Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Mayıs 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Laiklik, demokrasi ve asker


DANIŞTAY'DA yapılan katliam girişimini, bir ucu "Sauna Çete"sine kadar uzanan tuhaf bir çetenin yaptığı anlaşılıyor. Gerisinde kimler var? Bunun cevabı henüz meçhul ve her türlü komplo teorisine açıktır!
Cinayetin en çok AKP iktidarını sıkıntıya soktuğu ve ülkedeki kamplaşmayı korkunç boyutlara tırmandırdığı belli.
Tipik bir olay, TV'lerde seyrettim: Başı şehirli usulü kapalı bir kadın, "Ben de Atatürkçüyüm, cinayeti kınamak için geldim" diyor. Fakat laik kadınların çok sert tepkisiyle karşılaşıyor. Baskılar karşısında kendisinin "mürteci" olmadığını göstermek için başını açıyor. Laik kadınlar 'vecd' halinde, sevinç gözyaşları içinde onu alkışlıyorlar, kucaklıyorlar...
Bu psikolojiyi iyi anlamak lazım. "Sapkın" bir kadın başını açarak "hidayete ermiş"ti, veya bir "iç düşman" ihanetinden vazgeçip "bizim saflarımız"a katılmıştı!
Türban ya da şehirli usulü başörtüsü bir "aymazlık, sapkınlık, hayınlık, irtica" işareti ise, o kadının "aydınlanıp" başını açması elbette böyle vecd halinde bir sevinçle karşılanır!

Bu gidiş nereye?
Cinayeti kınamak ve laikliğe sadakati ifade etmek elbette sağlıklı. Medeni toplumlar tepki veren toplumlardır. Fakat "hain hükümet" sloganları?!.. Medeni bir tavırla oraya gelmiş bakanlara yapılan çirkin saldırılar?!.
Peki AKP'ye karşı etkili bir muhalefet yapan Erkan Mumcu'nun suçu neydi ki ona da çirkin hareketler yapıldı? Suçu belli, Mumcu AKP'ye karşı ama "bizden" değil, liberal!
"Biz"i bu kadar dar tanımlayan bir laiklik anlayışı, nasıl "birleştirici" olacak?!
Genelkurmay Başkanı'nın, protestolardaki haklılık ile çirkin taşkınlıklar arasında ayrım yapmadan, bunların "her gün sürdürülmesini" istemesi ne kadar kutuplaştığımızı gösteren işaretlerin en anlaşılmazıdır!
Şeref tribününde türbanlı kadın var diye bir jandarma albayının 19 Mayıs törenini terk etmesi ayrımcı, dışlayıcı, aşağılayıcı bir tavır değil mi?!
Cumhurbaşkanı Sezer, şehit annelerini Çankaya'da ağırlayarak gönüllerini alabilir mi?!
Bu gidiş nereye?
Dönüp dolaşıp yine 1950'lerden beri gelen "atanmışlar-seçilmişler" çatışmasına mı sürükleneceğiz?!

En hakiki mürşit
Başbakan Erdoğan'ın laik kesimde gerilim yaratan sözlerini elbette eleştirmek gerekir. Ama beri taraftan, vatandaşların büyük bir bölümüne yıllardan beri sürekli olarak "hayın, aymaz, mürteci" diye bakan, hakaret eden, anneyi üniversitede çocuğunun diploma törenine veya orduevindeki düğününe katılmaktan men eden bir anlayış da toplumu germektedir; üstelik devlet gücüyle!
83 yıllık Cumhuriyet'imizin 57 yılını sıkıyönetim, OHAL ve siyasi istikrarsızlıklar içinde geçirdiğimizi dikkate alarak herkesin tansiyonu düşürmesi, herkesin işine bakması gerekiyor.
Laiklik konusunda sürekli gerilim yaratmak, bunu yapan hangi 'kanat' olursa olsun, her şeyden önce ülkenin istikrar içinde yönetilmesini zorlaştırarak Cumhuriyet'e zarar veriyor.
"Hayatta en hakiki mürşit ilim" ise, duygularımız, korkularımız, vecd ve coşkularımız "mürşit" olamaz. Laik Cumhuriyet'in güçlenmesinin yolu, korkuları ve duyguları tırmandırmak değildir!
Sağduyudur, siyasi istikrardır, ekonominin, eğitimin, sağlığın gelişmesi, sosyal sorunların çözüm yoluna girmesidir. "Sürdürülmesi" gereken budur.

t.akyol@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Laiklik, demokrasi ve asker
DANIŞTAY'DA yapılan katliam girişimini, bir u...
Çetin ALTAN
Ayvayı nasıl yiyorsunuz?
Kimse ayvayı nasıl yediğini düşünmemektedir. ...
Yasemin CONGAR
Danıştay cinayeti sonrası
Ankara'daki puslu hava, Washington'ın görme y...
Can Dündar
Kemal Paşa'yı kurtaran damat
Danıştay saldırısı, artık "Atatürk'ün yaş gün...
Semih İDİZ
Gazetecilikte sorumluluğun artan önemi
Konrad Adenauer Vakfı ile Türkiye Gazeteciler...
Faik ÖZTRAK
Dalgalı kur korur (mu)?
2003 sonundan bu yılın mart ayına kadar yaban...
Hasan PULUR
Avrupa bizi istedi mi, istemedi mi?
AVRUPA istedi de biz mi girmedik?
Yaman TÖRÜNER
Sağlık konusuna dokunan bin "ah" dinliyor
İlaç harcamalarının azaltılması ve zincir ecz...
Osman ULAGAY
İç ve dış kırılganlık çakışırsa
Şu eski ünlü soru bir süreden beri gene çok s...
Güngör URAS
Dövize hücum kimseye bir şey kazandırmaz
Üç yıldır Merkez Bankası piyasaya Türk lirası...

© 2006 Milliyet