|
 |
|
|
Protesto ve eleştiri hakkı
Görüş / Engin Önen
Geçen haftaki yazımız, Bergama'da gerçekleştirilen ayine gösterilen tepkiyle ilgiliydi.
Değerlendirmelerimizi 6 Mayıs'ta Radikal'de yayınlanan Anadolu Ajansı ve 9 Mayıs'ta Milliyet'te yayınlanan DHA'nın haberine dayandırmıştık.
MHP İl Başkanı Musavat Dervişoğlu arayıp, "MHP'yi töhmet altında bırakan, maksatlı bir yazı olduğunu ve protesto ettiklerini" söyledi.
Aynı ifade ve açıklamalar MHP'nin web sayfasında da yer aldı.
Dervişoğlu, ayini düzenleyen Fener Rum Patriği'nin, asıl amacının ayin değil siyasi olduğunu, kendilerinin ibadete ve inanca karşı çıkmadıklarını söyledi.
Ayrıca, "Papaz Olmayalım Raşit Başkan" pankartının kendilerine ait olmadığını ekledi.
Dervişoğlu'nun söz konusu olayla ilgili açıklamalarının bazılarını arkadaşımız Deniz Sipahi köşesinde yayınladı.
* * *
İl başkanı tarafından protesto edilen yazımızın, MHP'yi veya herhangi bir partiyi töhmet altında bıraktığı görüşünde değiliz.
Eğer söz konusu haberlerde gerçeğe uymayan yanlar varsa, muhatabı ilgili ajanslardır.
Dikkatlice okunduğunda yazının sadece MHP eleştirisi olmadığı anlaşılacaktır.
Böyle bir protesto ile ilgili olarak MHP'yi eleştirmek, enteresan bir şey olmayacaktır.
Hem Bergama'da, hem de İstanbul'da bu türden protestolara defalarca tanık olduk.
Kaldı ki, bir parti veya grubun patriki eleştirmesi, pekala demokratik bir haktır. Bir gazeteci ve yazarı da...
Ancak, demokrasilerde herhangi bir parti veya grubun herhangi bir eylemi veya söyleminin de eleştirilebilir olduğunu unutmamak gerekir.
* * *
Bu yazıda, üzerinde durulan konu, inançlara saygılı DSP, liberal ANAP ve sosyal demokrat CHP ve diğerlerinin, hep birlikte ayine izin verilmemesi için kaymakamlığa müracaat etmesidir.
Ne patrikin yapıp ettiklerine, ne de Hırıstiyanlığa karşı bir ilgim ve sempatim var.
Ama bu ülkede Hırıstiyan, Musevi ve Müslüman (Alevi ve Sünnisi ile), herkesin aynı yurttaşlık haklarına sahip olmaları gerektiğini düşünüyorum.
* * *
Her birimizin farklı kutsalları olabilir. Ve bazılarımız, çeşitli nedenlerle bu kutsalların tehdit altında olduğunu da düşünebiliriz.
Ama herkesin böyle düşünmesini bekleyemeyiz.
Bazı partilerimizin ve siyasetçilerimizin bayrak, din, ezan, vatan ve millet gibi değerler üzerinde siyaset yaptıklarına, bazılarının da Atatürk, laiklik ve cumhuriyet gibi değerleri kutsallaştırarak siyaset malzemesine dönüştürdüklerine tanık oluyoruz.
Bu değerlerin, kuşkusuz, toplumsal bütünleşmeye katkı yapıcı özellikleri bulunmaktadır.
Ama tüm bu değerler, yurttaşlık esasına dayanan, bir arada yaşama terbiyesi içinde özümsenmediğinde, ayrıştırıcı ve dışlayıcı bir karaktere de bürünebilmektedir.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|