|
 |
|
|
Avrupa bizi istedi mi, istemedi mi?
AVRUPA istedi de biz mi girmedik?
Yıllardır Ecevit'i eleştirenler, onun, davet geldiği halde, Avrupa'ya başvurmadığını söylerler.
Geçen gün yazdık, Prof. Erol Manisalı, son çıkan "Hayatım Avrupa" adlı kitabında bunun yalan olduğunu söylüyor ve Prof. Besim Üstünel'i tanık gösteriyordu.
Biz bunu yazarken, konu şimdiye kadar neden açıklığa kavuşmadı diye sormuş, bilenlerin açıklama yapmasına açık bir kapı bırakmıştık.
***
BİR tek açıklama geldi, Prof. Dr. Haluk Günuğur'dan...
Türkiye-Avrupa Birliği Derneği'nin Genel Başkanı olan Sayın Prof. Günuğur'un açıklamasını köşemiz ölçüsünde, cevap hakkı doğuracak bir iki yere dikkat ederek aynen yayımlıyoruz...
Günuğur, o günleri şöyle anlatıyor:
"O tarihte Dışişleri Bakanlığı hukuk danışmanı olarak görev yapıyordum. O dönemde Emile Noel birkaç kere Türkiye'ye geldi. Bu doğrudur. Her geldiğinde beni de arardı. Resmi temasları dışında kısa sürelerle de olsa görüşürdük. O tarihlerde AET Komisyonu Ankara'da ilk temsilciliğini açmıştı. İtalyan dostum Gian Paola Papa Komisyon'un Türkiye temsilcisiydi. O dönemde Komisyon temsilcilerin bugünkü gibi henüz diplomatik statüleri yoktu. Bir akşam Papa'nın ikametgâhında birlikte gayri resmi yemek yedik. Sonra bir köşede baş başa kahvemizi yudumlarken meşhur başvuru konusunu görüştük. Ben Prof. Manisalı gibi olayı uzaktan ve üçüncü kişilerden duyan değilim. Bire bir kendi kulaklarımla duydum ve yaşadım. Emile Noel, Ecevit'e söylediklerini aynen bana da aktardı, konuşma aynen şöyle geçmişti:
Noel: Sayın Ecevit, Yunanistan tam üye olmak için başvurdu.
Ecevit: Biliyorum. Yakından izliyoruz.
Noel: Sayın Ecevit bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Ecevit: Arkadaşlarla değerlendiriyoruz. Sizin değerlendirmeniz nasıl?
Noel: Şimdiye kadar Türkiye ve Yunanistan bize hep aynı yakınlıkta durdu. Birlikte ortak üye oldu. Ankara ve Atina Ortaklık Anlaşmaları aynı paralelde anlaşmalardır. Bizim bakışımız her iki ülkeyi de aynı ölçülerle değerlendirmek ve birbirlerinden koparmamak.
Ecevit: Anlıyorum...
***
Konuşmanın gerçek teması rahmetli Noel'den bire bir duyduğum şekliyle aynen böyledir. Ne bir eksik, ne bir fazla...
Dikkat edilirse Noel burada Ecevit'e başvuru yaparsanız iyi olur falan demiyor. Hele hele, siz başvurun ki genişlemeyi engelleyelim (yani Yunanistan'ı da almayalım) hiç demiyor.... Pozisyonu gereği böyle demesi de olanaksızdır. Kendisi o zamanki adıyla AET'nin en üst düzeydeki amiridir. Söyleyemezdi. Ancak bazı mesajlar verirdi. Nitekim de vermiş. Şimdiye kadar Türkiye ve Yunanistan bize hep aynı yakınlıkta durdu. Birlikte ortak üye oldu. Ankara ve Atina Ortaklık Anlaşmaları aynı paraleldeki anlaşmalardır. Bizim bakışımız her iki ülkeyi de aynı ölçüde değerlendirmek ve birbirlerinden koparmamaktır. Adam daha ne deseydi ki? Bu diplomatik cümlenin halk dilinde anlamı şudur. Eğer başvurursanız, Yunanistan'ı alacaksak sizi dışarıda bırakamayız. Sizi alamayacaksak, ya da henüz buna hazır değilsek o durumda Yunanistan'ı da tam üye yapamayız. Mesaj budur. Ecevit konuşmanın sonunda anlıyorum demiştir, ama galiba anlamak istememiştir."
***
SAYIN Günuğur'un 1978'de, Ecevit'e el yazısıyla yazıp gönderdiği bir mektup var, "Türkiye'nin çıkarı için" adeta yalvarıyor:
"Sayın Ecevit, lütfen, ama lütfen bana kulak veriniz ve tam üyelik başvurusunda bulununuz. Bu başvuru bizi Yunanistan ile birlikte tam üyeliğe taşır, ya da taşımasa bile en azından Yunanistan'ın tam üyeliğini önler. Dış politikada zaman zaman başka devletlere sonuç aldırmamak için de girişimde bulunulur. Kaybedeceğimiz bir şey yok..."
***
İKİ, hatta üç bilim adamı arasındaki tartışmaya burada nokta koyuyoruz.
Bizim tartışma alanımız ve kapsamımız bu kadar.
Alan ve kapsam dışına çıkmayalım.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|
|

|