|
 |
|
|
Mavi büyü
Ege semalarında yıllardır süren ve "it dalaşı" diye anılan "Azrail'le dans"ta korkulan oldu. Kıdemli Üsteğmen Halil İbrahim Özdemir'e geçmiş olsun diyorum.
Yunan pilot için de üzgünüm...
Ama...
Nedir bu "gereksiz" gerginlik?..
Ölümle yaşam arasındaki ince çizgideki Bülent Ecevit'ten "TÜRK-YUNAN ŞİİRİ"ni yansıtalım...
.................................
Sıla derdine düşünce anlarsın
yunanlıyla kardeş olduğunu
bir Rum şarkısı duyunca gör
gurbet elde İstanbul çocuğunu
Türkçe'nin ferah gönlünce küfretmişiz
olmuşuz kanlı bıçaklı
yine de bir sevgidir içimizde
böyle barış günlerine saklı
bir soyun kanı olmasın varsın
damarlarımızda akan
içimizde şu deli rüzgar
bir havadan
bu yağmurla cömert
bu güneşle sıcak
gönlümüzden bahar dolusu kopan
iyilikler kucak kucak
bu sudan tattandır ikimizde de günah
bütün içkiler gibi zararı kadar leziz
bir iklimin meyvesinden sızdırılmış
bir içkidir kötülüklerimiz
aramızda bir mavi büyü
bir sıcak deniz
kıyılarında birbirinden güzel
iki milletiz
bizimle dirilecek bir gün
Ege'nin altın çağı
yanıp yarının ateşinden
eskinin ocağı
bir kahkaha çalınır kulağına
sonra Rum şiveli Türkçeler
o Boğazdan söz eder
sen rakıyı hatırlarsın
Yunanlıyla kardeş olduğunu
sıla derdine düşünce anlarsın
Londra
1974
.....................................
Ege semalarındaki olayın nasıl geliştiği, şu satırlar yazılırken bilinmiyordu.
Ama...
Bilinen şey, bu tür görüntülerin oluşmasını önleyecek psikolojik ortamın yaratılmasıdır.
Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Salim Dervişoğlu'nun zamanından başlayarak asker boyutunda buzlar eritilmişti. Karşılıklı güvenceler devreye girmişti.
Dışişleri Bakanları İsmail Cem ve Papandreu arasındaki diyalog da önemli kazanımlara zemin hazırladı.
İki ülkenin sanatçıları halkların yüreklerini ısıttılar.
AB yolunda Yunanistan ilk kez Türkiye'nin yanında tavır koydu.
Hüsnü Özyeğin'in Finansbank'ı Yunan sermayesine satması, bir "iş" başarısının yanı sıra, iki ülke arasında yakınlaşmaya büyük katkıdır.
.....................................
Türkiye ile Yunanistan arasında "savaş olasılığı" artık neredeyse düşünülemeyecek kadar uzaklarda.
İki ülkenin de artık kaybedecek çok şeyleri var.
.....................................
İşte böyle bir süreçte durup dururken, "Pontus Rumları kıyımı" iddiasıyla anıt dikmek, Yunanistan'dan "anlaşılmaz" kulvar değişimi kuşkularını verdi.
AB için de Atina'dan akortsuz sesler gelmeye başladı.
Ve işte sinirler gerilirken Ege semalarında yaşanan üzücü olay...
Keşke...
Ecevit'in bu dizeleri Yunancaya da çevrilse ve Ege'nin öte kıyısındaki harp okullarında, akademilerinde, kışlalarında okutulsa...
....................................
Ecevit'in hâlâ komada olduğu ve karamsarlığın yoğunlaştığı saatlerde onu anmak istedim.
Bir kez daha...
"aramızda bir mavi büyü
bir sıcak deniz
kıyılarında birbirinden güzel
iki milletiz..."
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|