|
 |
|
|
Türban-İsyan-Kadın: Biz kaç kişiyiz?
Önceki gün binler Anıtkabir'e aktı. Bakanlar yuhalandı, insanlar öfkesini ve korkusunu mozoleye döktü.
Gösteriler sırasında, Can Dündar'ın dün yazdığı yazıya bakılırsa başörtülü/türbanlı/kapalı kadınlar da vardı. Ama bir görüntü televizyonlardan yansıdı. Bir türbanlı kadın, başı açık ve öfkeli kadın kalabalığının ortasında kalıyordu.
Kadınlar türbanını çıkarmaları için ısrar ediyordu. Kadın önce "Ama ben de böyle protesto etmek istiyorum" diyor, sonra kalabalığın içinde yalnız kaldığı için türbanını çıkarıyor ve gözlerinde yaşlarla slogan ve alkışlara eşlik ediyordu. Ne dine inanırım ne de kadınların saç tellerinin onları cehennemlik yapacağına. Ama bu görüntü iç acıtıcıydı.
Bir kadın, kişisel bir siyasi simge olarak taşımamış olsa bile bir siyasetin simgesi haline gelen örtüsünü çıkarmak zorunda kaldı. O anda orada acıklı olan, çoğunluğun azınlığı ezmesiydi. Ama sorulacak bir soru daha var: Başı açık kadınlar çoğunluk mudur bu ülkede?
Sadece Anıtkabir'de
Bugüne kadar türban meselesiyle ilgili çeşitli araştırmalar yapıldı. Kaç kişi sorun olarak kabul ediyor, kaç kişi umursamıyor, kaç kişi siyasi simge olarak görüyor, kaç kişi buna "başörtüsü" diyor, bunları öğrendik gazete manşetlerinden. Ama bir tek şunu öğrenemedik:
Bu memlekette kaç kadın başını örtüyor?
Başı açık kadınlar çoğunluk mu gerçekten yoksa çoktan azınlığa mı düşüldü?
Dünkü görüntülerde, elbette çoğunlukta olan başı açık kadınlardı. Ama görüntülü basının kadrajına sığacak kadardı gördüğümüz kadınlar. Ya kadrajın dışı?
Çok anket okuyan değil, çok gezen bilir. Bu memleketin "kadraj" dışındaki bölümünde, benim gözlemlerime göre biz azınlıktayız. Doğu ve Orta Anadolu illerine "başı açık" giderseniz bunu siz de görebilirsiniz. Sokakta bir tek başı açık kadın görmeden bir gün geçirebilirsiniz. Size öyle bir bakarlar ki, kendinizi müthiş "azınlık" hissedersiniz.
Hürriyet gazetesi, dünkü birinci sayfasında gösteriye katılan kadınları ön plana çıkarıyor ve en çok kadınların sesinin çıktığını söylüyordu. Bana sorarsanız dün Anıtkabir'de bağıran kadınlar, biraz da bu "azınlık hissiyle" bağırıyor, türbanlı kadına yaklaşıp "Niye takıyorsun bunu burada?" diye sorarken azınlık öfkesiyle davranıyordu.
Ve tarihin kadınları kadınlara düşman etmek bilgisi bir kez daha kadınları kurban ediyordu.
Bir başkadır benim Ağar'ım!
"Biz bu memlekete hizmet etmenin tadını çocuk yaşta tattık!"
Bağırıyor Mehmet Ağar televizyon reklamlarında, en dokunaklı "memleket" görüntüleri fonda. Sloganı şöyle:
"Adam gibi lider! Adam gibi adam!"
Kitlenin hafızası, kitle iletişimiyle canlı tutulacağı gibi aynı zamanda kitle iletişimiyle tazelenir!
Bu memleket, hayat gailesi içinde Susurluk Olayı'nın ayrıntılarını, Ağar'ın başka aktörlerle başrolleri paylaştığını unutmuş olabilir. Hatta bugünlerde yaşadığımız Danıştay olayı bu unutuşa ve Ağar'a da hizmet edebilir. Ama merak ediyorum, hangi reklam şirketi, kaç para için bu unutuşa hizmet ediyor olabilir?
Aliye'nin minikleri
'Demeç' veren profesyonel çocuklar
Bir süredir magazin programlarında biri kız, biri oğlan (adlarını bilemiyorum) iki ufaklığın "demeçler" verdiğini, "açıklamalar" yaptığını görmemek mümkün değil. Hatta bir magazin programı, iyice abartmış, geçenlerde kız çocuğunun okula gidip, sınıfına girip öğretmen ve öğrencilerle konuşmuş. Önce oyuncu kıza soruyorlar:
"Ölecek misin, ölmeyecek misin?"
Kız cevaplar veriyor... Arkadaşları, kadraja girebilmek için hemen onun en yakın arkadaşı oluyor, sığışıyorlar yanına. Böyle ucuzlukları çocuklara öğretebilmek için ne çok uğraşılıyor.
Sonra oğlan çocuğuna geliyor sıra. Büyük bir koltuğa oturmuş. Çocuk tuhaf sorulara, sorulara oranla kesinlikle daha aklı başında olan cevaplar veriyor ama sıkıldıkça sıkılıyor.
İki çocuk, dizi setlerinde büyürken merak ediyorum:
Bu çocukların psikolojilerine ne oluyor?
Bu minnacık yaşta magazin programlarının "flaş" haberi olurken, bir günde unutulabilecekleri bilgisini anlamayacakları bir yaştayken, kim onlara hep böyle ilgi odağı olacaklarını hissettirme hakkını görüyor kendinde?
ecetem@hotmail.com
|
|
|


 | Çetin ALTAN | | Dam üstünde kazma, vur beline saksağanı... Kalk borusu, yat borusu gibi, değişik borazan... | |  | Melih AŞIK | | Kıbrıs'ta şenlik! AB bastırıyor; "Limanları ve havaalanlarını R... | |  | Fikret BİLA | | Bülent Bey inatçıdır, atlatır 9'uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, GATA'd... | |  | Hasan CEMAL | | Brüksel, Ankara'yla kriz istemiyor ama... Danıştay saldırısının haberleri Washington'da... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Sandal İslami siyaset gemisinde "tahlisiye (cankurta... | |  | Can Dündar | | Karaoğlan derin uykuya dalarken Perşembe gecesi... Saat 01.00... Ankara Keçi... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | PTT, Gökçek, TED ve TRT Hep bir şeyleri eleştiriyoruz. Ama Türkiye'de... | |  | Metin MÜNİR | | Keşke gazeteci olacağıma Keşke gazeteci olacağıma şarkıcı olarak dünya... | |  | Hasan PULUR | | Türban takiyesi ve bakanların hali... TÜRBAN ya da başörtüsü sorununun temelinde "t... | |  | Derya SAZAK | | Bir külah politika Radikal'de Altan Öymen yazdı. Ecevit Kocatepe... | |  | Meral TAMER | | Ankara, Ankaraaa, güzel Ankara Ankara, Ankaraa, güzel Ankaraa... ... | |  | Ece TEMELKURAN | | Türban-İsyan-Kadın: Biz kaç kişiyiz? Önceki gün binler Anıtkabir'e aktı. Bakanlar ... | |  | Tamer HEPER | | Bundan kötüsü olamaz Bazı caddelere sarı renkli tabelalar kondu. Ü... | |  | Osman ULAGAY | | Hangi devalüasyon daha tehlikeli? Aşırı değerlendiği ileri sürülen Yeni Türk Li... | |  | Güngör URAS | | Mikado'nun Çöpleri (Şunu yaptı, bunu yaptı diye ağlaşma) Şunu yaptılar, bunu yaptılar diye ağlaşma... ... | |  | Serpil YILMAZ | | Bodrum'a Kazak yatırımı Bundan 8 yıl önce Bodrum'un Yalıçiftlik koyun... | |
|
|