Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Mayıs 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Başbakan, Çankaya'ya çıkmayacağını açıklamalı


WASHİNGTON

Son birkaç aydır yaşanan olayları arka arkaya koyun ve Danıştay saldırısına kadar ki gelişmeleri bir gözden geçirin. İki belirgin çizgiyi görüyorsunuz

1. Başbakan başta olmak üzere, AK Partinin bazı kesimleri dindar oy tabanına yönelik söylemini arttırdı. Ses tonunu yükseltti. Din motifleriyle süslü olaylar arttı. Dinci Vakit gazetesi, hiç bir sınır tanımamaya başladı. Bu gelişmelerden cesaretlenen yerel dinci akımlar kendilerini gösterir oldular.
2. Bu gelişmeler karşısında veya öncesinde laik kesimler tutumlarını sertleştirdiler. Her olay -küçük veya büyük önemli veya önemsiz- rejime tehdit olarak algılandı. AK Partiye karşı "rejim düşmanı" muamelesi yapılır oldu. Haklı veya haksız AKP her konuda suçlanmaya başlandı.
3. Laikler için Çankaya giderek sembolleşti. Laikliğin kalesi olarak nitelenen Cumhurbaşkanlığı seçimi de giderek önem kazandı.

HERŞEY KÖŞK İÇİN PLANLANIYOR...

Bu tırmanmayı kimin başlattığını bulmak imkansız. "Tavuk mu yumurtadan, yoksa yumurta mı tavuktan çıktı?" sorusunu andırıyor.

Ancak, şunu çok iyi bilmemiz gerekiyor ki, yaşanan savaşın temelinde Cumhurbaşkanlığı seçimi yatıyor. Askeriyle, laik muhalefeti, laik kesimleriyle, "Laik Cephe" Çankaya'yı Türban'a teslim etmeme konusunda tam bir görüş birliği içinde...

Sorun, Başbakan'ın Çankaya'ya çıkmaması değil. Sorun Türban'lı eşi olan birinin Çankaya'ya çıkmasının engellenmesi.

Danıştay katliamı ile en üst noktasına çıkan bu kararlılık artık netleşti: Türkiye'nin önemli bir bölümünü kapsayan laik cephe, Cumhurbaşkanlığı köşküne eşi türbanlı olan birini çıkartmayacak.

Durum son derece açık ve net.

İster Erdoğan, ister Arınç veya bir başkası zorlayabilir ve TBMM'deki çoğunluğu sayesinde de seçilebilir.

Ancak emin olun, hayatı zehir olur. Köşk'te birgün dahi rahat oturamayacağı gibi, Türkiye'yi de gereksiz bir gerilimin içine sokar. Ekonomi zorlanır, AB'de Türkiye'yi istemeyenler "Türkiye dincileşiyor" propagandasına başlarlar.

BU GERİLİMİ DÜŞÜRMENİN TEK YOLU VAR

Politikada bazı şeyler meclisteki çoğunlukla dahi gerçekleştirilemez. AK Parti işte bu gerçeği görmeli ve yeni bir strateji geliştirmeli. Bugünkü çıkmazdan başka türlü kurtulunamaz.

Bunun tek yolu da, Başbakan'ın Çankaya'ya çıkmayacağını veya Çankaya'ya kimleri tercih edeceğini topluma sızdırması veya paylaşmasıdır.

2007 Mayıs'ına kadar böyle bir gerilim içinde yaşamak ülkeye çok zarar verir.

Ayrıca, bugünlerde atılmayacak olan bu adım ilerde öylesine bir inatlaşmaya yol açar ki, muhalefetin "işte istediğimizi elde ettik" demesine yol açabileceği gibi, seçim tam bir rejim kavgasına girebilir. Böyle bir durumda da ne Avrupa Birliği müzakeresi, ne de ekonomiden medet umabiliriz.

Başbakan sağ duyusunu kullanmalı ve Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili olarak elini göstermelidir. Eli de, Köşk'e türbanlı eşi olan birinin çıkmaması olmalıdır. Hiç değilse Cumhurbaşkanlığına bir "uzlaşı adayı" arayacağını açıklamalıdır.

Bu gerilim mutlaka giderilmelidir.

* * *

BUGÜN SAKIP SABANCI'YI ANACAĞIZ

WASHİNGTON

Bugün, Washington ile İstanbul arasında bir iletişim köprüsü kurulacak. Washington'da Brookings Enstitüsü ile İstanbul'da Sabancı Üniversitesi aynı anda Dünya Bankası Başkanı Paul Wolwofitz'i konuk edecekler. Wolfowitz, Türkiye konulu bir konuşma yapacak. Ardından da, Güler Sabancı , Brookings'in prestijli Başkanı Strobe Talbott ve Dünya Bankası Başkanı, "Sakıp Sabancı araştırma ödülünü" kazananları açıklayacaklar. Araştırmanın konusu "Türkiye'nin dünya'daki rolü".

Açıkçası, hepimiz Sakıp Ağa'nın kulaklarını çınlatacağız. Bu olayı görse, kimbilir nasıl memnun olurdu. Türkiye'yi Uluslararası foruma taşımak, Avrupa Birliğine sokmak en büyük arzusuydu. Bizler de onu böyle anacağız zaten.

Sakıp Ağa'yı kaybettik, ancak onu Gülen Sabancı yaşatıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse Sakıp Beyin imajı üzerinde titriyor.

Bu olayı NTV veya CNN TÜRK gibi kanallar mutlaka canlı yayınlayacaklardır. Tavsiye ederim izleyin. Sakıp Sabancı'yı birlikte analım...

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Kim bunlar?
DANIŞTAY'DAKİ katliam girişiminin ve Cumhuriy...
Melih AŞIK
Dezenformasyon!
Danıştay'a yapılan saldırı henüz ilk soruştur...
Fikret BİLA
Bir mucize olsa, Ecevit uyansa
Bir mucize olsa, Bülent Ecevit uyansa; beyin ...
Hasan CEMAL
Sarıkız operasyonu, derin komplo!
Washington ve Brüksel'den sonra bu kez Dünya ...
Güneri CIVAOĞLU
Asal sayı
Türkiye ekonomisindeki "hasar" için "teşhis":...
Can Dündar
Yeşil ampul ile kızıl elma arasında
Din motifli çatışmalar... Demokrasiye yönelik...
Abbas GÜÇLÜ
Öğrencilere doğruyu değil yanlışı öğretiyoruz
Milli Eğitim Bakanlığı'nın tek icraatı yok ki...
Hurşit GÜNEŞ
Mali disiplin aspirin değildir
Dün Devlet Bakanı Ali Babacan yanına MB Başka...
Sami KOHEN
Rumlar "taksim"e oy verdi!
Kıbrıs Rum kesimindeki seçimlerin sonucunun a...
Derya SAZAK
Ne yapmalı?
Danıştay saldırısı toplumu demoralize etti. B...
Meral TAMER
Unilever'in ithalatı neden düşük?
Öyle dünya devi şirketler vardır ki, tepe yön...
Güngör URAS
Washington'da Sakıp Sabancı etkinlikleri
Sabancı Üniversitesi'nin Sakıp Sabancı'nın va...
Serpil YILMAZ
Kafadar: Anıt bina yapmış mimarımız yok ki!
Spor ve iş dünyasından konukların ağırlıkta o...
M. Ali BİRAND
Başbakan, Çankaya'ya çıkmayacağını açıklamalı
Son birkaç aydır yaşanan olayları arka arkaya...

© 2006 Milliyet