|
Şerlok Holmes ve esrarengiz siyasal cinayetler
Kendimizi dünyaya yeterince tanıtamadığımızdan sürekli yakınıp dururken de; turizm açısından deniz, plaj ve güneş ülkesi; siyasal açıdan da, laik ve demokratik tek İslam ülkesi olmakla övünürüz...
Polisiye roman edebiyatı açısından bakıldığında, acaba aynı zamanda esrarı çözümlenememiş siyasal cinayetler ülkesi de değil miyiz?
Herhalde biraz, belki birazdan da fazla öyleyiz.
***
Şöyle kalkınıyoruz, böyle kalkınıyoruz, geleceğimiz çok parlak, düşmanlarımız bile bize hayran oluyor falan da; neden esrarı çözümlenememiş siyasal cinayetler ülkesi olma karanlığından bir türlü kurtulamadık şimdiye dek?
Böyle bir sorunun yanıtını, açık seçik ve net verebilecek bir kimse var mı?
Sanki iş, İngiliz yazarı Conan Doyle'un yarattığı ünlü dedektif Şerlok Holmes'e düşmekte...
***
Aslında bizim ülke, görünmeyen zehirli bataklıklarla da dolu olmasa, eğlenceli bir ülke...
Bağıra çağıra söylenen saçma sapan nutuklar; maden ocakları için sırtlarında ağır tomrukları taşıma testinden geçirilen işsiz üniversite mezunları; okuma yazma özürlü fanatiklerin sık sık çıkardığı bıçaklı, satırlı, tabancalı belalar; vatan millet aşkıyla, din iman aşkının bitmeyen tepişmesi ve bol mu bol bir övünme...
Fevkalade matrakolojik bir tablo ama, o ölçüde de tehlikeli...
***
Bu arada kanlı Danıştay baskını sanıklarının, beklenmedik bir hızla yakalanması herkesi şaşırttı...
Acaba sorunu Şerlok Holmes ele alsa, nasıl değerlendirirdi?
Önce -Akbaba'nın Üç Günü filminde olduğu gibi- dünkü gazetelerin tümünü, tepeden tırnağa kadar okur ve özellikle de, Ergun Babahan'ın Sabah gazetesindeki yazısı üstünde dururdu.
Babahan hem bizdeki gizli servislerle, hem de Susurluk benzeri birtakım alengirli kepazeliklerle ilgili bir yığın isim saydıktan sonra şöyle diyordu:
"Soğuk Savaş sonrası birçok Avrupa ülkesinde, bizimkine benzer çete yapıları ortaya çıktı. Demokrasiler, bu çetelerle hukuk düzeni içinde mücadele edip hesabını gördü, bir Türkiye hariç.
Türkiye, bu dönemin hesabını soramadı."
***
Şerlok Holmes düşünürdü; Türkiye'nin Hazine'den geçinmeli siyasal ve bürokratik organları, neden gizli servislerle de ilişkili bazı kişilerin, kendi çıkarları doğrultusundaki mundarlaşmış eylemleri üstüne şimdiye dek gidemedi de, şimdi gidiyormuş gibi görünmede?
***
Acaba duruma bir de Washington'un, saklı duran gözlükleriyle mi bakmak gerek?
Washington, ola ki kendisinin biçip teyellediği Gladyo tipi özel örgütlerin, kendi çıkarları doğrultusunda çeteleşmesine pek de aldırmadı. Ola ki gerektiğinde, onları yine kullanmayı hesapladı.
Ancak cumhurbaşkanlığı seçimleri gibi öyle kritik bir noktaya gelindi ki; kendinde dilediğini dilediği gibi yapma hakkını gören eski Susurlukzadelerin, bu konuda da birtakım kaşkarikolar çevirmesine sessiz kalınamadı.
Ola ki, ne "Kışla" parfümlü, ne de "Cami" parfümlü bir siyasetin, uzanması isteniyor Çankaya'ya...
Ve sanki artık eski Susurlukzadelerin açığa çıkması ve devre dışı kalması yeğleniyor.
***
Şerlok Holmes, kanlı Danıştay baskınının şimdiye dek görülmemiş ölçüde hızlı çözümlenmesiyle, ortalığa salkım saçak bir yığın -kartvizitleri soru işaretli- adın dökülmesini; Washington'un saklı gözlükleriyle de değerlendirmeye çalıştıktan sonra, yine düşünürdü.
Başbakan Tayyip Bey'in Çankaya'ya çıkma umudunu sıfırlamak için, Türkiye'de arsenikli çalkantıları yoğunlaştırmaya ve bunun için de birtakım esrarengiz örgütleri kullanmaya gerek var mı, yok mu?
Dış etkenlerden ötürü sarsıntı geçiren ekonomi, askeri hareketlenmelerin artırdığı harcamalarla tam bir depreme uğrarsa...
IMF de, ekonominin istikrarı için baskısına biraz daha baskı eklerse...
Başbakan Tayyip Bey, Çankaya umudunu ertelemeye başlayabilir...
Ertelemezse de, kendi partisi içindeki devedikenleri yaygınlaşabilir.
Böyle bir sonuca ulaşmak için, eski Gladyo döküntülerinin cinayetli kurnazlıklarına gerek yoktur.
***
Çankaya için militarist kanatta tomurcuklanan ihtiraslara gelince...
Susurluk tipi kepazeliklerin biraz daha saydamlaştırılması ve bu tür sorunların çözümüne kimlerin, hangi nedenlerle yanaşmadığının sansasyonel bir biçimde somutlaştırılması ve dünya medyasının Türkiye'deki gizemli kördüğümlerin üstüne projektör voltajını yükseltmesi, o kanattaki tomurcuklanmış ihtirasların da ateşine soğuk sular döker...
Ve Çankaya'ya kimsenin karşı çıkamayacağı bir aday bulunur; örneğin üst düzey bir hukukçu olan Sami Selçuk benzeri...
***
Yarattığı dedektif tipi, kendisinden daha ünlü olan Conan Doyle, "Esrarı çözümlenmemiş siyasal cinayetler ülkesi" diye bir roman yazsa, bu tür bir satranç taktik ve stratejisi içinde örgülerdi yapıtını...
***
Siyasal senaryolar, komplo teorileri ve çeşit çeşit varsayımların çok dışında olan bendeniz; "En büyük Türkiye, başka büyük yok" sloganlarına, bir de Şerlok Holmes büyüteciyle bakma fantezisini paylaşmak istedim sizlerle sadece...
Gerilimler, olaylar ve çalkantılar çok daha başka türlü geliştiğinde; dileriz Şerlok Holmes fantezisini bile yeğleyecek bir öksüzlüğe düşmeyiz...
c.altan@prizma.net.tr
|
|