|
Barış özlemi!
ŞARM EL ŞEYH, Kızıl Deniz
Nereye başını çevirsen, barış sözcüğü göze çarpıyor. Hangi konuşmayı dinlesen, barış sözcüğü kulağa çalınıyor.
Hiç dinmeyen barış özlemi!
Ne yazık ki öyle.
Bu diyarda, bu topraklarda bin yıldır barış değil savaş rüzgarları estiği için öyle...
Barış Yolu'ndan geçerek Dünya Ekonomik Forumu'nun yapıldığı kongre sarayına gidiyoruz. İçiçe güvenlik kordonları. Kaç kez durduruluyor minibüs. Burnu hassas kurt köpekleriyle, aynalarla bomba araması yapılıyor.
Terör belası!
Bitmiyor bu diyarda.
100'ler Meclisi'nin tartışma konusu eğitim yoluyla barışın yollarını döşemek... Ders kitaplarını değiştirerek toleransa açık insanlar yetiştirmek... Ya da barış kültürü nasıl oluşur, buna daha çok kafa yormak...
Biri diyor ki:
"Çeşitlilikten, farklılıktan, kozmopolitizmden korkmayan, bunların zenginlik olduğunu bilen nesiller yetişmeli bu dünyada..."
Lord Clifton'ın, İngiliz Canterbury Kilisesi'nin eski başkanının söyledikleri, bende yalnız Ortadoğu'yu değil, bugünün Türkiye'sini de düşündürüyor:
"Dünyayı kutuplaştırmak yerine daha yaşanır kılmak lazım."
Forum'un konusu da bu.
Ortadoğu'yu yaşanır kılmak!
Ama nasıl?
Lübnan Başbakanı, Filistin için artık klasikleşen deyimi kullanıyor, "Ortadoğu'da sorunların anası" diyor. Doğru. Filistin'i çözmeden değil Ortadoğu'ya, neredeyse tüm İslam dünyasına kalıcı barış ve istikrarı getirmek imkansız.
Ama nasıl olacak?
Önce Filistin, sonra İsrail panellerini izliyorum. Daha sonra da Filistin Cumhurbaşkanı Mahmut Abbas'la, İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni'yi dinliyorum.
Tartışmaların tümü, sağırlar diyalogu. Daha çok tribünlere oynanıyor. Boğayı boynuzlarından tutmaya kalkışan yok gibi. Herkes kendi ezberini tekrarlamakla yetiniyor.
Amerika'ya tepki var.
İsrail'e tepki var.
Haklı nedenlerden kaynaklanıyor tepkilerden bazıları. Ancak, yalnız tepkiyle barışa ulaşmak olanaksız. Arapların da bazı gerçekleri görmeleri lazım.
Filistin sorunu tartışılıyor.
Ama Hamas yok. Yalnız Filistin'in değil, aynı zamanda Mısır'ın, Ürdün'ün, Suriye'nin güçlü örgütü Müslüman Kardeşler yok. Konu Ortadoğu ama İran'dan kimse yok.
Irak'tan da yok.
Filistin'de Hamas'ı yok sayarak bir yere gitmek olanaksız. Müslüman Kardeşler örgütünü yok sayarak Ortadoğu'da barış, istikrar ve demokrasi yollarında yürümek mümkün değil.
Bunun gibi Irak'ta barış ve istikrar yakalanmadan Ortadoğu'ya düzen gelebilir mi?
Ya da İran'ı dışlayarak ne yapabilirsin ki Ortadoğu'da barış adına?.. Irak'ın Şiileri, Lübnan'ın Şiileri, Körfez ülkelerinin Şiileri bir yerde Tahran'a bakmaya devam ettikleri sürece, barış ve istikrar nasıl yakalanabilir ki bu topraklarda?
Bunlar da hayatın gerçekleri...
Ama başka gerçekler de var.
Örneğin, şiddet ve terörü siyaset aracı olarak kullanmayı hâlâ reddetmeyen, İsrail'in varlığını tanımaya yanaşmayan bir Hamas nasıl oyuna dahil edilecek?
Ortadoğu'da o kadar çok yanıtsız soru var ki...
İsrail Dışişleri Bakanı Livni'ye soruluyor, Hamas yüzünden Filistin halkını cezalandırmak akıllıca mı diye... İnsani bir felakete neden olabilecek bu tutumun, Ortadoğu'da nefret tohumlarının daha beter ekilmesine yol açacağı belirtiliyor.
Bayan Livni bilineni tekrarlıyor:
"Teröre meşruiyet tanıyamayız!"
Bu arada Filistin Yönetimi'nde dışişlerinden sorumlu Erekat, "3.3 milyon Filistinli işgal, kuşatma altında yaşıyoruz. Yine bir trajediye doğru gidiliyor. Kim ki Araplar demokrasiye hazır değil diyor, ona ırkçı derim" diyerek tribünlerden alkış topluyor.
İsrail Dışişleri Bakanı'nın tepkisi ise, "İsrail'e yönelik intihar terörizmi ve öldürülen çocuklar" oluyor.
Herkes, malûmu ilân ediyor.
Bir bakıma şaşırtıcı değil.
Çünkü bu topraklarda herkesin kendi meşru acısı var. Ama bu diyarda henüz gerçekleşmeyen, bu meşru acıların karşılıklı olarak tanınmamış olması.
Eksik olan bu.
Herkes sadece kendi acısını yaşıyor, karşı tarafınkini hissetmeye, anlamaya yanaşmıyor.
Taraflar bir türlü:
"Hadi gel, yeterince acı çektik, hep birlikte oturup barış içinde nasıl yaşayacağımıza karar verelim" diyemiyor. Bu olmadıkça, barış nasıl olacak? Hep savaş rüzgarları mı esecek?
Bu topraklar çok zor, çok belalı! Ne bileyim, belki de lanetli...
Ne zaman Ortadoğu'yla ilgili bir toplantı izlesem kafam karışır. O kadar çok soru içiçe düğümleniyor, o kadar sorun içinden sorun çıkıyor ki. Çözümü klişelere, sloganlara sığmayan çetin ve çetrefil bir sorunlar yumağı...
Yine Barış Yolu'ndan geçerek otelime giderken kafamdan bunlar geçiyordu. Şarm El Şeyh'ten dördüncü yazı yarın.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|