Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Mayıs 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Komplo ve ötesi

Aziz Yıldırım, Fenerbahçe'nin kendisine en çok gereksinim duyduğu bir dönemde yılın sürprizini yaparak başkanlık görevini bıraktığını açıkladı.
Başkan'ın gerekçelerini ne kadar inandırıcı bulabiliriz, bilemiyorum...
En çok yakındığı ve en çok haklı olduğu "küfür" çirkinliği en yoğun biçimde sürerken, yeni tüzükle kongreye gitmiş, tek aday olarak üç yıl için yeniden görev almıştı. Bırakma gerekçelerini açıklarken, küfürü öne sürmesi çok inandırıcı değil.
Kurumların, kurulların ve kişilerin, kendisini hedef olarak seçtiğini, Aziz Yıldırım'a karşı adeta savaş açıldığını, bunun da Fenerbahçe'ye zarar vereceğini öne sürerek bir tür özveriyle bırakmak gerektiğini söylüyor.

Başka nedenler aranmalı
Üç ay önce de böyle bir durum yok muydu? Yeniden aday olmasının Fenerbahçe'ye zarar değil, yarar getireceğini düşünerek üç ay önce aday olduğuna göre, bugün hangi değişiklikler oldu da Başkan görevi bıraktı, anlamakta güçlük çekiyorum.
Acaba Fenerbahçe'deki "şampiyonluk" ezberi bozulduğu için mi Başkan böyle bir karar aldı?
Olabilir... Ama daha derinde, daha başka nedenler de aranmalı...
O nedenlerin en başında tribünden ve lisanslı ürün satışlarından en çok gelir elde eden kulüp olmasına rağmen 130 milyon dolara dayandığı iddia edilen borçlar da yer alabilir mi? Bilemiyorum... O rakamlar doğruysa, Fenerbahçe'nin o borcu yönetme yeteneklerinin de varlığı unutulmamalı...
Bu karar, sert biçimde hayata geçirilmiş bir güven arttırma, destek tazeleme ve tek adam olma stratejisine de dayanabilir. Başkan'a haksızlık etmek istemem ama, böyle bir olasılığı göz ardı edemeyiz... Taraftar yürüyüşleri ve kendi yönetim kurulunun aldığı olağanüstü kongre kararı ile Başkan'ın "Fenerbahçe'yi maceracılara teslim etmeme" iradesini birlikte değerlendirmekte yarar var... Dahası, adı üzerinde birleşilecek , Yıldırım'ın da onayını almış tek aday arayışlarından söz ediliyor. Böyle bir arayışın olumlu sonuç vermesi, çok zayıf bir olasılıktır.
Sakın o aranan tek aday, "vazgeçilemeyen başkan" olmasın ?
Camianın ileri gelenleri, Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı gibi etkili kongre grupları "Aziz Yıldırım" ezberini bozmazlarsa, Başkan yeniden aday olur mu, olmaz mı ? Yeniden düşünmekte yarar var.

Komplo teorileri
Kökü derinlere inen bu bırakma kararına, başkanın geçmişini ve gençliğini fesatça duygularla araştırma, kurcalama ve fısıltı gazetesiyle yıpratma kampanyalarının da katkıda bulunduğunu düşünebiliriz. Ama Yıldırım bunlardan da etkilenmemeliydi. Korktuğu için değil, canı sıkıldığı için tiksinerek "Yeter!" demiş olabilir.
Bir de "komplo" teorisyenlerinin çok yukarılardan bir iradeyle Aziz Yıldırım'ı bırakmaya zorladığını iddia edenler var ! Böyleyse, vah ki vah! Kesinlikle inanmam böyle bir komploya... Türkiye'nin sivil iradeleri, böyle teorilerin tartışılmasına bile olanak vermemelidir. Fenerbahçe Başkanı'nın görevi ne zaman ve nasıl bırakacağına, ancak Fenerbahçe genel kurulu ve başkanın kendisi karar verebilir. Ötesini düşünmek dahi ayıptır, günahtır, haksızlıktır.
Yönetim Kurulu'na dönersek...

Duygusal uygulama
Olağanüstü kongre kararının alınması, bence çok doğru değil... Aceleye getirilmiş duygusal bir uygulama... Ortada yazılı bir istifa belgesi bulunmadığına göre, Nihat Özdemir şöyle bir kararı da açıklayabilirdi :" Başkanımızın üzücü kararını yeniden düşünüp değerlendirmesi için, Yönetim Kurulumuz, kendisini iki ay izinli saymıştır!" Böylesi, göstermelik etik kararlardan daha gerçekçi, daha yararlı ve daha şık olabilirdi.
Böyle bir son'u Aziz Yıldırım liderliğine yakıştırabilir miyiz ?
Hayır, asla böyle olmamalı!

Nobre'de hayat var!

Beşiktaş'ın Brezilyalı Nobre'yi transferi, Yıldırım Demirören ve arkadaşlarının geçen yıllarda uyguladığı zengin çocuğunun oyuncakçı dükkanında gördüğünü kapıp alması örneğiyle karıştırılmamalı!
Demirören ve arkadaşları son iki yılda tecrübesizdiler. İyi niyetle acele seçimler yaptılar, yanıldılar. Bedelini de fena halde hayal kırıklığı ile ödediler. Youla'dan Ailton'a uzanan o yanlışlar serisinde sadece danışmanlarının önerisi ve kendi tercihleri vardı...
Bugün durum farklı... Hiç acele etmeden, zamanında yapılmış hamlelerle, Tigana'nın da görüşünü alarak Nobre'ye imza attırdılar.

Keşke Sergen de olabilse!
Teknik bakımdan Nobre adam geçen, markajcısının üstüne üstüne gidip şık çalımlarla vuruş yapan delici bir santrfor değil. Ama buluştuğu her topa her durumda en becerikli vuruşları yaparak golü atan bir santrfor. Beşiktaş, unuttuğu kanat futbolunu yeniden hatırlarsa, Brezilyalı kafa golleriyle de başarılı olur.
Nobre'nin arkasında Tümer gibi bir ustanın varlığını da unutmayalım... Keşke Sergen de olabilse!
Bir de hakemi aldatmaya yönelik kural dışı refleksleri tartışılıyor... Sırf bu nedenle Beşiktaş'a gelmesini eleştirenleri çok romantik buluyorum... (Kaldıysa ) Beşiktaşlı duruşunu anlatabilir, onu bu alışkanlığından uzak tutarsınız, tamam mı!

Kral'ın veliahtı: HASAN KABZE

Lig TV'deki "Futbol Gündemi"nde Hakan Şükür konuğumuzdu... Çok keyifli, hoş bir sohbet ortamı oluştu.
O sohbetten çıkan iki mesajı aktarmak isterim sizlere...
Birincisi, Hakan Şükür, kendisinden beklenen yeni bir liderliğe soyunuyor şimdi. Türkiye'deki profesyonel futbolcuların sendikal bir çatı altında meslek bilinciyle bir araya gelip inisiyatif alması... Böylece Türk Futbolu'nun gelişiminde bireysel katkılarının yanı sıra vizyon üreten bir rol üstlenmeleri gerektiğini söylüyor. Yayın haklarından pay almaktan yabancı kontenjanının belirlenmesine, futbol sonrası yaşamlarının güvence altına alınmasına kadar...
İkinci mesajı daha da ilginç... Ercan Taner, sordu : " Kral ve Kaptan Hakan Şükür'ün veliahtı kim olabilir? "
Hiç sağa sola sapmadan, lafı yuvarlamadan "Hasan Kabze" dedi... "Hasan çok uzun süre yedekte kaldı, sabırla bekledi... Görev aldığında bekleneni fazlasıyla yaptı. Sabırlı, çalışkan ve iyi niyetli... Çok koşuyor, çok disiplinli... Ayrıca eğitimli olması da artı avantajı... Kabze'nin geleceğini çok parlak görüyorum. Başarılı olması için elimden gelen her türlü katkıyı yapıyorum. Hasan Galatasaray'ın yıldızı olarak parlayacak!"

Transfer şakası

-Sol Campbell'in transferi gerçeği yansıtmıyormuş
-Yemezler yiğenum... Sol'inu gösterip sağunu alacaklar bu Campbell'un!

agokce@milliyet.com.tr




SPOR
Robert'te geri adım
Vedran Runje resmen Kartal
Milli Takım'ın taktik odası!
'Yıldırım yoksa ben varım'
Tekke için açık artırma!
İpek veda etti
Efes'in şakası yok: 61-55
Şimşek çaktı: 3-0
Dallas mucizesi
Haber turu...
Komplo ve ötesi
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Atilla GÖKÇE
Komplo ve ötesi
Aziz Yıldırım, Fenerbahçe'nin kendisine en ço...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet