Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Mayıs 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hazine daha iyisini yapamaz mıydı?


Dünkü Hazine ihalesinde bileşik faiz yüzde 15.99'dan sonuçlandı. Bu elbette çok yüksek bir faiz. Üstelik anlaşılan, psikolojik olarak piyasalar olumsuz etkilenmesin diye Hazine ihaleyi faizin yüzde 16'nın altında kalacağı biçimde kesmiş.
İhalenin ikinci özelliği, gelen talebin yetersizliği. 1.56 milyar YTL'lik talep gelmiş. Bunun da çoğu Hazine'yi bu sıkıntılı dönemde silkelemeye yönelik olmuş. Haliyle Hazine bunun sadece 700 milyar YTL'lik kısmını uygun bulmuş. Yani geri kalan 544 milyar YTL'lik talep dışarıda bırakılmış.
İhalenin üçüncü özelliği, vadesi uzun bir borçlanma senedinin riskli bir dönemde devreye sokulması. Ancak bundan kaçış da olanaklı değildi. Çünkü 28 Nisan'da ve geçen hafta perşembe günü Hazine hangi türdeki senetlerle ve ne kadar ihaleye çıkacağını açıklamıştı. Oysa, böylesi dönemlerde kısa vadeli borçlanılabilse yük ya da hasar çok daha az olur.

Reel faiz aşırı
Bu borçlanmanın vadesi 686 gün, yani 22 ay vadeli. İlk yıl enflasyon yüzde 7 olsa, ikinci yıl da enflasyon yüzde 5 olsa, oldukça bol kepçe bir reel faiz bırakılmış oluyor. Yatırımcı ilk yıl yüzde 8.4, ikinci yıl da yüzde 10.5 reel faiz almış olacak. Toplamda da bu yüzde 20'ye yakın edecek. (Hazine 2003 yılında yüzde 12, 2004'te yüzde 9.5, 2005'te de yüzde 8 reel faiz ödemişti. Son ihaleye kadar da faizler bu düzeydeydi) Eğer enflasyon yüzde 5'e düşse bu yüzde 10.5 reel faiz ediyor. Tek sözcükle, aşırı!
Bu denli yüksek reel faize Hazine ne kadar dayanabilir? Ya da hasar ne kadar oluşur? Bunları hesaplamak gerekiyor.
Önce, kamunun borçları hakkında bazı bilgileri verelim. Şu anda merkezi yönetimin toplam borç stoku (iç ve dış) 333 milyar YTL. Bunun 212 milyar YTL'si yerli para cinsinden, 117 milyar YTL'lik kısmı döviz cinsinden, geri kalan 4.1 milyar YTL de dövize endeksli borçlardan oluşuyor.

Borç yükü arttı
Bu borcun hemen hemen yüzde 52'si piyasaya, yüzde 23'ü kamuya, geri kalanı da dış dünyaya. Döviz cinsinden olan borçların artan kurla daha şimdiden şiştiğini göz ardı etmeyelim. TL ise zamana bağlı. Yani bu yüksek faizin ne kadar süreceğine. Eğer faizler çok hızlı biçimde gevşeme göstermezse, borçların maliyeti de sorunlu hale gelebilir.
İç borç stokunun nakit kısmının (yüzde 80) yarıdan fazlasının sabit getirili, yani iskontolu borçlanma senetlerinden oluştuğunu biliyoruz. Ve bunlar da genellikle 22 ay vadeli. Dün Hazine aynı faizle bankalara ayrıca 1.16 milyar YTL'lik borç senedi daha sattı. Önceki gün de oldukça yüksek bir faizle 2.38 milyar YTL'lik borçlanma yapmıştı. Böylece her ikisinin, yani aşırı yüksek faizle yapılan borçlanmanın toplamı 4.24 milyar YTL ediyor. Bu, toplam iç borç içinde sadece yüzde 2. Ancak bu yapı sürerse, Hazine'nin iç borç maliyetleri bir hayli artacak. Döviz cinsinden iç borçların da toplam içinde yüzde 12 olduğu (dış borç ayrı) anımsanırsa, son zamanlarda kur ve faiz dalgalanmalarının Hazine'ye maliyetinin boyutu ortaya çıkıyor.
Dalgalanmaların tek zararı döviz borçlusu özel sektör, ya da enflasyondan sorumlu Merkez Bankası değil. Hazine'nin de durumu ortada. Borcun yüzde 15'i artık daha maliyetli.

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Ecevit'le MHP anıları
TÜRKİYE'DE sağ ve solun birbirini biçtiği yıl...
Çetin ALTAN
"Yurtseverlik" mesleğinin gizli zebani dansları
Ajans haberlerinde Bülent Ecevit'in sağlığı i...
Melih AŞIK
Çankaya meselesi
9'uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel son zam...
Fikret BİLA
Ecevit'in her hali...
GATA'nın önünde Ecevit'in her halini görmek m...
Hasan CEMAL
Araplar, demokrasi, ve biz!
Başkan Bush yönetiminin Arap dünyası için öng...
Güneri CIVAOĞLU
Mavi büyü
Ege semalarında yıllardır süren ve "it dalaşı...
Abbas GÜÇLÜ
Sezer ayrımcılık mı yapıyor?
Cumhurbaşkanı Sezer, önceki akşam devlet üniv...
Hurşit GÜNEŞ
Hazine daha iyisini yapamaz mıydı?
Dünkü Hazine ihalesinde bileşik faiz yüzde 15...
Nail GÜRELİ
Erdoğan taşıyamıyor (2)
Yukarıdaki başlık, 21 Aralık 2005 günü bu köş...
Sami KOHEN
Efendice boşandılar!
KARADAĞ, medeni tarzda bir "boşanma" örneği v...
Metin MÜNİR
Turkcell'de Çukurova hâkimiyetinin sonu
Pazartesi günü İstanbul'da yapılan genel kuru...
Hasan PULUR
İlahi tesadüf, yetersiz şamdan...
"YAZISIZ" karikatürler vardır; usta karikatür...
Meral TAMER
Eşdeğer ilacın önlenemez yükselişi
Dün sabah Swissotel'de Avrupa Eşdeğer İlaç Bi...
Ece TEMELKURAN
Nisan mayıs ayları Gevşer yazının yayları
Hakkını vererek bakamadım. Tüh! Erguvanlar ge...
Osman ULAGAY
Hükümet ufuksuzluğun bedelini ödüyor
Bu köşenin sürekli okurlarının bileceği gibi ...
Güngör URAS
Amerikalılar ekonomiyi umursamıyor, politik krizden söz ediyor
Turgut Özal, "Bilerek bilmeyerek hükümet yanl...
M. Ali BİRAND
Ülkede gerilim çok artar...
Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığına çıkmas...

© 2006 Milliyet