Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Mayıs 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Gene gündeme gelmeden...


Fransa'daki Ermeni derneklerinin Fransız hükümetine ve Cumhurbaşkanı Chirac'a bu kadar kızmalarına, mecliste taşkınlık yapan bazı Ermeni militanlarının "Fransız olmaktan utanıyoruz" diye bağırmalarına şaşmamak lazım...
"Ermeni soykırımını inkârı yasaklayan" ve cezalandıran yasa tasarısının Ulusal Meclis'ten geçmemesi, onlar için büyük şok oldu. Meclis Başkanı Jean-Louis Debre'nin oyalama taktikleriyle oylamayı engellemesi, yani sonuçta yasa tasarısının bekledikleri onayı görmemesi, Ermenileri derin düş kırıklığına uğrattı...
Buna karşılık sonuç, Türkiye açısından rahatlatıcı... Ama şimdilik... Çünkü bu tasarı meclis oylamasında reddedilmiş, -yani "ölmüş"- değil.
Sosyalistler konuyu önümüzdeki sonbaharda yeniden gündeme getirebilirler. Meclisteki bu rauntta Ermenilerin yenilgiye uğramasına sevinsek bile bunun "final" olmadığını dikkate alarak yeni rauntlara hazır olmalıyız...

Herkes devreye girince...
Fransız meclisindeki son gelişmeden, çıkarılabilecek anlamlı sonuçlar var.
  • Yasa tasarısının saf dışı edilmesi, Fransız hükümetinin ve Cumhurbaşkanı'nın en sonda tavrını ortaya koyması sayesinde mümkün oldu. Özellikle son günlerde iktidardakiler daha önce izledikleri "alçak profil" tavrını bırakıp aktif olarak devreye girdiler. Meclis Başkanı Debre'nin son dakika manevrası, yasa lehindekilerin oyununu bozdu. Dışişleri Bakanı Douste-Blazy'nin konuşması da, hükümetin böyle bir yasaya kesinlikle karşı olduğunu gösterdi.

  • Demek ki, hükümet ortaya enerjik bir tavır koyarsa, meclisten bu tür kararların çıkması önlenebiliyor...
  • Fransız hükümetinin bu tavrı benimsemesinde rol oynayan başlıca faktör, dış politika mülahazalarıdır. Fransa, böyle bir yasanın, Türkiye ile ilişkilere büyük zarar vereceğinin farkında. Dışişleri Bakanı Douste-Blazy'nin konuşması, bunu her yönüyle açıklıyor. Bakan, Fransa'nın her şeyden önce kendi ulusal çıkarlarını göz önünde tutması gerektiğini söylerken, Türkiye ile olan ekonomik, politik, kültürel ilişkilerine ve Türkiye'nin bölgedeki önemine değindi. Bu da, Fransa'nın Ankara ile bozuşmak istemediğini, diğer bir deyişle, Fransız dış siyasetinde Türkiye'ye önemli bir yer verdiğini gösteriyor...
  • Ermeni meselesinde Türkiye Fransa'da -diğer birçok ülkede olduğu gibi- meydanı adeta boş bırakmış, zamanında yapılması gerekenleri yapmamıştır... "Soykırımı inkâra ceza yasası"nın kabulü olasılığı, Türkiye'yi hem hükümetçe, hem toplumca harekete geçirdi. Üst düzey temasların yanı sıra, geçmişte görülmeyen cinsten tanıtım faaliyeti (bu arada aydınların, işadamlarının deklarasyonları), epey etkili oldu. O kadar ki bazı ünlü Fransızlar (tarihçi, aydın, politikacı, vs.) bizzat Türkiye'yi savunmaya başladılar...


  • Hava değişiyor
    Bütün bunlardan çıkarılacak sonuç, yaratıcı, planlı bir çalışmayla, Fransa'da veya diğer ülkelerde, Ermeni meselesinde Türkiye aleyhindeki havanın değiştirilebileceğidir.
    Bunun için Türkiye'nin bu konuda yeni bir strateji ve yeni bir imajla dünya kamuoyunun karşısına çıkması gerekiyor.
    Fransa Dışişleri Bakanı, Türkiye'nin Ermeni konusunu artık açıkça tartışmaya başlamasından övgüyle söz etti... Ünlü yazar Alexandre Adler, "Le Figaro gazetesinde, "Ermeni meselesinde Türk Glasnost'u" başlıklı makalesinde, Türkiye'de Ermeni soykırımıyla ilgili iddiaların artık serbestçe tartışıldığını belirtti...
    İşte Türkiye bu hareketliliği ve ivmeyi kaybetmemeli... Birkaç ay sonra Fransa'da malum yasa yeniden gündeme gelebilir. Arayı hiç boş bırakmamalı...

    skohen@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Cumhuriyet'i yaşatmak
    CUMHURİYET'İN 27 yılını 'Tek Parti' rejimiyle...
    Çetin ALTAN
    Ooff of, oftan sonra yine of...
    Sabahleyin Danıştay 2. Dairesi'ndeki görevine...
    Melih AŞIK
    Geleceğe inanmak
    Yakup Kadri Karaosmanoğlu, bir gün Atatürk'e ...
    Fikret BİLA
    'Bu cenazeye gitmeliyim' dedi
    "Bülent'i ameliyata aldıklarından beri görmed...
    Hasan CEMAL
    Ankara ile yeni kriz istemiyorlar
    Ulusal Güvenlik Kurulu'nun giriş kapısında, i...
    Güneri CIVAOĞLU
    Ecevit albümü
    Bülent Ecevit yoğun bakımda... Tanıdığım zama...
    Can Dündar
    Hükümet için sonun başlangıcı
    Danıştay saldırısı provokasyon olabilir mi?...
    Abbas GÜÇLÜ
    Gençler ne kadar temsil ediliyor?
    Nüfusumuzun dörtte üçü 30 yaşın altında. Öğre...
    Sami KOHEN
    Gene gündeme gelmeden...
    Fransa'daki Ermeni derneklerinin Fransız hükü...
    Metin MÜNİR
    CHP, Baykal'ın saltanat sandalıdır
    Türkiye'nin AKP'den kurtulmasının önündeki en...
    Hasan PULUR
    Her cinayetten sonra aynı koro!
    HERKES bir ağızdan yazıyor, çiziyor, söylüyor...
    Derya SAZAK
    Ecevit
    Beyin kanaması geçiren Bülent Ecevit, GATA'da...
    Meral TAMER
    Derin devletin arşivinde müthiş yolculuk
    Milliyet'ten arkadaşımız Belma Akçura öyle mü...
    Tamer HEPER
    Yoksa bu da 'meczup' mu?
    Bu memlekette başbakanlara hatta cumhurbaşkan...
    Yaman TÖRÜNER
    Karşılar
    Cumhuriyet'e karşılar. Din devleti kurma düşü...
    Güngör URAS
    Fahrelnissa ile Nejad 'İstanbul Modern'de
    Oya Eczacıbaşı'nın yönetimindeki İstanbul Mod...
    M. Ali BİRAND
    Yunanistanın titizliği...
    Hatırlayacaksınız, 2005 Nisan'ında Türkiye il...

    © 2006 Milliyet