Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Mayıs 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Asal sayı


Türkiye ekonomisindeki "hasar" için "teşhis":
Deprem, bir doğa olayı... Önlenemez.
Ama... Tahribatı, sağlam binalarda az, zayıf binalarda büyük olur.
..............................
Gerçekten... Gelişmekte olan ekonomiler aleyhine bir fırtına esiyor.
ABD Merkez Bankası'nın faizi yükselteceği beklentisi nedeniyle gelişmekte olan ülkelerden global likidite çıkıyor.
Türkiye'nin de içinde bulunduğu Endonezya, Hindistan, Arjantin, Brezilya ve Meksika ekonomilerini bu fırtına vurdu.
Hepsinde hasar var.
Fakat... "En büyüğü Türkiye'de..."
Örneğin... Son iki haftada YTL, dolar karşısında yüzde 18 dolaylarında değer yitirdi. Buna karşılık Endonezya parasının değer kaybı sadece yüzde 7.7...
Diğer ülkeler için de durum aynı.
Türkiye, fırtınadan en fazla etkilenen ekonomi... O halde... Elbette Türkiye sınırlarının dışında bir ekonomik meteoroloji olayı var ama Türkiye ekonomisi ve siyaseti sağlam durabilseydi, kriz yönetiminde hatalar yaşanmasaydı, tüm ulusun ödeyeceği fatura, bu kadar "tuzlu" olmayabilirdi.
...............................
Türkiye'nin "kırılgan" yapısı, bu ilk fırtınada test edildi.
Ekonominin aktörlerinden aldığım izlenimleri aktarayım:
- MERKEZ BANKASI SÜRECİ: MB'ye başkan seçimi içeride ve dışarıda ekonomi karargâhına güveni sarsacak bir süreç yansıttı.
Ekonomide MB Başkanı, savunmada Genelkurmay Başkanı gibidir. Kurumu ve kişiliğiyle güven vermelidir.
Neyse ki... Sonunda gene MB içinden ve eski başkan Serdengeçti'nin de olumlu bulduğu bir atamayla tereddütler -neredeyse- giderildi. Ancak... Genel eğilim, MB'nin hükümet etkisinde olup olmayacağının "bekle ve gör" tavrıyla zaman içinde saptanmasıydı.
- CARİ AÇIK: Bu konuda bardağın dolma sürecinde "Bir şeycikler olmaz" esintisi egemendi. Bardak siyasi sarsıntıyla çalkanıp bir kısmı dökülünce "çok şey" olabileceği görüldü.
IMF de "cari açığın kapatılması gerektiğini" kamuoyu önünde vurgulamak zorunluğunu hissetti.
- DANIŞTAY'A BASKIN: Dışarıdaki fırtına vurduğunda, içeride kaptan köşkü pek de kaygılı değildi.
Zaten fazla değerlenmiş bulduğu YTL, dalgalarda çalkanırken 1.38.00-1.40.00 aralığında bir gerçekçi kura oturacaktı. İhracat yükselecek, ithalat düşecek, cari açık küçülecekti. Danıştay baskını gerçekleştiği sabah YTL'nin bir ara -dış nedenlerle- 1.50.00'ye kadar düşen değeri 1.42.00'ye kadar gerilemişti.
Makul görülüyordu. Fakat Danıştay baskınıyla birlikte ekonominin ne kadar kırılgan olduğu anlaşıldı. YTL'nin ateşi birden yükseldi.
- KRİZ YÖNETİMİ: Durulmuş sanılan fırtına, Danıştay baskınıyla yeniden şiddetini artırdığında "kriz yönetimi kuralları" devreye "bilgece" sokulamadı.
Özellikle "siyasi iktidarla asker arasında iplerin gerildiği" görüntüsü oluştu. Kaygılar derinleşti.
- SİYASAL BEKLENTİLER: Böyle bir ortamda içeriden ve dışarıdan fırlatılan "meteo balonları" gelecek için de ufukta elektrik yüklü bulutların kümelendiği mesajlarını göndermekte.
"Cumhurbaşkanı seçimi" ve "erken seçim" olasılığı, Türkiye'de siyasetin iklim normallerinden sapacağı yolunda "olumsuz beklentiler" üretmekte.
...............................
Ekonominin patronu Babacan'ın ve hükümetin sağduyulu Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in açıklamaları ve IMF yol haritasının sürdürüleceği güvencesi geç ama gerekliydi. İyi olmuştur.
Fakat... Yetersiz kalmıştır. Neden?
Çünkü... Hadise sadece "ekonomik" değil, aynı zamanda "siyasi..."
Son yıllarda nasıl ki ekonomiye damardan girişler "siyasi istikrarla" izah ediliyordu, iktidarın övünme nedeni buydu... Çıkışlar da "siyasi istikrara kuşkular" nedeniyle olmakta.
...............................
Başbakan Erdoğan, bu teşhisin ışığında siyasal güvence formüllerini üretmelidir.
"Cumhurbaşkanlığı konusunda uzlaşma," siyasal istikrar formülünün bölünemez "asal sayısıdır."

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kim bunlar?
DANIŞTAY'DAKİ katliam girişiminin ve Cumhuriy...
Melih AŞIK
Dezenformasyon!
Danıştay'a yapılan saldırı henüz ilk soruştur...
Fikret BİLA
Bir mucize olsa, Ecevit uyansa
Bir mucize olsa, Bülent Ecevit uyansa; beyin ...
Hasan CEMAL
Sarıkız operasyonu, derin komplo!
Washington ve Brüksel'den sonra bu kez Dünya ...
Güneri CIVAOĞLU
Asal sayı
Türkiye ekonomisindeki "hasar" için "teşhis":...
Can Dündar
Yeşil ampul ile kızıl elma arasında
Din motifli çatışmalar... Demokrasiye yönelik...
Abbas GÜÇLÜ
Öğrencilere doğruyu değil yanlışı öğretiyoruz
Milli Eğitim Bakanlığı'nın tek icraatı yok ki...
Hurşit GÜNEŞ
Mali disiplin aspirin değildir
Dün Devlet Bakanı Ali Babacan yanına MB Başka...
Sami KOHEN
Rumlar "taksim"e oy verdi!
Kıbrıs Rum kesimindeki seçimlerin sonucunun a...
Derya SAZAK
Ne yapmalı?
Danıştay saldırısı toplumu demoralize etti. B...
Meral TAMER
Unilever'in ithalatı neden düşük?
Öyle dünya devi şirketler vardır ki, tepe yön...
Güngör URAS
Washington'da Sakıp Sabancı etkinlikleri
Sabancı Üniversitesi'nin Sakıp Sabancı'nın va...
Serpil YILMAZ
Kafadar: Anıt bina yapmış mimarımız yok ki!
Spor ve iş dünyasından konukların ağırlıkta o...
M. Ali BİRAND
Başbakan, Çankaya'ya çıkmayacağını açıklamalı
Son birkaç aydır yaşanan olayları arka arkaya...

© 2006 Milliyet