|
Yoksa bu da 'meczup' mu?
Bu memlekette başbakanlara hatta cumhurbaşkanlarına karşı saldırılar düzenlenmiştir. Ecevit, Demirel, Özal böyle saldırılara maruz kalan ilk akla gelen siyasilerdir.
Bunun dışında Anıtkabir'e saldırı planlandığı, uçakla saldırılacağı, bazı siyasilere saldırılar planlandığı hatırlanan olaylardır. Ancak hemen hemen tümünün ortak bir noktası vardır.
Bizlere, yani sokaktaki vatandaşa olayın sonucu şöyle yansıtılmıştır, "Bir meczup tarafından yapıldığı anlaşılmıştır". Bilindiği gibi meczup akıl hastası anlamına gelmektedir.
Ama nedense bunlar için akıl hastasıdır, şu hastalığa müpteladır, bu şekilde hastalık belirtileri vardır vs. denilmemiş, meczup deyip geçilmiştir.
Bir insana "Meczuptur" deyip geçtiğinizde hem toplumda bir acıma hissi uyanmakta hem de cezai ehliyetinin yokluğu gündeme gelmektedir. Yani olayın hafif geçiştirilmesi için kabaca uydurulmuş bir kılıftır.
İşte bu olayların akışı içinde üç gün önce Danıştay'a yapılan saldırının da "Bir meczubun işidir" deyip geçiştirilmeyeceğini bekliyorum.
Olaya karışan kişi ne yazık ki bir meslektaşım. Bir meslektaşımın yaptığı saldırı da bağımsız adalet mekanizmasının yüksek mahkemelerinden birine karşı yapılmıştır.
Elbette ki bu saldırı kutsal bir meslek olan avukatlık mesleğinin asaletine ve kutsallığına halel getirmeyecektir.
Ancak tüm baroların ve Barolar Birliği'nin bu olayın aydınlatılması için işbirliği içinde olmasını, tahkikatın her safhasının izlenmesini ve bu olayın da bir "bir meczubun işi" diyerek geçiştirilmeyecek kadar önemli olduğunu, saldırının adalet mekanizmasına karşı işlenilerek laik demokratik Cumhuriyet'in hedef alındığının bilincinde olarak gerekli reaksiyonun gösterilmesini beklemek hakkımızdır.
tamerheper@host.com
|
|