Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Mayıs 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Aman Tanrım, yoksa çocuğum Fenerbahçe'ye kötü şans mı getirdi?

Geçen yıl anne karnında, Bağdat Caddesi'ndeki şampiyonluk kutlamalarına katılmıştı, bu yıl ise kös kös evde oturduk. Oysa uğurlu tişörtü bile üstündeydi

igursoy@milliyet.com.tr

Evet, biliyorum, Anneler Günü de vardı ama kabul edin ki bu ülkenin geçen pazar günkü gündemi Fenerbahçe-Galatasaray maçıydı. Zaten Anneler Günü'nde ne yaptığımı da yan tarafta anlatacağım. Şimdi Kadıköy'e bağlanayım. Biz de son haftalarda kurduğumuz ev kadrosuyla yine maça hazırdık. Galibiyetten emin, şen gençlerdik. Batu da her zaman olduğu gibi formanın göz alıcı sarı ve lacivertlerini tespit için üzerime tırmanıyordu.
Oğlumu yakınlarımızda görmekten hoşlansak da, son haftalarda gol sonrası böğürtülerimizde adam gözle görülür biçimde ürktüğü için kendisine bir maç saha kapatma cezası verip Emin Eller'in yanına yollamayı uygun bulduk. Orada daha huzurlu olacaktı.

İşi "yukarıdan" halledelim
Maç başladı; dakikalar ilerliyor ama işler yolunda gitmiyordu. Ben de maça bir türlü konsantre olamıyordum çünkü Batu yürüteciyle masaların altında geziyordu. Devre arasında, Fenerbahçeli oyuncular soyunma odasında Daum'dan yeni taktikleri alırken (ya da en azından biz öyle zannederken) ben de kendi çapımda ikinci yarı için direktiflerimi veriyordum:

"Batu'nun Alex tişörtünü giydirin!"
Son üç maçta 11 gol atılırken adamın üzerinde o tişört vardı, ne yapayım? Bizim gibi şezlong taraftarlarının elinden gelen bu kadardır. Sahadakileri etkileme şansına sahip olmadığımıza göre daha büyük oynayıp kaderin yolunu çevirmeye çalışırız.
Maçın geri kalanını Batu'ya yanımıza gelme izni vererek izledik. Maalesef bütün bu girişimler kâr etmedi, sonuç iyi olmadı. Fenerbahçe sezonu kupasız kapamıştı.
Arkadaşlar gidip de evde baş başa kalınca Batu'nun yanına gidip şöyle dedim (Malum bu bir aile meselesi, ne kadar yakın olsak da kendi kendimize yaşamalıyız): "Yoksa Fenerbahçe'ye kötü şans mı getirdin?"
Geçen yıl şampiyon olduğumuzda Batu daha annesinin karnındaydı; görmeden, sadece etraftan gelen sesleri duyarak şampiyonluk turu bile atmıştı. Pazar akşamı için de benzer şeyler planlamıştım.

"Kaybeden sen olursun"
Benim bu suçlayıcı tavrıma oğlum "Dö" diye cevap verdi. Ben de "Kendin kaybedersin, bu takımın Bağdat Caddesi'ndeki şampiyonluk kutlamaları eğlenceli olur" dedim. Baba olarak son sözü söyleme hakkı benimdi ne de olsa.

İlk Anneler Günü'nü kutladı

Batu ilk Anneler Günü'nü bol ziyaret yaparak geçirdi. Ben de ideal koca, hayırlı evlat ve örnek damat olarak kendisinin ulaşımını üstlendim. Anne sıfatıyla geçirdiği ilk Anneler Günü'nde çalışan karım Begüm'e yaptığımız sürpriz ziyaret, altı çizilecek şıklıktaydı bence. Ne kadar övünsem az.
Batu da yapması gerektiği biçimde, yolda uyuyup ziyaretler sırasında dinç ve ayakta kalarak bu hareketli tempoya ayak uydurmasını bildi. Sıcak ve yorgunluğun etkisiyle ben bile akşamüstü saatlerinde sızdım ama o, kitlesini eğlendirmekten geri kalmadı.
Bakalım Babalar Günü'nde ne yapacak?



CUMARTESİ
Şort plajlardan çıktı
Piyasaya "şifre"li kan geldi
Üniversiteliler yorgunluk atıyor
'Şıngırdama'lar ve saatler bu yazın müjdeleri
ne var, ne yok
En moda En yeni
Kalıcı doğal makyaj
Anneler ve bebekleri için özel seans
Adrenalin kokan bir festival





Melis Alphan
Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Süha Umar
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet