Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Mayıs 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hazır giyim ve tekstilcinin son fırsatı

Çeşitleme / Selim Türsen

Dövizde, faizde, borsadaki hızlı iniş çıkışlara anlam veremeyenler "Ne oldu da iki haftada her şey bu kadar çabuk alt üst oldu" diye haklı olarak soruyorlar.
Birkaç kelimeyle özetleyip işin İzmir için önemli olan yanına değineceğim.
Başta ABD olmak üzere gelişmiş ekonomilerin faizleri yükseltecekleri anlaşılınca dünya piyasalarında para yön değiştirip gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş sanayi ülkelerine akmaya başladı.
Siyasi gerilimin artmasıyla soru işaretleri yaratan Türkiye'den ise sıcak paranın kaçışı daha hızlı oldu.
Sıcak para kaçarken bonoları sattıkça faiz yükseldi, lirasını dövize çevirirken de dolar ve euro talebi arttı.
Gelişmeler dünya piyasalarında para bolluğunun sonuna gelindiğini gösteriyor.
Artık Türkiye gibi ülkelere daha az para gelecek.
Yani AKP iktidarı ucuz kredi bulmasında, dövizin düşüp enflasyonu tuş etmesinde rol oynayan çok büyük bir güçten mahrum kalmak üzere.
Gelelim piyasalardaki dalgalanmanın ihracat merkezi İzmir için önemine. İhracatçının dış pazarlarda önemli silah döviz kurları.
Türk lirasının değeri düşük oldukça ihracatçı dış pazarlarda rakiplerine karşı güçlü oluyor.
* * *
Son iki yılda "Türk lirası aşırı değerlendi" diye özellikle emek yoğun sanayiye dayalı hazır giyim ihracatçıları büyük sıkıntılar çekti.
Egeli hazır giyim ve tekstilciler daha bir ay öncesine kadar "döviz kurlarında ayarlama yapılsın" diye hükümete muhtıralar veriyordu.
İşte sonunda istekleri oldu.
Belki bu kadarını bile beklemiyorlardı ama Türk lirasının değer kaybı herhalde Ege Bölgesi'ndeki hazır giyimcilerin yüzünü güldürmüştür.
Hariçten gazel okumak gibi olmasın ama, benim naçizane tavsiyem bu fırsatın değerlendirilip geleceğe yönelik planların hızlandırması.
Malum 10 yıl önceden belli olan gelişmeler ateş bacayı sarıncaya kadar umursanmamış sonra da "Yandık. Çin bizi bitirdi feryatları" başlamıştı.
Artık markalaşmaya mı gidilir yoksa Mısır'a mı onu bilemem ama hazır giyim ve tekstil bu son fırsatı mutlaka iyi değerlendirmeli.


Din turizminden korkulmaz

Geçen hafta sonu hiç hesapta yokken yolum Selçuk'taki Meryem Ana Evi'ne düştü.
Yıllardır gitmemişim, bir başka gözle baktım.
Yabancı turist doluydu Meryem Ana.
Hele tam da ben oradayken, Japon turistlerin ilahiler söyleyerek yaptıkları ayin daha da ruhani bir hava yaratmıştı Hıristiyanların bu ünlü hac merkezinde.
Sonra din turizminin önemi düştü aklıma.
Sevgili Deniz Sipahi, Bergama'da ayin yapılmasına karşı çıkanları kıyasıya eleştirmişti köşesinde.
Kendisine kızanlar oldu ama o çok haklıydı.
Türk Müslümanlar her yıl hacı olmak için milyonlarca doları Suudi Arabistan'a aktarırken Türkiye'de din turizminin gelişimini engelleyecek paranoyalara kapılmanın hiçbir mantığı yoktu.
Hacı olmak için Meryem Ana'ya gelecek, Bergama'ya gidecek Hıristiyanların, nüfusunun yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkeyi ele geçirmek için gizli amaçları olduğuna inanmak saçmalamaktan başka bir şey olamaz.
Halbuki din turizminin gelişmesiyle aynı Suudi Arabistan'a olduğu gibi her yıl milyarlarca dolar döviz akabilir Türkiye'ye.
Sahip olduğumuz değerleri inananlara açmaktan korkmaya gerek.
Onlar manen tatmin olur biz madden.


Laik kalabilmek için

Danıştay'a yapılan saldırının ertesi günü bir arkadaşım "Haydi Cumhuriyet Alanı'na mitinge" dediği zaman soluğu meydanda aldım. Baktım yaş ortalaması 40-50... Kimi doktor, kimi avukat, kimi mühendis, sendikacı ya da öğretmen çoğunlukla eski tüfekler.
Bazı üniversitelerin pankartları vardı ama gençlerin sesi çıkmıyordu.
Zaten sayıları da pek fazla değildi.
Belki hızlı organize olamamaktan kaynaklanan bir sorundur ama laik yapısıyla övünen İzmir için bence hayli düşüktü katılımcı sayısı.
Bu da üniversite gençliğinin eksikliğinden kaynaklanıyordu.
Hele televizyonda Ankara'yı izleyince daha da hayıflandım.
Bir de hep aynı marşlar, 20-30 sene önceki sloganların atılması dikkatimi çekti.
Yeni, yaratıcı bir şeyler, yeni sloganlar, yeni şarkılar yoktu.
Daha ayakları yere basan bir şeyler bekliyor insan. Belki geniş kitlelerin ve gençlerin ilgisizliği de bundan kaynaklanıyor.
Halbuki çok önemli bir döneme girdi Türkiye.
Eğer bugün toplumda laik yapı bozuluyor kaygısı had safhaya ulaşmışsa, ışık yakıp söndürme eylemi gibi, geniş kitlelerin tepkilerini duyurabilecekleri yeni eylem biçimleri bulunmalı.
Ne bileyim belki de gençlerin sevdiği ünlü bir pop şarkıcısı ya da grubu mitinge katılıp laik Türkiye için çalmalı.
Artık yeni bir şeyler söyleme zamanı.

stursen@milliyet.com.tr







EGE
Apartmanda sorun mu yaşıyorsunuz?
Emeklilik hakkında her şey
Bu sorunlar çözüm bekliyor
Alışveriş Festivali'ni genele yaymak gerekir
Hazır giyim ve tekstilcinin son fırsatı





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Selim Türsen

© 2006 Milliyet