
|
|
|
 |
|
|
Lösemiden değil enfeksiyondan ölüyorlar
İstanbul'da Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerde yetişkin hematoloji servisi yok. Steril ortamda bulunması gereken hastalar, farklı rahatsızlıkları olan hastalarla birlikte kalıyor
Şükran Özçakmak
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) raporları, önümüzdeki 10 sene içinde özellikle lösemi gibi kanser vakaları oranında yüzde 325 artış olacağını bildiriyor. Ancak Türkiye'de lösemi gibi kan hastalığına yakalanan hastaların büyük çoğunluğu tedavi olacak hastane bulamıyor. Hematoloji Kliniği üniversite hastanelerin sadece bazılarında bulunuyor. Sağlık Bakanlığı'na bağlı eğitim hastanelerinde ise bu bölüm bulunmuyor. Ancak bazıları, baskı ve ısrarlar nedeniyle enfeksiyon riski taşıyan servislerde hasta tedavi etmek zorunda kalıyor. Hastalar ise bin bir zorluklarla yattıkları hastanelerinde, hijyen koşullar sağlanamadığı için enfeksiyon kaparak yaşamlarını yitiriyor.
Uzman yok, hasta var
İstanbul'da, Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerin hiçbirinde yetişkin hematoloji kliniği yok. 10 eğitim ve araştırma hastanesinin yalnızca birinde iki, üçünde birer hematoloji uzmanı görev yapıyor. Bir hastanede ise, hasta yoğunluğu nedeniyle uzman hematolog olmamasına rağmen hasta kabul ediliyor. Üstelik bu hastanelerde hematoloji kliniği olmadığı için hastalar, 7 kişilik serviste, farklı rahatsızlıkları bulunan hastalarla birlikte kalıyor. Refakatçiyle birlikte 14 kişinin bir arada kaldığı servislerde bulunan insan sayısı, ziyaret saatlerinde 20 - 30'a yükseliyor. Bazı hastanelerde mutfak olmadığı için tabak bardak gibi eşyalar tuvalette yıkanıyor.
Bağ-Kurlunun derdi büyük
En büyük eğitim hastanelerden birinde hastalar bu nedenle isyan edip imza toplamış. Kapı dışarı edilme korkusuyla imzayı geri çekmek zorunda kaldıklarını anlatıyorlar.
En büyük sıkıntıyı Bağ-kurlu hastalar yaşıyor. Fakültenin kapıları, hastane masraflarını cebinden ödemeyi kabul edenlere açılıyor. Daha sonra kuruma gönderilen faturaların bir kısmı hastaya geri ödeniyor. Ödeme gücü olmayanların büyük çoğunluğu Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerde tedavi olabilmek çırpınıyor.
İstanbul'daki fakülte hastanelerinde de yatak ve hemşire sıkıntısı var. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı'nın kemik iliği nakil ünitesiyle birlikte 50 yataklı servisi bulunuyor. Ancak, yan binada deprem güçlendirme çalışması yapıldığı için inşaat bitene kadar hasta kabul edilmiyor.
Mevcut hastalarını, enfeksiyon kapmaması için farklı servislere taşımışlar. Şu an iki ayrı servise yerleştirilen 41 hasta tedavi görüyor. Günde 60 hastaya poliklinik hizmeti veriliyor.
İstanbul Tıp Fakültesi'nin 52 yatağın tümü dolu. Günde 80 hastaya poliklinik hizmeti sunuluyor. Marmara Tıp Fakültesi'nin ise 15 yatağı var.
Doktorların ıstırabı
İÜ Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Sargın, şöyle konuştu: "Marmara ve Anadolu'nun yükü, 6-7 öğretim üyesinin üzerinde.Üniversite hastaneleri mağdur durumda. Eğitim hastaneleri, 'hematoloğumuz yok' deyip hastayı sevk ediyor. Sıra bekleyen yığınla hasta var."
İÜ Cerrahpaşa Hematoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Birsen Ülkü de çaresizliklerini şöyle özetliyor: "Zaten kanser olduğu için çok üzülen hastaya bir de 'yatak yok' demek bir hekim için büyük ıstırap. Hasta, enfeksiyon taşıyan insanlarla aynı tuvalete gitmemeli. Rutubet olmamalı. Lösemi hastalarında en çok korktuğumuz şey enfeksiyondur. Hasta lösemiden değil enfeksiyondan kaybedilebilir."
Üçüncü tedavi girişimi
Hastaların büyük çoğunluğu İstanbul dışından gelmiş. Refakatçiler aylarca sandalye üzerinde uyuyor. Hastaların durumunu ise en güzel, iki kişilik özel odada olduğu için kendini şanslı sayan üç çocuk annesi Selma Akın anlatıyor: "Bu benim üçüncü tedavim. Önce 7 kişilik serviste kaldım. Tedavimin 15'inci gününde enfeksiyon kaptım, 3.5 ay bu nedenle tedavi gördüm. Kateter taktırırken de ciğerimi deldiler. Şimdi kendimi şanslı saydığım iki kişilik odaya bakın, rutubet içinde. Her birimiz aynı tuvaleti kullanıyoruz. Tabak çanaklar tuvaletin lavabosunda yıkanıyor. Doktorlarımız da çaresiz."
|
|
|

|
|