|
Ne yapmalı?
Danıştay saldırısı toplumu demoralize etti. Başbakan Erdoğan, "Kocatepe Türkiye değil" sözleriyle tepkileri geçiştirmeye çalışsa da, son dönemde yanıtı aranan "Ne yapmalıyız?" sorusu geniş kitlelerce seslendirilmeye başlandı.
Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün, "Gösterilen reaksiyon halkın duyarlılığı, hakikaten takdir edici... Ancak, bu bir tek güne, bir tek olaya bir reaksiyon olarak kalmamalı, daimilik kazanmalı, devamlı olarak herkes tarafından takip edilmeli" sözlerini de bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor. "27 Mayısçı" hareketler, Özkök'ün defterinde yazmaz!
Genelkurmay Başkanı, eleştiri alma pahasına AB adayı bir Türkiye'de ordunun demokrasiye bağlılığına gölge düşürmeyecek bir komutanlık sergiledi. Hükümete karşı gösterdiği tolerans, kimi zaman hak etmediği spekülasyonlara yol açtı. Erdoğan'ın kendisine "Hocam" diye hitap ettiği, Çankaya için düşünülen ismin Özkök olduğu öne sürüldü.
Hilmi Paşa bu senaryoların ilk ayağı olan görev süresinin uzatılmasıyla ilgili bir beklentisi olmadığını açıkladı. Şemdinli iddianamesi patlayıncaya kadar, güncel siyaseti etkileyecek davranışlardan uzak kaldı. Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt'la ilgili iddialar üzerine Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Sezer'e çıkarak gerilimi düşürmeye çalıştı.
Danıştay baskını ardından Özkök, saldırının laik ve demokratik Cumhuriyet'e yönelik "gerici, silahlı bir terörist" eylem olduğunu savundu. Erdoğan, Özkök'ün sözlerini Kocatepe Camii'ndeki bakanları da hedef alan gösterilerle bağlantılı değerlendirip "Şık olmadı" diye eleştiriyor.
Başbakan'ın "En iyi savunma hücumdur" taktiğiyle 3.5 yıldır kendisine en çok desteği veren Genelkurmay Başkanı'nı polemik hedefi yapması doğru mudur? Özkök, sivil toplumu ülkenin geleceğine sahip çıkmaya çağırıyor.
Halkı "Nasıl olsa ordu var!" gevşekliğinden uyandırmaya çalışıyor.
Danıştay saldırısında "katil zanlısı" ele geçti, soruşturma kapsamında bazı emekli askerler gözaltına alınıyor. Cumhuriyet gazetesine yönelik bombalamalardan sonra yazmıştık: Bu tür dönemlerde tetikçiler cirit atar! Kan döker, diye.. Şemdinli'deki bombalamalar, "derin devlet" kuşkusunu gündeme getirmişti. Alparslan Arslan adlı "tetikçi"nin ardındaki karanlık güçler bu defa ortaya çıkarılmalı. Saldırı, "laik-İslamcı" çatışmasını körüklemek isteyen "çeteler"in işiyse sonuna kadar üzerine gidilmeli. Suikast aydınlatılmalı.
"Ne yapmalıyız?" sorusunun yanıtı ise darmadağınık muhalefeti toparlamaktan geçiyor.
Önce sol birleşmeli.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|