermemiz gerekmez mi? Bırakalım pişsinler. Sorumluluk almadan geleceğe nasıl hazırlanacaklar? Gelecekle ilgili kararları nasıl verecekler?..
Gençlerimize güveniyoruz ki oy kullanma yaşını 18'e indirdik. Yani onların attıkları oylarla milletvekilleri, bakanlar, başbakanlar ve hatta cumhurbaşkanı seçiliyor.
Peki milletvekili seçenler, neden kendileri de milletin ve gençlerin temsilcileri olarak parlamentoya giremiyorlar?
AB ülkelerinin tamamına yakınında seçme ve seçilme yaşı aynı. Yani 18. Bazı ülkelerde ise en fazla 25. Örneğin İtalya, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi. Milletvekili seçilme yaşı Fransa'da 23, İngiltere, İrlanda, Lüksemburg ve Belçika'da ise 21. Avusturya'da 20.
Ya Türkiye'de? 30. Evet, yanlış okumadınız! 30 yaşına gelmeden Türkiye'de milletvekili seçilemiyorsunuz. Bir ara 25 yaşa indirilmesi için yoğun kampanyalar yapıldı. Parti liderleri tarafından ciddi sözler verildi, ancak arkası gelmedi.
Mademki bu hafta gençlik haftası, mademki onları ne kadar çok sevdiğimizi ve onlara ne kadar güvendiğimizi bir kez daha dile getirdik, o halde gelin şu seçilme yaşını bir kez daha uzun uzadıya düşünelim ve somut bir karar alalım.
Dün CNN Türk'te Gençler Konuşuyor programında, bu konuyu uzun uzadıya tartıştık. Tümü olmasa da gençlerin önemli bir bölümü, bu görev ve sorumluluğu üstlenmeye hazır. Peki milletvekili seçilip parlamentoya girdiklerinde bu zor görevin ne kadar üstesinden gelebilecekler? İşte bu konuda da şundan emin olun: Tecrübeleri yetersiz olsa da performansları kesinlikle yetişkinlerden aşağı kalmaz...

Siyasete gençlik aşısı
Gençler toplumun her kesiminde öncü roller üstlenmeye başladılar. Genç yöneticiler, genç patronlar, genç sanatçılar, genç gazeteciler, genç akademisyenler, yaşamın her anında karşımıza çıkıyorlar. Başarılarıyla örnek oluyorlar.
Peki neden yeterince genç siyasetçimiz yok? Eğer demokrasi bir temsil biçimiyse, neden içinde gençlerin yeri yok? Bu konu, başka zaman olmasa bile şimdi tartışılmalıdır.
Gençler derken, elbette sadece doğum tarihine bakılmamalıdır. TBMM'ye kendilerine sağlanan kotalarla değil, birikimleri, heyecanları ve vizyonlarıyla gelebilmeliler.
Otur deyince oturan, konuş deyince konuşan gençler istemiyoruz. Bu misyonu yerine getiren büyükler zaten yeterince var.
Bu yöndeki en büyük beklenti, gençlerin sorunlarını Türkiye'nin gündemine taşıyacak, onlara çözüm yolları arayacak genç parlamenterler. Geç de olsa, güç de olsa onlara eninde sonunda kavuşacağız. Ve umarız yüzümüzü kara çıkarmazlar.
18'lik gençler geçen seçimlerde ilk kez sandığa gittiler. Olası bir erken seçim onların ikinci deneyimleri olacak. Katılımın öncekinden çok daha fazla olacağı kesin. Bir de seçilme yaşı 22'ye, 25'e inerse, demokratik haklarını canı gönülden kutlayacaklardır.
Özetin özeti: Eksik demokrasiden kurtulmanın yolu, gençlere siyasetin yolunu açmaktır. Aralarından bunu hak etmeyenler çıksa da, onları bu en temel haklarından mahrum etmemeliyiz...

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Cumhuriyet'i yaşatmak
CUMHURİYET'İN 27 yılını 'Tek Parti' rejimiyle...
Çetin ALTAN
Ooff of, oftan sonra yine of...
Sabahleyin Danıştay 2. Dairesi'ndeki görevine...
Melih AŞIK
Geleceğe inanmak
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, bir gün Atatürk'e ...
Fikret BİLA
'Bu cenazeye gitmeliyim' dedi
"Bülent'i ameliyata aldıklarından beri görmed...
Hasan CEMAL
Ankara ile yeni kriz istemiyorlar
Ulusal Güvenlik Kurulu'nun giriş kapısında, i...
Güneri CIVAOĞLU
Ecevit albümü
Bülent Ecevit yoğun bakımda... Tanıdığım zama...
Can Dündar
Hükümet için sonun başlangıcı
Danıştay saldırısı provokasyon olabilir mi?...
Abbas GÜÇLÜ
Gençler ne kadar temsil ediliyor?
Nüfusumuzun dörtte üçü 30 yaşın altında. Öğre...
Sami KOHEN
Gene gündeme gelmeden...
Fransa'daki Ermeni derneklerinin Fransız hükü...
Metin MÜNİR
CHP, Baykal'ın saltanat sandalıdır
Türkiye'nin AKP'den kurtulmasının önündeki en...
Hasan PULUR
Her cinayetten sonra aynı koro!
HERKES bir ağızdan yazıyor, çiziyor, söylüyor...
Derya SAZAK
Ecevit
Beyin kanaması geçiren Bülent Ecevit, GATA'da...
Meral TAMER
Derin devletin arşivinde müthiş yolculuk
Milliyet'ten arkadaşımız Belma Akçura öyle mü...
Tamer HEPER
Yoksa bu da 'meczup' mu?
Bu memlekette başbakanlara hatta cumhurbaşkan...
Yaman TÖRÜNER
Karşılar
Cumhuriyet'e karşılar. Din devleti kurma düşü...
Güngör URAS
Fahrelnissa ile Nejad 'İstanbul Modern'de
Oya Eczacıbaşı'nın yönetimindeki İstanbul Mod...
M. Ali BİRAND
Yunanistanın titizliği...
Hatırlayacaksınız, 2005 Nisan'ında Türkiye il...

© 2006 Milliyet