Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Mayıs 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Namuslular da kazanabilir

Görüş / Bülent Buda

Ordusporlu futbolcuların temel amacı Altay'ı eksik bırakmaktı. Orduspor'un teknik yönetimi, maç eşit sayıda sürerse Altay'ın üstesinden gelemeyeceklerini biliyordu. Çünü Altay onlardan çok üstündü. Ve Altaylı futbolcular bu tuzağa düştüler. Rakiplerinin kışkırtmalarına yanıt verip gerildiler. Tuzağa yalnız Altaylı futbolcular düşmedi, hakem Cüneyt Çakır da bir biçimde isteyerek ya da başka nedenlerle ortaya konan çirkin senaryonun önemli bir parçası oldu.
Daha maçın hemen başında Sancak üzerinde gösterime giren spor dışı eylemleri ters yorumlayarak Sancak'ı sarı kartla sindirdi. Altaylı futbolcuları da korku tüneline çekti. Ardından Yasin'e gösterdiği kırmızı kart bir takımı bitirmenin futbolun dilindeki karşılığıydı.

Çakır'ın yorum sorunu mu?
Bütün bunlara karşın, oyun alanında etkili olan pozisyon üreten taraf Altay'dı. Hele ilk yarının sonlarına doğru Orduspor ceza alanı içinde Fazlı'ya yapılan doğrama, biçme eylemlerine çalmayan penaltı düdüğü ise bir takımın emeğine vurulan darbelerin en soysuzuydu. Efendim denilebilir ki, hakem Cüyent Çakır Orduspor'dan da iki futbolcu atıp sayıyı eşitledi, ve de Altay lehine penaltı düdüğünü de çaldı. Orası doğrudur ama, o düdükleri de çalmasaydı, herhalde 20 Mayıs saat 22.00'de hakemlik yaşamı sona erer, elindeki düdüğü de anı olarak bir yerlerinde saklardı.
Altay her koşulda o futbol akşamında Orduspor'u geçecekti. Daha iyi, daha dürüst oynuyordu. Gol üstüne gol kaçırıyordu. Ama sonuçta da Süper Lig'e çıkışı belirleyecek maça da iki önemli oyuncusundan yoksun gidiyordu.
Bu ülkenin hakemlerine karşı zerre kadar ön yargım yok. Tersine onların futbolu oluşturan unsurlar içerisinde daha güven verici olduklarını düşünüyorum. Cüneyt Çakır'ın çaldığı, çalamadığı düdükleri "yorum sorunu" diyerek niteleyip geçiştirmek çok kolay olurdu. Ancak genç Çakır gözünün önünde olan biteni sportif ölçütlerde yorumlamayarak ve de hakederek finale giden bir takımı bir biçimde iki kanadını eksik bıraktı.

Bitirmek istiyorsa bitirir
İşte hep üstüne basa basa vurguladığım maç öncesi zihinsel hazırlık kavramı, maç içinde oluşacak olumsuzluklara karşı yaşama geçirilecek savunma mekanızmalarıyla ilişkiliydi. Yoğunlaşma da o olumsuzluklara aldırmadan, yüz vermeden, yapman gerekeni gösterme tekniğidir. Altaylı futbolcuların futbol tekniği, futbol topuyla olan ilişkileri, futbolcu olarak belirledikleri bireysel amaçları, istekleri, hevesleri Altay kurumunu hedeflediği yere taşıyacak, ulaştıracak nitelikte.
Bu yazı Altay'ın final öncesi rakibi belirlenmeden yazıldı. Sakarya ya da İstanbulspor farketmez. Eğer Altaylı futbolcular bu işi bitirmek istiyorsa bitirirler. Sadece tuzağa düşmeyecek kadar akıllı olsunlar ve işlerine baksınlar. Son 90 dakika bitirin şu işi artık. Namusluların da kazanabileceğini gösterin.

egespor@milliyet.com.tr








EGE
19 Mayıslar ve İzmir'in önemi
Namuslular da kazanabilir
Emeklilik hakkında her şey
Uyanın artık
Burada da işgale son verilmeli





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Çağlayan Bilgen
Bülent Buda
Necati Çetiner
Ünver Ergün
Özgür Kaynar

© 2006 Milliyet