|
Ankara, Ankaraaa, güzel Ankara
Demirel, cenazeye katılma gereği duymayarak kendine yakışanı yaparken; hasta Ecevit, siyasi kariyerini kendisine yakışır şekilde noktaladı
Ankara, Ankaraa, güzel Ankaraa...
Seni görmek ister her bahtı kara
Senden yardım umar her düşen dara
Yetersin onlara güzel Ankaraaa...
"Ben Ankara'yı hayatımda hiç böyle görmedim" diyordu Leman Dergisi yazarı ve romancı Nihat Genç cenaze akşamı; Anıtkabir'e giden insan seli içinde yer almaktan, Ankaralı olmaktan gurur duyduğunu ifade ediyordu.
SKY Türk Genel Yayın Yönetmeni Serdar Akinan'ın programında zaman zaman izlediğim Genç'le hiç bu denli aynı fikirde olmamıştım. Cenaze günü Ankaralıları televizyondan izlerken, anne tarafından Ankaralı olduğum için ben de gurur duydum.
Bu arada itiraf etmek zorundayım ki, cenazeye gelen bakanları pet şişe atarak ya da çanta ile vurarak protesto edenlere de itirazım yok. Zira yuhalanıp protesto edilen sadece AKP'li bakanlar değil, Deniz Baykal'dan Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu'ya tüm siyasi parti liderleriydi.
Çoğumuzun oy verecek parti bulamadığı bugünkü ortamı yaratanlar, Danıştay gibi Cumhuriyet'in en simgesel kurumlarından birine yapılan kanlı saldırının da müştereken sorumlusu sayılabilirler. Dolayısıyla müsaade edin de, protesto edilebilsinler; bazı eksiklerle olsa dahi!
Demirel cenazede yok
Sahi son dönemde yeniden Cumhurbaşkanı olabilir miyim diye sahaya inmekte olan "akil adam" Süleyman Demirel, neden cenazede yoktu? Başbakan Erdoğan, cenaze kaldırılırken Antalya'da kavşak! açarken, Demirel'in nerede olduğunu neden pek soran olmadı?
Ben sordum ve cevabını da aldım: Beyefendi, İslam Konferansı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu'nun ev sahipliğinde yapılan İslam Konferansı Örgütü Yüksek İstişare Paneli'ne katılmak üzere İstanbul'a gitmiş. Demek ki Cumhuriyet'in en önemli kurumlarından birinin kalbine sıkılan kurşun, Demirel için İslam Konferansı Örgütü'nün panelinden daha az önemli.
Aslında Demirel, 40 yıllık siyasi kariyerinde yine kendine yakışanı yaptı. Tıpkı adım atacak hali olmayan Bülent Ecevit'in, "Bu siyasi cinayetin ötesinde bir olay, mutlaka bu cenazeye katılmalıyım" diyerek Kocatepe Camii'ne gitmesi, ardından da beyin kanaması geçirerek, siyasi kariyerini kendine yakışır şekilde noktalamısı gibi...
Cumhuriyet'in omurgası
Nihat Genç SKY Türk'te her zamanki heyecanlı haliyle şöyle diyordu:
"Dincisi, faşisti, laiki, sağcısı, solcusu, türbanlısı, puştu, simitçisi, Cumhurbaşkanı, ilkokul öğrencisi, hukukçusu... Hepimiz Anıtkabir'e akan insan selinin içine karışmıştık. İşte Cumhuriyet'in omurgası budur. Türkiye'yi ayakta tutan şey de aslında budur. Orada bulunan kalabalık, tam da böylesi kritik bir noktada, Cumhuriyet'e hepimizin sahip çıktığını göstermiştir.
O grubun içinde yer almak ve bir parçası olmak, beni müthiş heyecanlandırdı; ümitlendirdi. Çünkü spontane hareket eden bu farklı görüşte, farklı eğilimde olan insanların ortak paydaları, Cumhuriyet'e sahip çıkmaktı.
Cumhuriyet'e sahip çıkmanın, aslında toplumun ne kadar geniş bir kesiminin içine işlemiş bir duygu olduğunu cenaze günü yüreğimde hissettim ve gurur duydum."
Ankara'ya gidip cenazeye katılamadım, ama ben de...
mtamer@milliyet.com.tr
|
|