|
Erdoğan taşıyamıyor (2)
Yukarıdaki başlık, 21 Aralık 2005 günü bu köşede çıkan yazının başlığı. Yazıya şöyle başlamışız:
"Tayyip Erdoğan'ın artık Türkiye'yi taşıyamayacak duruma geldiği anlaşılıyor. Ya da Türkiye'nin Erdoğan'ı taşıması günden güne zorlaşıyor."
Aradan geçen 5 ay içinde bu zorluk her gün daha da artıyor. Bir dizi örneği bırakıp son olayın (Danıştay'a, dolayısıyla laik Cumhuriyet'e kanlı saldırının) yankılarına değinelim.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök gazetecilere, "halkın laik rejime karşı gösterdiği duyarlılığın takdir edici olduğunu" ve "devamlı olarak herkes tarafından takip edilmesi" gerektiğini söylüyor.
Tayyip Erdoğan ise (rahmetli İsmet İnönü'nün meşhur deyimi "suçluların telaşı" dürtüsüyle), laikliği göz ardı edip hükümete tepkileri kastederek, Orgeneral Özkök'ü eleştiriyor:
"Ülkede sorumluluk mevkiinde olan insanların söylediği her sözün bedeli vardır."
El hak doğru! Danıştay'ın son kararından sonra "sorumlu" Başbakan Erdoğan Danıştay'a söylemediğini bırakmamıştı. O sözlerin bedelini bu kanlı saldırıyla ödedik.
Şimdi kalkmış sorumluluktan ve bedel ödemekten söz ediyor.
Lafla peynir gemisi yürümüyor.
Erdoğan'ın hemen her sözünün bedelini bu ülke ödüyor.
Uzun sözün kısası, Erdoğan Cumhuriyet Türkiye'sini taşımakta zorlanıyor. Tarikat büyükleri ile çağdaş Türkiye dinamiklerinin arasında sıkışıp kaldığı anlaşılıyor.
Erdoğan'a dinciler değil, yurtsever dindarlar bu açmazdan kurtulması için yardımcı olmalı. Siyasal simgeli türbanlılara karşı samimi dindar başörtülüler siyasetin elini dinden çektirmek için seslerini yükseltmeli.
Yoksa, Türkiye'nin Erdoğan'ı taşıması gittikçe zorlaşıyor.
Bir kitap
Sayfalar dolusu düşünce ve duygularımızı, tepkilerimizi her gün Milliyet'teki "Çiziyorum" köşesinde dile getiren karikatür ustası Ercan Akyol'un dördüncü kitabı Çınar Yayınları arasında çıktı.
Akyol'un kitabı 2005 yılının ağırlıklı olarak AKP ve Tayyip Erdoğan yoğunluklu siyasal panoramasını yansıtan, ayrıca ekonomisiyle, eğitimiyle, kültürüyle toplumsal yapımızı, bu arada ABD-AB serüvenini irdeleyen bir belgesel. Tan Oral'ın dediği gibi, Ercan Akyol mizahtan beklenen uyanıklığı sergiliyor.
Bir şiir
Bu hafta dizelerimiz, yarın ölümünün 23. yıldönümü olan Necip Fazıl Kısakürek'in "Hırs" şiirinden:
"Hırsım gibi sonsuz yaşarsan sen de, / Ben ölümle sırdaş olur beklerim. / Hırsıma toprağı rakip etsen de, / Mezarında bir taş olur beklerim."
nailgureli@milliyet.com.tr
|
|