Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Mayıs 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Avrupa bizi istedi mi, istemedi mi?


AVRUPA istedi de biz mi girmedik?
Yıllardır Ecevit'i eleştirenler, onun, davet geldiği halde, Avrupa'ya başvurmadığını söylerler.
Geçen gün yazdık, Prof. Erol Manisalı, son çıkan "Hayatım Avrupa" adlı kitabında bunun yalan olduğunu söylüyor ve Prof. Besim Üstünel'i tanık gösteriyordu.
Biz bunu yazarken, konu şimdiye kadar neden açıklığa kavuşmadı diye sormuş, bilenlerin açıklama yapmasına açık bir kapı bırakmıştık.
***
BİR tek açıklama geldi, Prof. Dr. Haluk Günuğur'dan...
Türkiye-Avrupa Birliği Derneği'nin Genel Başkanı olan Sayın Prof. Günuğur'un açıklamasını köşemiz ölçüsünde, cevap hakkı doğuracak bir iki yere dikkat ederek aynen yayımlıyoruz...
Günuğur, o günleri şöyle anlatıyor:
"O tarihte Dışişleri Bakanlığı hukuk danışmanı olarak görev yapıyordum. O dönemde Emile Noel birkaç kere Türkiye'ye geldi. Bu doğrudur. Her geldiğinde beni de arardı. Resmi temasları dışında kısa sürelerle de olsa görüşürdük. O tarihlerde AET Komisyonu Ankara'da ilk temsilciliğini açmıştı. İtalyan dostum Gian Paola Papa Komisyon'un Türkiye temsilcisiydi. O dönemde Komisyon temsilcilerin bugünkü gibi henüz diplomatik statüleri yoktu. Bir akşam Papa'nın ikametgâhında birlikte gayri resmi yemek yedik. Sonra bir köşede baş başa kahvemizi yudumlarken meşhur başvuru konusunu görüştük. Ben Prof. Manisalı gibi olayı uzaktan ve üçüncü kişilerden duyan değilim. Bire bir kendi kulaklarımla duydum ve yaşadım. Emile Noel, Ecevit'e söylediklerini aynen bana da aktardı, konuşma aynen şöyle geçmişti:
Noel: Sayın Ecevit, Yunanistan tam üye olmak için başvurdu.
Ecevit: Biliyorum. Yakından izliyoruz.
Noel: Sayın Ecevit bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Ecevit: Arkadaşlarla değerlendiriyoruz. Sizin değerlendirmeniz nasıl?
Noel: Şimdiye kadar Türkiye ve Yunanistan bize hep aynı yakınlıkta durdu. Birlikte ortak üye oldu. Ankara ve Atina Ortaklık Anlaşmaları aynı paralelde anlaşmalardır. Bizim bakışımız her iki ülkeyi de aynı ölçülerle değerlendirmek ve birbirlerinden koparmamak.
Ecevit: Anlıyorum...
***
Konuşmanın gerçek teması rahmetli Noel'den bire bir duyduğum şekliyle aynen böyledir. Ne bir eksik, ne bir fazla...
Dikkat edilirse Noel burada Ecevit'e başvuru yaparsanız iyi olur falan demiyor. Hele hele, siz başvurun ki genişlemeyi engelleyelim (yani Yunanistan'ı da almayalım) hiç demiyor.... Pozisyonu gereği böyle demesi de olanaksızdır. Kendisi o zamanki adıyla AET'nin en üst düzeydeki amiridir. Söyleyemezdi. Ancak bazı mesajlar verirdi. Nitekim de vermiş. Şimdiye kadar Türkiye ve Yunanistan bize hep aynı yakınlıkta durdu. Birlikte ortak üye oldu. Ankara ve Atina Ortaklık Anlaşmaları aynı paraleldeki anlaşmalardır. Bizim bakışımız her iki ülkeyi de aynı ölçüde değerlendirmek ve birbirlerinden koparmamaktır. Adam daha ne deseydi ki? Bu diplomatik cümlenin halk dilinde anlamı şudur. Eğer başvurursanız, Yunanistan'ı alacaksak sizi dışarıda bırakamayız. Sizi alamayacaksak, ya da henüz buna hazır değilsek o durumda Yunanistan'ı da tam üye yapamayız. Mesaj budur. Ecevit konuşmanın sonunda anlıyorum demiştir, ama galiba anlamak istememiştir."
***
SAYIN Günuğur'un 1978'de, Ecevit'e el yazısıyla yazıp gönderdiği bir mektup var, "Türkiye'nin çıkarı için" adeta yalvarıyor:
"Sayın Ecevit, lütfen, ama lütfen bana kulak veriniz ve tam üyelik başvurusunda bulununuz. Bu başvuru bizi Yunanistan ile birlikte tam üyeliğe taşır, ya da taşımasa bile en azından Yunanistan'ın tam üyeliğini önler. Dış politikada zaman zaman başka devletlere sonuç aldırmamak için de girişimde bulunulur. Kaybedeceğimiz bir şey yok..."
***
İKİ, hatta üç bilim adamı arasındaki tartışmaya burada nokta koyuyoruz.
Bizim tartışma alanımız ve kapsamımız bu kadar.
Alan ve kapsam dışına çıkmayalım.

h.pulur@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Laiklik, demokrasi ve asker
DANIŞTAY'DA yapılan katliam girişimini, bir u...
Çetin ALTAN
Ayvayı nasıl yiyorsunuz?
Kimse ayvayı nasıl yediğini düşünmemektedir. ...
Yasemin CONGAR
Danıştay cinayeti sonrası
Ankara'daki puslu hava, Washington'ın görme y...
Can Dündar
Kemal Paşa'yı kurtaran damat
Danıştay saldırısı, artık "Atatürk'ün yaş gün...
Semih İDİZ
Gazetecilikte sorumluluğun artan önemi
Konrad Adenauer Vakfı ile Türkiye Gazeteciler...
Faik ÖZTRAK
Dalgalı kur korur (mu)?
2003 sonundan bu yılın mart ayına kadar yaban...
Hasan PULUR
Avrupa bizi istedi mi, istemedi mi?
AVRUPA istedi de biz mi girmedik?
Yaman TÖRÜNER
Sağlık konusuna dokunan bin "ah" dinliyor
İlaç harcamalarının azaltılması ve zincir ecz...
Osman ULAGAY
İç ve dış kırılganlık çakışırsa
Şu eski ünlü soru bir süreden beri gene çok s...
Güngör URAS
Dövize hücum kimseye bir şey kazandırmaz
Üç yıldır Merkez Bankası piyasaya Türk lirası...

© 2006 Milliyet