Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Mayıs 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yoksa bu da 'meczup' mu?


Bu memlekette başbakanlara hatta cumhurbaşkanlarına karşı saldırılar düzenlenmiştir. Ecevit, Demirel, Özal böyle saldırılara maruz kalan ilk akla gelen siyasilerdir.
Bunun dışında Anıtkabir'e saldırı planlandığı, uçakla saldırılacağı, bazı siyasilere saldırılar planlandığı hatırlanan olaylardır. Ancak hemen hemen tümünün ortak bir noktası vardır.
Bizlere, yani sokaktaki vatandaşa olayın sonucu şöyle yansıtılmıştır, "Bir meczup tarafından yapıldığı anlaşılmıştır". Bilindiği gibi meczup akıl hastası anlamına gelmektedir.
Ama nedense bunlar için akıl hastasıdır, şu hastalığa müpteladır, bu şekilde hastalık belirtileri vardır vs. denilmemiş, meczup deyip geçilmiştir.
Bir insana "Meczuptur" deyip geçtiğinizde hem toplumda bir acıma hissi uyanmakta hem de cezai ehliyetinin yokluğu gündeme gelmektedir. Yani olayın hafif geçiştirilmesi için kabaca uydurulmuş bir kılıftır.
İşte bu olayların akışı içinde üç gün önce Danıştay'a yapılan saldırının da "Bir meczubun işidir" deyip geçiştirilmeyeceğini bekliyorum.
Olaya karışan kişi ne yazık ki bir meslektaşım. Bir meslektaşımın yaptığı saldırı da bağımsız adalet mekanizmasının yüksek mahkemelerinden birine karşı yapılmıştır.
Elbette ki bu saldırı kutsal bir meslek olan avukatlık mesleğinin asaletine ve kutsallığına halel getirmeyecektir.
Ancak tüm baroların ve Barolar Birliği'nin bu olayın aydınlatılması için işbirliği içinde olmasını, tahkikatın her safhasının izlenmesini ve bu olayın da bir "bir meczubun işi" diyerek geçiştirilmeyecek kadar önemli olduğunu, saldırının adalet mekanizmasına karşı işlenilerek laik demokratik Cumhuriyet'in hedef alındığının bilincinde olarak gerekli reaksiyonun gösterilmesini beklemek hakkımızdır.

tamerheper@host.com








Taha AKYOL
Cumhuriyet'i yaşatmak
CUMHURİYET'İN 27 yılını 'Tek Parti' rejimiyle...
Çetin ALTAN
Ooff of, oftan sonra yine of...
Sabahleyin Danıştay 2. Dairesi'ndeki görevine...
Melih AŞIK
Geleceğe inanmak
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, bir gün Atatürk'e ...
Fikret BİLA
'Bu cenazeye gitmeliyim' dedi
"Bülent'i ameliyata aldıklarından beri görmed...
Hasan CEMAL
Ankara ile yeni kriz istemiyorlar
Ulusal Güvenlik Kurulu'nun giriş kapısında, i...
Güneri CIVAOĞLU
Ecevit albümü
Bülent Ecevit yoğun bakımda... Tanıdığım zama...
Can Dündar
Hükümet için sonun başlangıcı
Danıştay saldırısı provokasyon olabilir mi?...
Abbas GÜÇLÜ
Gençler ne kadar temsil ediliyor?
Nüfusumuzun dörtte üçü 30 yaşın altında. Öğre...
Sami KOHEN
Gene gündeme gelmeden...
Fransa'daki Ermeni derneklerinin Fransız hükü...
Metin MÜNİR
CHP, Baykal'ın saltanat sandalıdır
Türkiye'nin AKP'den kurtulmasının önündeki en...
Hasan PULUR
Her cinayetten sonra aynı koro!
HERKES bir ağızdan yazıyor, çiziyor, söylüyor...
Derya SAZAK
Ecevit
Beyin kanaması geçiren Bülent Ecevit, GATA'da...
Meral TAMER
Derin devletin arşivinde müthiş yolculuk
Milliyet'ten arkadaşımız Belma Akçura öyle mü...
Tamer HEPER
Yoksa bu da 'meczup' mu?
Bu memlekette başbakanlara hatta cumhurbaşkan...
Yaman TÖRÜNER
Karşılar
Cumhuriyet'e karşılar. Din devleti kurma düşü...
Güngör URAS
Fahrelnissa ile Nejad 'İstanbul Modern'de
Oya Eczacıbaşı'nın yönetimindeki İstanbul Mod...
M. Ali BİRAND
Yunanistanın titizliği...
Hatırlayacaksınız, 2005 Nisan'ında Türkiye il...

© 2006 Milliyet